Resmen yürürlüğe giren Cumhurbaşkanlığı sisteminde, Türkiye Cumhuriyeti’nin niteliklerini belirleyen Anayasanın 2.maddesindeki “hukuk devleti” ilkesi için ciddi tehlikeler vardır.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin hukuk devleti olduğunu vurgulayan bu anayasa hükmü değiştirilemez! Anayasanın emri budur (madde:4).
Hukuk devleti, tüm işlem ve eylemleri hukuka uygun olan, hukuku tüm devlet organlarına egemen kılan, anayasaya aykırı durum ve tutumlardan kaçınan, yönetmelik, tüzük, kararname ve yasaların üstünde; anayasa yapıcı ve kanun koyucunun da bozamayacağı temel hukuk ilkeleri bulunduğu bilincinde olan devlettir.
Hukuk devletinde öncelikle hukukun temel ilkeleri, anayasa ve yasa hükümleri uygulanır.
Kanun yapma yetkisi (yasama) Türk Milleti adına Türkiye Büyük Millet Meclisi’nindir. Bu yetki devredilemez (Anayasa, madde:7).
Cumhurbaşkanlığı sistemine bakıyoruz;
Cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi, parlamenter sistemdeki Bakanlar Kurulu tarafından çıkarılabilen olağan kanun hükmünde kararnamelerle kıyaslandığında: Kanun Hükmünde Kararname, Türkiye Millet Meclisi’nin Bakanlar Kurulu’na vereceği yetki yasasına dayanılarak çıkarılır ve Resmi Gazete’de yayınlandığı gün Meclis’in onayına sunulurdu. TBMM’nin onaylamadığı Kanun Hükmünde Kararname yürürlükten kalkar, geçerli olmazdı. Yeni sistemde Cumhurbaşkanı, Meclis’ten yetki ve onay almaksızın, doğrudan yürürlüğe giren kararnameler çıkarabilecektir. Bu durum, Anayasa’da belirlenen yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine (madde:7) aykırıdır.
Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecek alanlar oldukça geniş tutulmuştur. Bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulması yasayla düzenlenmesi gereken konular iken, yeni anayasal düzlemde Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenlenecektir.
Torba yasalarla pek çok alanın Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenleneceği hüküm altına alınırken, yasayla düzenlenen Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği’nin teşkilatı ve görevleri de kararname ile düzenlenecektir.
Yasama organı Parlamentonun yürütme organını denetlemesi çıkmaza sokulmuş; gensoru ve sözlü soru yolları kaldırılmıştır.
Cumhurbaşkanının, yardımcılarının ve bakanların cezai sorumluluklarına gidilebilmesi için dikenli yolların aşılması gerekiyor, şöyle ki;
Meclis soruşturması açılabilmesi için, tıpkı anayasa değişikliğinde olduğu gibi TBMM üye tamsayısının beşte üç çoğunluğu aranmaktadır. En az 360 milletvekilinin evet demesi gerekecektir.
Yüce Divan’a sevk kararı ise Meclis üye tamsayısının üçte iki çoğunluğu yani 400 oy gerektirecektir.
Görülüyor ki, imkânsıza varacak bir zorluk var.
Meclis’in yürütmeye karşı kullanabileceği bir denetim aracı olan bütçe yetkisi de etkinliğini kaybetmiştir. Cumhurbaşkanı tarafından sunulacak Bütçe Kanunu Teklifi, TBMM’de süresinde görüşülüp yürürlüğe konulamaması halinde bir önceki yılın bütçesi yeniden değerleme oranına göre arttırılarak uygulanacaktır. Böylece, yürütme organı bütçesiz kalmayacağı için, yasama da, bütçeyi yürütme organına karşı denetim aracı olarak kullanamayacaktır.
Adım adım kararname devletine doğru hukuk devletinden uzaklaşmaktayız.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.