Ne oldu da, bu Katar birden bire “terörist ülke” gibi anılmaya başlandı. Suud’u, Mısır’ı başta olmak üzere, Arap ülkeleri hava sahalarını kapattılar, diplomatik ilişkileri kestiler.
Suriye’de hep birlikteydiler. Suud ile yedikleri içtikleri ayrı gitmezdi. Suriye’deki kirli savaşı birlikte finanse ettiler. Esad’a hep birlikte “Esed” dediler.
Ne oldu bir anda?
Katar’ın, bir gecede feleği şaştı!
Bir tek İran ve İbadi, “Katar’ın yanındayız” dedi. Türkiye’nin bir şey diyecek takati bile kalmadı. “Üzüntülüyüz” dedi ve bir telefon trafiğine girdi.
Türkiye etkili olur mu, sanmam. Çünkü olay, Türkiye’yi çok aşıyor. ABD, işin içinde… Karar, Trump’ın kılıç dansına katılmasında ve birlikte küre çevirmelerinde verilmişti.
Trump, tüccar biri… 19 Trilyon dolar ABD borcunu, Araplara ödetmek istiyor. Suud, 380 milyar doları bayılınca, adam yerinde duramadı dansa kalktı.
Benim, sonuçtan yola çıkarak olayları değerlendirmek gibi bir alışkanlığım var. Yani bir olayın sonucunda, kim ne elde etti ona bakar, faili bulurum.
Suudi Arabistan, Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Mısır, Yemen, Libya ve Maldivler, Katar ile ilişkilerini kestiler. Ardından İsrail savunma bakanı Liberman, “İsrail’e büyük fırsatlar doğdu” diye açıklama yaptı.
Zaten İslam dünyasında her taş, İsrail için yerinden oynatılır, bu böyle biline.
Suud’un yanında bir lokma gibi duran Katar, Suud, ABD adına ne isterde yapmaz. Mutlaka çok önemli bir şey istedi. Kabul edilmeyecek bir şey! Hemen söyleyelim: İran’la arasını açmasını istedi.
Katar, her konuda Suud ile birlikteydi ama İran konusunda değil. Çünkü İran’ın kontrolünde olan Hürmüz Boğazı’na ihtiyacı var. Suud ile İran arasında, bir denge politikası izliyordu.
Hamas ve Müslüman Kardeşler örgütleriyle arası iyidir. Hatta Hamas, Suriye’deki merkezini Katar’a taşımıştı,  bizim “dört parmak” siyasetinin de etkisiyle. Mısır ile Suud’un şuan birlikte hareketinde, önemli bir faktör olmuştur, Müslüman Kardeşler olayı.
Aslında Katar, dış politikada bizim AKP ile siyam ikizi kadar benzerler birbirlerine. ABD ve İsrail ne isterlerse yaparlar, Suriye’de filan hemen her konuda aynıdırlar. 
Şimdi zurnanın “İran” dediği yere geldik!
ABD istiyor diye İran ile kötü olmak, bizim iktidarın yapmayacağı bir şey değil ama bu konuda direnen bir “devlet aklı” var. ABD ne isterse yaptık, Suriye’de halimiz malum… “Artık yeter” diyen bir irade olduğunu düşünüyorum.
Mesela şuan ABD için, PYD’yi de sineye çektik, farkında mısınız?
“ABD silahları bize doğrultulursa, karşılığını veririz” noktasına geldik. “ABD bize güvence verdi!” diye, oturdular yerine.
ABD, Irak’ta da güvence vermişti, ne oldu?
Barzani devlet oldu.
“Almanya, FETÖ’ye kapılarını açıyor” diye İncirlik’ten gönderiyoruz ama FETÖ’nün başı ABD’de, hiç somut bir adım yok.
ABD, silahlarıyla helikopterlerimiz düşürülüyor, daha silahların bize dönmesini nasıl bekliyoruz?
Demem o ki; Dananın kuyruğu İran konusunda kopacak. 
Hükümet önümüzdeki günler İran ile işleri gererse, anlayın ki, ABD’nin Katar üzerinden AKP’ye verdiği mesaj, yerini bulmuş. “İran ödevi” yerine getiriliyor.
Yok, Katar gibi İran konusunda diretir, mevzi almaz, işte o zaman “kılıç dansı” bize nasıl yansır göreceğiz. Bu ABD, böyledir!
Yaslanırsın, bir gün ansızın çekilir!
Düşersin!
Ayıya yaslan, ABD’ye yaslanma!
Bizimkiler yaslanmadı, oturdu!
ABD’ye güvendiler, bir süre dünyada yüzleri “ak” oldu, sonra işler BOP oldu!
Ne diyelim; 
Allah, devleti ve milleti düşürmesin. Yani hükümet öyle bir sıkışık ki, yılana sarılması, hiçbir şey!
Zaten hep, yılana sarıldılar. 
Hep, sokuldular!
Hep, kandırıldılar!
Türkiye, Katar ile “stratejik ortak” adeta. Öyle ki birlikte, Karadeniz yaylalarına bile çıktılar. “Katar karagün dostu” dediler. Siz anlayın artık, bu dostluğun “duygusal” boyutunu!
Katar’ın Türkiye’de dolaşan çok sıcak parası var. Ve Katar, bu paraları emin olun ABD izniyle verdi. Türkiye’de sıcak para, İran için çekilmeyip, bekletiliyor.
Türkiye ne yapmalı?
Bir kez daha mı “ABD” demeli?
Türkiye; Katar’a söylüyorum Türkiye sen anla!” mesajına karşılık, İncirlik’ten ABD’yi kovsun. İran, Irak, Suriye ve Rusya ile bölgesel bir ittifaka girsin.
NATO’dan çıksın. 
ABD, istiyor diye bir Şii-Sünni savaşına girmek veya taraf olmak, İslam’a da, coğrafyaya da, tarihe de, Müslümanlara da büyük bir ihanettir.
Türkiye istese oyunları bozabilir. Coğrafyası ve tarihi, kendine bu fırsatı veriyor. 
Peki, iktidar bu dediklerimizi yapar mı? Hiç sanmam. Aklından bile geçirmez. Rüyada görsünler, dudaklar uçuklar. Yalnız şu kadarını söyleyeyim: 
Bu ülke hepimizin ve hepimiz aynı gemideyiz. Bu konularda siyaset olmaz. Prof. Dr. Haydar Baş, bu ülkenin tek çıkış kapısı… ABD’yi değil, bir kez de Haydar Hoca’yı dinleyin!
Elin sıcak parasıyla olmaz!
ABD’nin dolar ipini, dünyada başına dolayan bir kişi çıktı. İnat etmeyi bırakında, Baş’a dönün kardeşim!
Ekonomik önlem alın. Cepheyi içerden sağlamlaştırın.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
ali 2017-06-07 10:51:35

teşekkürler