Abide?i Hürriyet Meydanında Prof. Dr. Haydar Baş?ın konuşmasını dinlerken, temel iki vurgu dikkatimizi celbediyor. Baş, Türkiye?nin ekonomi politikasına yön verenlerin sürekli olarak Türk parasının değerini düşürdüklerini, buna karşı doların, yani ?yabancı paranın? değerini yükselttiklerini söylüyor.

Kendi paramız sürekli değer kaybediyor, yabancı para sürekli değer kazanıyor.

Prof. Dr. Haydar Baş?ın konuşmasında diğer vurguda çok önemli; Trabzon?daki mitingde de söyledim. 24 saatte iktisadi buhranı aşarız. Hiçbir Allah kulu gelip bu nedir diye sormadı. Neden sen Avrupa?dan, Amerika?dan adam ithal ediyorsun, bana niye sormuyorsun?.

Türkiye?de ?milli parayı? değersizleştirenler, kendi paralarına güvenmeyenler ?kendi insanlarına? da güvenmiyorlar.

Yani kafa aynı kafa; paraya değer vermeyenler de, kendi insanlarının çözümlerine değer vermeyen de aynı kafa. O kafaya göre çözüm dolarda ve ABD?de. Türk parasında ve Türk insanında değil.

Zaten Türkiye?nin içine düştüğü problemlerin temel~|~i de ne ekonomik, ne siyasi kökenli. Temel sebep kendinden, kendi değerlerinden, kendi özünden korkan, hatta nefret eden bir yönetici elit kadronun başımıza musallat olmasından dolayı böylesine inim inim inliyoruz.

?O kafaya? göre Türkiye?de değer sahibi olman, itibar görmen, projelerine itibar gösterilmesi için ?kökünün dışarıda olması? lazım. Hele hele ?deden şehit? ise hepten yandın demektir.

Kemal Derviş?in şortla Ankara?yı gezmesinin ?hurra!? diye alkışlanması da, tenis kortunda raket sallaması da, karısı Catherine?in gazetelerin birinci sayfasında yer bulması da bu psikolojiden kaynaklanıyor.

İçerde itibar görmenin yolunun dışardan geçtiğini gören pek çok eski muhafazakar ve ?sahte milliciler? de soluğu hemen Amerika?da alıyorlar:

Melih Gökçek parti kurma hazırlığı yapıyor, ver elini Washington. Soluğu hemen Yakındoğu Araştırmaları Merkezi adlı Yahudi lobisinde buluyor. Makovski?nin tezgahında konuşmalar yaparak, Türkiye?deki bir siyasi oluşum için Amerika?daki Yahudi lobilerine el açıyor.

Recep Tayyip siyaset hazırlığı yapıyor, ver elini Amerika. Aynı merkezleri ziyaret, aynı odaklara el açma, aynı rezalet manzaraları.

Dışarıya karşı duyulan bu aşırı bağlılık, sonuçta belli mevkilere gelince, oraların servis elemanı olmak gibi bir tabii durumu doğuruyor.

Kendi ülkenin menfaatini değil başka ülkelerin menfaatini birinci planda tutuyorsun, kendi ülkenin parasını değil başka ülkelerin parasını koruyorsun, kendi ülkenin ürününe değil başka ülkelerin ürününe pazar hakkı tanıyorsun, kendi insanına değil, başka ülkelerin insanlarına değer veriyorsun.

Herkesin, beslendiği kaynağa hizmet etmesi çok doğal aslında.

Prof. Dr. Haydar Baş?ın kaynağı Türk Milleti. Bu milletin özü, bu milletin değerleri, inancı, kültürü, tarihi, geleneği, şarkısı, türküsü, horonu... Ve O?nu sevenlerin kaynağı da Türk milleti.

Dolayısıyla, Türkiye?de bu milletin değerlerini özümseyenlerle, bu milletin değerlerine karşı olanların kaynakları farklı farklı.

Bir kaynağın ucu sınırları aşıp Londra?ya, Washington?a uzanıyor, öbür kaynak İstanbul?a, Urfa?ya, Trabzon?a.

Ve bu devlet tarih boyunca geçirdiği her türlü badireyi ?kendi özünden, kendi kaynaklarından fışkıran? çözümlerle aştı.

Yine öyle olacak.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100