AB?nin, özellikle Yunanistan?ın baskısıyla üyelik müzakerelerinde önümüze devamlı surette getirdiği, öncelikle halledilmesini istediği sorunlardan birisi de Kıbrıs meselesidir. Tam üyelik için verilmesi gereken tavizlerin başında gelen Kıbrıs?ın, Helsinki görüşmeleri sırasında açıkça istendiği konuşulanlar arasındadır.

Devletimizin kısa bir süre öncesine kadar asla taviz vermeyeceği konuların başında gelen Kıbrıs, tarihi her zaman Türklerle anılan bir ada olmuştur.

İlk defa Hz. Ömer zamanında İslam topraklarına katılmış, 1571?de de Osmanlı hakimiyetine girmiştir. Osmanlı Devleti?nin zayıflamasını fırsat bilen İngilizler adanın egemenliğini ele geçirmişler, Kurtuluş Savaşı sonrası, 1924 Lozan Konferansı sırasındaki görüşmelerde de yeni Türk Devleti?nce de, İngiltere?nin hukuki hükümranlığı resmen tanınmıştır.

Bu tarihten sonra devreye giren Yunanistan, İngilizlerin desteğiyle adadaki Rum nüfusunu hızla arttırmış, Enosis olarak adlandırılan, adanın Yunanistan?a ilhakı emellerini günde~|~me getirmiştir. Sorunun devamlı surette uluslararası platformlarda halledilebileceğini söyleyerek, Kıbrıs meselesini 1954?de Birleşmiş Milletler?e götürmüş, 1955?den itibaren de Türk nüfusuna karşı saldırılara başlamıştır.

1960?da Türkiye, Yunanistan ve İngiltere?nin garantörlüğünde Kıbrıs Cumhuriyeti kurulmuş, Rumların Akritas planı denilen adadaki Türklerin toptan imhasını içeren projelerini uygulamaya devam etmeleri üzerine, Türkiye garantörlük hakkını kullanarak, 15 Temmuz 1974?de adaya çıkarma yaparak, % 40?lık bir bölümü Türklerin hakimiyetine almıştır. 1975?de bu bölümde Kıbrıs Türk Federe Devleti kurulmuş, 1983?te de federe devlet, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti adı altında bağımsız bir devlete dönüştürülmüştür.

Bağımsızlık ilanı, Kıbrıslı Rumların Enosis idealini durduramamış, Hıristiyan Batının şımarık çocuğu Yunanistan bu hayalinden asla taviz vermemiştir.

Bugün de meseleyi ancak uluslararası platformda çözmeliyiz dayatmaları, Batı?nın kendi yanında yer alacağına olan güvencesinin tam olmasındandır. KKTC?nin uluslararası alanda tanınmaması bunun bir göstergesidir.

Hıristiyan dünya için ayrı bir yeri olan Yunanistan, masa başında Kıbrıs?ı ve Kıbrıs Türklerini tek kalemde yutmak istemektedir.

Buna karşılık adadaki Türkleri çok değil, 27 yıl evveline kadar canıyla koruyan devletimizin son günlerde sergilediği politikada değişiklikler görülmektedir.

AB?ne girebilmek için, Kıbrıs üzerindeki garantörlüğünü, oradaki milleti, tarihi, dili bir kardeşlerini unutmuş gibidir. Türkiye?nin sergilediği bu tavır Yunanistan?a yarayacaktır.

Yunanistan ve topyekün Batı, hatta müttefikimiz bildiğimiz ABD, Güney Kıbrıs?taki Rumların adanın tek sahibi olduğunu düşünmekte, Türkler ise onlara göre işgalci konumundadır. Uluslararası alanda adayı temsile yetkili olan Kıbrıs Rumlarıdır tezini empoze etmektedirler.

KKTC Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş, ?Bu vatan (Kıbrıs) tabiatıyla bizimdir, bizi destekleyen ve tanıyan Türkiye?siz bu vatanı bize mezar ederler? diyerek Batı karşısında Türkiye?den beklediği desteği ifade etmekte, Yunan ve Rum basınının kendilerine yandaş bulma, kendilerini haklı çıkarma uğruna konuyu devamlı gündemde tuttukları gibi, meseleye Türkiye Cumhuriyeti Devleti?nin de daha fazla sahip çıkmasını istemektedir.

Türkiye?siz bu cumhuriyeti devam ettiremeyeceklerinin bilincinde olan Kıbrıs Türklerine son günlerde eski ilgimizin kalmadığını ve Batı tarafının Yunanistan lehine çok gündem ettiği bu meselede gittikçe yalnız bırakıldıklarını dile getiren Rauf Denktaş?a bütünlüğümüzün teminatı askerimiz destek vermiştir. Çünkü Kıbrıs, çok uzun yıllar bizim hakimiyetimizde kalmış, devletimizin bugün dahi bir parçası ve parçalanmasının anahtarı olarak görülmüştür.

Meselenin AB?ne alınmak için öne sürülen bir şart değil, yüzyıllardır uygulanan topraklarımızı ele geçirmek ve Türk kimliğimizi silmek olduğundan habersizmiş gibi adayı bir pazarlık konusu noktasına getiren siyasilerimizden de aynı hassasiyeti görmek isteriz.

Kardak kayalıklarını bir kaç taş parçası gören kartel medyasının, ?Birliğe alınmak için Kıbrıs?ı gözden çıkarsak ne olur? tarzındaki desteğiyle siyasi gündemden bir süredir tamamen kalkan konu son MGK toplantısında ele alındı.

Alınan kararlarla, milli meselemiz olan Kıbrıs?a nihayet gereken hassasiyetle sahip çıkılarak, şehitlerimizin kanıyla kazanılan adaya ve oradaki Türk nüfusa, Batının desteğini arkasına alarak kafa tutan Yunanistan?a karşı yalnız olmadığı mesajı verilmiştir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100