AB ile yaptığımız mülteci pazarlığının Türkiye açısından “mükemmel geçtiği” söyleniyor. Başbakan Davutoğlu, Avrupa ile “Kayseri pazarlığı” yaptıklarını gururla anlatıyor. Malumunuz Kayseri tüccarı iyi pazarlıkçıdır ve para işlerinden iyi anlar.
Ama mülteci görüşmelerinde hiç de Kayseriliği andıran bir sonuç çıkmadığı görülüyor. Adamların önünde dilenci gibi oturup “birkaç milyar dolar daha verin” demekten öte bir şey yapmadığımız anlaşılıyor. AB ise ne daha önce söz verdiği 3 milyar doların tek bir dolarını aktardı ne de 3 milyar Euro ilave para isteğimize onay verdi.  Ne de vize muafiyetinde kesinleşen bir şey var.
Aşağıdaki ifadeler bizzat başbakana ait:
“Dediğimiz şey şu: Biz Ege’de yakalanan mülteciyi Suriyeli değilse ülkesine göndeririz. Suriyelileri de kampa koyarız. Bunun karşılığı bizim aldığımız her Suriyeli için bir başka Suriyeliyi mülteci olarak Avrupa’ya alırsınız.
Nasıl seçilecek?
Onu AB yapacak. Aralarında zaten bir kota dağılımı var. Böylece, ‘Ege üzerinden ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya gidebiliriz’ ümidini kırmış oluyoruz. Giden herkesi geri alıyoruz.”
Davutoğlu, tam da AB’nin istediği gibi Ege’de yakalanan bütün mültecileri geri almayı kabul ettiklerini, bunun yerine “AB’nin kendi seçeceği mültecileri Avrupa’ya göndereceklerini” söylüyor.
Böylece AB’ye gidecek mültecilerin “eğitimli vasıflı, dil bilen, Avrupa’ya entegrasyonda” sorun yaşamayacak olan kişilerden seçileceğini itiraf etmiş oluyoruz.
Ancak kamuoyunda bu konuda oluşan endişe üzerine AB bakanı Volkan Bozkır, “AB’nin Türkiye’den yasal yollarla mülteci alma işlemi sırasında “10 mühendis, 7 doktor seçeyim” şeklinde bir tabloyu kabul etmediklerini ve seçimi BM Mülteciler Yüksek Kurulu sistemi içinde değerlendireceklerini” söyleme gereği duydu.
Oysa başbakan “seçimi AB’nin yapacağını” bizzat açıklayarak Bozkır’ı yalanlıyor.  Zaten anlaşma metninde, iade edilecek mültecilerin Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Kurulu’nun sistemi içinde değerlendirileceğine dair tek bir kelime yok. Bugüne kadar Birleşmiş Milletler’in mültecilerle ilgili hiçbir şartını yerine getirmeyen ve bu insanlara adeta hayvan muamelesi yapan AB ülkelerinin farklı bir tutum içine girmesi mümkün değil.
Hülasa ortada bir Kayseri pazarlığı yok.
Alınan hiçbir şey yok ama verilen onlarca taviz var.
Dün, “Avrupa, daha fazla mülteci almamızı istiyor, biz enayi miyiz?”diye bağıranlar, AB’den yine gol yedi.
Bunun arkasında Türkiye’nin Uluslar arası Ceza Mahkemesi’nde yargılanma ihtimaline karşı Avrupa’nın desteğini almış olmamız mı yatıyor acaba?
Bizim Kayseri pazarlığımız masal çıktı ama karşımızdakiler çok fena bir Salomon pazarlığı yaptılar.  
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
Memduh TOPRAK 7 ay önce

Çocuk, -Baba bana beş lira versene. Kayserili Baba, -Neeeh!.. döört lira mı? -Üç lira senin neyine yetmiyor? -Al sana iki lira, deyip bir lira verir. Bizim bildiğimiz Kayserili çocuğuyla bile böyle pazarlık yapardı.

Avatar
cemal 7 ay önce

Avrupa ve pazalik.!!! Avrupanin kapisinda 50 yildan bu yana bekleyenle pazarlik yapmazlar!! Emir verir yaptirilar adama. Bunlarda emir alip geldiler. 50 yildan bu yana hep böyle oluyor

Avatar
cemal 7 ay önce

Hollanda li Bayan Profösör Milli Ekonomi Modelini okuduktan sonra avrupa halki olarak sömürüldügümüzü anladim diyor. !!!!!

Avatar
cemal 7 ay önce

Ey Muslüman Türk Milleti, Milli Ekonomi Modeli Mimari Prf Dr Haydar Bas Hocaya saip cikarsan kendi hakkinada sahip cikmis olursun!! Cocuklariyin gelecegi icin bunu yapmalisin

Avatar
Yücel ÖZKAN 7 ay önce

Yarım yüzyıldır NATO-AB-İsrail Şeytan Üçgeni emreder, Ankara yerine getirir. Bazıları da 1000 yıllık devletten !!! söz eder.

banner100