Bugün Kerbela’nın 1335. yıldönümü…  
Peygamber neslinin katledilişinin üstünden 13 asır geçti.  
Kerbela’da kuşatma altına alınan Hz. Hüseyin ve beraberindekiler, Muharremin onuncu günü büyük bir katliama tabi tutuldular.  
Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt evlatlarının etrafında 75 kişi vardı, Yezit’in ordusu ise 30 bin kişinin üstündeydi. Peygamberimizin Gadir günü Hz. Ali’yi halife olarak ilan ve tayin edişinin üstünden yarım asır geçmişti.  
Hz. Hüseyin miladi 680’de, Muharremin onunda Cuma vakti öğleden sonra şehit edildi. Şehadet anında vücudunda otuz üç mızrak ve otuz dört kılıç yarası vardı.  
Şehadetinden sonra mübarek başını gövdesinden ayırdılar.  
Bu kadarla da kalmayıp bedenini atlara çiğnettiler.  
O gün Hz. Hüseyin’in ashabından 72 kişi şehit oldu. Şehitlerin 23’ü Hz. Hüseyin ve ev halkı idiler.  
İnsanlık tarihi böyle bir katliam görmemiştir.  
Hz. Zeynep kardeşinin katliamından sonra şöyle feryat ediyordu: 
“Ah Muhammed! Ah baba! Ah Ali! Ah Cafer! Ah Hamza! Bu Hüseyin’dir. Tek başına kalmış, uçsuz bucaksız meydanda Kerbela’da yere yıkılmış, kimsesiz… Keşke gök yerin üzerine yıkılsaydı! Keşke dağlar paramparça olup ovalara saçılsaydı!” 
Hz. Zeynep kendisi ve kardeşi için şu duayı buyurdu: 
“Allah’ım! Bu kurbanı kabul et..”  
(Hayatü’l İmam Hüseyin, c3s. 304) 

Sakife ve Kerbela 
Peki, hadiseler nasıl bu noktaya geldi? Esasen Kerbela faciasının köklerini Sakife’de aramak gerekir.  
Bilindiği gibi Sakife’de Peygamberin açık ve net emri yok farz edilmiş, Peygamberimiz açıkça Hz. Ali’yi kendinden sonraki halife olarak ilan ettiği halde, Hz. Ebubekir halife seç(tir)ilmiştir. Hz. Fatıma, “Vahyi asıl kaynağının dışına çıkardınız, başkasının devesini damgaladınız” buyurarak bu hakikati ifade etmektedir. 
Eğer emanet o zaman ehline teslim edilmiş olsaydı, Emeviler bu kadar güç kazanamayacak ve hilafeti elden ele dolaşan bir güç haline getiremeyeceklerdi. Zira bilinen bir hakikattir ki Hz. Ömer döneminden beri Muaviye ve Ümeyyeoğulları Şam’da devlet içinde devlet haline dönüşmüşlerdi. Bu durum Hz. Osman döneminde zirveye çıktı. Hz. Osman’ın şehadetine de liyakatsız Emevi valileri zemin hazırladı. 
Daha sonraki yıllarda fitne İslam toplumunu sardı. Hz. Ali iç karışıklıklarla uğraşma zorunda kaldı ve sonunda şehit edildi. Hz. Hasan zehirlendi. Ardından iktidar tamamen liyakatsiz insanlar tarafından ele geçirildi. İnsanlar haklıdan değil güçlüden yana tavırlarını koydular. Neticede Sakife’de yaşanan bu açı sapması Kerbela’da doruğa ulaştı. Ve bu büyük facia meydana geldi. 
Kerbela 13 asırdır kanayan bir yaradır. Aynı zamanda kıyamete kadar hak ile batılın arasını kesin hükümlerle ayıran bir hadise olarak tarihe geçmiştir. 
O gün kendini feda eden Hz. Hüseyin ve Ehl-i Beyt evlatları tek başına da bile olsa Hakkı savunmanın sembolü olmuşlardır. 
Çünkü hak yalnız da olsa Hak’tır. Batılın arkasında milyonlar da olsa batıldır. Mesele Hakk’ın müdafaasını yapacak imana sahip olabilmek… 
İmam Hüseyin geride kalan kardeşine ve Beni Haşim kabilesine yazdığı mektupta: 
“Allah’a hamd ve Peygambere salât ve selamdan sonra… Dünya sanki hiç vücuda gelmemiş, ahiret ise ebedidir..” diyordu. 
Hz. Hüseyin Kerbela’da bu iman sebebiyle boyun eğmedi.  
Gadr-i Hum’da Allah ve Resulü tarafından kendi nesline verilen bir hakka sahip çıkmak adına boyun eğmedi. 
30 bin kişilik bir ordunun karşısında başka kim böyle bir duruş sergileyebilir? 
Hz. Hüseyin halkın kendisini yalnız bırakacağını anladıktan sonra bile geri dönmeyi düşünmemiştir. Arap şair Ferezdak; 
“insanların kalpleri seninle ama kılıçları Ümeyyeoğulları ile” diyerek insanların içinde bulunduğu hali ortaya koymuştur. 
Eğer insanlar o dönemde Hakk’ın yanında saf tutmuş olsalardı muhakkak ki sonuç çok farklı olacak, Kerbela faciası belki de yaşanmayacaktı.  
Günümüz dünyasında ümmet olarak bizler bu tabloyu doğru okuyabilmeliyiz.. Dün Kerbela’da kafa kesen Yezidi mantık, bugün farklı isimler altında İslam coğrafyasında kol geziyor.  
İyi bilelim ki haçlı dünyasıyla aynı safa geçip Müslüman’a namluyu doğrultan zihniyet, Hz. Hüseyin’i şehit eden zihniyetle tamamen aynıdır. Irak, Suriye, Afganistan, Filistin vs. İslam âlemi kan ve gözyaşı içinde iken bu tablonun sorumlularıyla bir ve beraber olanların, bir ve beraber olanlara destek verenlerin, sonra da 10 Muharrem’i yad etmekten bahsedenlerin Hz. Hüseyin’le ne alakası olabilir? 
Bugün, Kerbela’yı analım.. 
Hz. Hüseyin ve yarenleri için gözyaşı dökelim.. 
Ve saflarımızı doğru belirleyelim ki mahşer günü Ehl-i Beyt’in şefaati bizimle  olsun.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100