Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Kuzey Irak’ta PKK hedeflerine ve kamplarına yönelik operasyonları devam ediyor. Hükümet Sözcüsü Bekir Bozdağ Kandil’le ilgili yaptığı açıklamada, “Her an her şey olabilir” diyor. Kuzey Irak’ta bazı noktaların ele geçirildiği haberleri geliyor.
Hakurk, Bermize, Kalereş ve Sidekan bölgelerini içine alan ve bölgenin fiziki koşullarının en zorlu olduğu Bradost bölgesinde kontrolü tamamen ele geçirildiği ve Kuzey Irak’ta 22 kilometre derinliğe girildiği bildiriliyor.
Kandil, PKK’nın çıbanbaşı... Lider kadro halen Kandil’de konuşlanmış durumda. PKK ile mücadelede Kandil’in bertaraf edilmesi çok büyük önem taşıyor.
Taşıyor ama şu andaki Kandil operasyonunun gerçekten Kandil’in temizlenmesi için mi yoksa seçimlere kısa süre kala oyları gittikçe düşen Cumhur İttifakı’na önemli bir ‘operasyonel katkı’ için mi planlandığını bilmiyoruz.
Ancak Kandil Dağı operasyonunun başarılı olması için yapılması gereken daha önemli bir operasyon, sorulması gereken bir hesap var: Daha önce Kandil’le el sıkışanların devleti, milleti ve terörle mücadeleyi uğrattığı zararın hesabının sorulması ve onlara operasyon yapılması…
Bugün Türk ordusu Kandil yolunda ama dün barış elçilerinin, zeytin dalı taşıyıcılarının, açılım muhiplerinin Kandil’i piknik alanı yaptığı günleri unutmadık.
2013 yılının Mayıs ayında Murat Karayılan’la görüşmek için Kandil’e akın eden ‘devlet onaylı’ onlarca gazetecinin kuyruğa girerek ve PKK’lılar tarafından teker teker aranarak, hatta fotoğraf makineleri ellerinden alınmasına rağmen nasıl sevinç içinde PKK’lıların yanına üşüştüğünü henüz unutmadık. Show TV’den Vatan gazetesine, İhlas Haber Ajansı’ndan Milliyet’e kadar 30’den fazla Türk gazeteci Kandil’de Murat Karayılan’la görüşmek ve açılım denilen balonun ne kadar güzel bir adım olduğu teranesini ondan dinlemek için oraya koştu. Şimdi ise Kandil Dağı’na operasyonu konuşuyoruz!
Oslo’da PKK temsilcileriyle şen şakrak buluşmalar, Dolmabahçe’deki Başbakanlık Ofisi’nden yapılan 10 maddelik açılım açıklaması, Güneydoğu’da PKK’lıların karakol önlerinden silah göstere göstere geçmelerine müdahale edilmeyen gaflet günleri.
Ve o günlerde, aylarda, yıllarda silah depolayan, mevzi kazan, eleman takviye eden PKK’nın Sur’dan Silopi’ye, Cizre’den Nusaybin’e onlarca ilçede kazdığı hendekler, verdiğimiz şehitler...
Bu gaflet sürecinin, bu Kandil’le barış hayalinin, bu Habur’da davullu zurnalı karşılanan PKK’lılar görüntüsünün hesabı sorulmadan, bugün Kandil’e yapılan operasyonun samimi olduğunu düşünebilir miyiz?
Bu hesap sorulmadan, dün barış elçileri gönderdiğimiz Kandil’e bugün asker göndermemizin, ardından yeniden barış elçileri gönderilemeyeceğinin kimse garantisini veremez.
Çünkü son 15 yılımız PKK ile savaşta en kırılgan, en tutarsız, stratejik akıl yoksunu ve bir günü bir güne uymayan politikalarla dolu yıllardır.
Baksanıza daha bir ay önce “Menbiç’i dolaş da gel, yaylalar yaylalar” türküsü söyleyerek Menbiç’e, Sincar’a gitme hazırlığı yapıyorduk şimdi ise Menbiç konusunda Amerika ile anlaştığımız haberlerini sevinçle manşet yaptırıyoruz. Sincar’ı zaten unuttuk! Çanakkale Savaşı’na eşdeğer tuttuğumuz Afrin’in bile artık yandaş medyada tek satır haber değeri yok.
Yahu ikinci Çanakkale Savaşı bu kadar mı kolay unutulacaktı?
Evet, Türk ordusu PKK ile mücadelede başarı kazanmak istiyorsa bunun yolu Kandil’den geçiyor, Kandil’i susturmaktan geçiyor.
Ama Kandil’e zeytin dalı uzatarak ve siyasi emelleri uğruna ülkeye yıllar kaybettirenlerin bu zikzaklarla dolu çizgilerine bakınca, Kandil operasyonunun her an başka bir şekle evrilebileceğini dair kuşkular taşıdığımı da söylemeliyim.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.