Zifiri karanlıkta dipsiz kuyuda kalmak…

FETÖ ve eklerinin bu ülkede açtığı yara yalnızca devlet kurumlarına istila ve işgal şeklinde sinsice saldırarak olmamış, dini ve milli bütünlüğümüze açık bir tehdit, devlet, ordu, hukuka da güveni bitirmiştir.

Yapılan operasyonlarla kurumlardan ihraç edilenler dışında kalanlar ve bunlarla ilişki içinde olan siyasetçi, iş adamı, gazeteci yazar veya akademisyenlerden büyüğünden küçüğüne kendilerini gizlemek için ağız, şekil ve taraf değiştirmiş gibi görünerek yaygın/moda tabirle “kripto” oldular. FETÖ hakkında olmadık hakaretler ve gerekirse kendilerini gizlemek için yem mahiyetinde kendilerinden bazılarını bile harcaya biliyorlar.

Bu durumu gören ve durumdan kendilerine göre vazife çıkaran bazı kişi, grup veya cemaatler ibadetleri hahil olmak üzere eski yaşam tarzında kesintiye veya vazgeçmeye kadar giden tutumlar sergilemekteler. Hatta bazıları yarın kantarın topuzu bana döner diye ibadetini değiştirdi, zikrini kesti, samimiyetini şekle feda etti. Yazıklar olsun…

Mâide suresi 54. ayet şöyledir: “Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, bilsin ki Allah yakında öyle bir toplum getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah’ı severler; müminlere karşı yumuşak, kâfirlere karşı da onurlu ve şiddetlidirler; Allah yolunda mücahede eder, hiçbir kınayıcının kınamasından da korkmazlar. Bu, Allah’ın bir lütfudur, onu dilediğine verir. Allah, geniş ihsan sahibidir, her şeyi çok iyi bilendir.”

Hatırlayın. FETÖ, samimi(!) Hıristiyanlarla sarmaş-dolaş olurken nasıl Allah’ın bu ayetine çapıldı ise, kınanmaktan korkarak inançlarında ve ibadetlerinde çelişkilere düşenler de aynı ayete muhataptırlar.

İçinde olduğumuz bu zamanı Prof. Dr. Haydar Baş Bey, “kuyuda zifiri karanlıkta kalmakla” görülür ve anlaşılır hale getirdi. Yani at izinin, iti izine, domuz etinin inek etine karıştığı, kimin samimi kimin ciddiyetsiz olduğu bilinemeyen bir dönem: Münafıklık dönemi.

Hani, Hz. Peygamber ile yaşanan Medine Mekke dönemi farkı ya da daha doğrusu, Ehl-i Beyt’le birlikte olma veya olmama tercihi… İşte mümin ile münafığın ayrıldığı zahiri ve batıni çizgi bu.

Bugün FETÖ ve fikir aldığı zihniyetle başlayan ve halen devam etmekte olan ama son bir yılda zirve yapan kendisini başka gösterme hastalığı yani münafıklık kol geziyor.

Darbe sonrası meydanlardan gelmeyen bazen orada tutuklanan memurlar, yakını tutuklanınca işini kaybetme korkusu saran ve iktidara kendini yakın göstermeye çalışan patron veya bürokratlar, arpalığımı kaybederim diye yanlışa ve haksızlığı göz yuman dilsiz şeytanlar, muhalefette bile olsa FETÖ nimetlerinden yararlanmak için birilerini harcayan politikacılar veya Cumhurbaşkanı adına söz söyleme yetisi kullanarak kendini gizleyen gazeteciler bu zifiri karanlıktaki kuyunun en dibindekilerdir.

Bu durumdan hiç değişmeyen iki gurup var. Biri çukurda biri zirvede: FETÖ ve avaneleri bu olaylardan önce de münafıkça davranıyordu şimdi de. Diğeri ise öncesinde ve sonrasında değişmeden haklı olan, hakla olan ve karanlığın zifirinin de kör kuyuyu görebilecek ferasete sahip Prof. Dr. Haydar Baş Bey ve ekibi.

Sen hala yanındaki insanından şüphe ederek etrafına basiretsiz, başarısız, sahtekâr ve münafıkları topla sonra da ağla…

Eğer gözü ve gönlü açık olanlara gönlünü açmayacaksan vay sana, vay ülkeye ve hepimizin haline…

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100