Bu ayın sonunda Cenevre’de Kıbrıs’ın kaderini tayin edecek çok önemli bir konferans toplanacak.  KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı, bu konferansın “son durak” olduğunuz söylüyor. Kıbrıs sorununun çözümü adına bugüne kadar geçtiğimiz yüzlerce “oyun dolu” duraktan sonra, Akıncı’nın neden bu kadar kesin bir şekilde son durak dediğinin sebeplerini irdelemeye çalışıyorduk ki aradığımız haber Rum basınından geldi.
Rum Politis gazetesi, Türkiye’nin Kıbrıs’taki askeri varlığını yüzde 80 azaltma sözü verdiğini yazdı. Bir süre önce Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis de çözüm için Türk askerinin çekilmesi şart açıklamasında bulunduğunu hatırlayınca parçalar birleşiyor, Türk askeri olmayan bir Kıbrıs adım adım önümüze konuluyor.
Oysa Türk askeri olmayan Kıbrıs, yok demektir.
Türk askeri olmayan Kıbrıs’ta, Türk’ün güvenliği sağlanamaz demektir.
Ve tam da bu günlerde Kıbrıs davasının büyük kahramanı, rahmetli Rauf Denktaş’ın hasta yatağındaki iken kendisini ziyaret gelen misafirler yaptığı son konuşmasını deşifre ediyordum.
Rahmetli Denktaş o konuşmasında şöyle diyordu:
“Beni yalnız bırakmadınız. En zor günlerde devamlı surette dualarınızla, mesajlarınızla, telefonlarınızla, ziyaretlerinizle bana moral verdiniz. Başınız daima yukarıda olsun. Hiç bir şekilde Türklüğünüzden, Atatürk ilkelerinden taviz vermeyen sizler, gelecek yıllarda da taviz vermeme andınızı devamlı surette yenileyiniz ve ilerleyiniz. Unutmayınız ki devlet demek hürriyet demektir, kendimize hakim olmak demektir. Kimsenin boyunduruğu altına girmemek, ayakta durmak demektir. Devlete sahip olmak, mal sahibi olmak demektir. Bunları unutmayınız.
Devletsiz iseniz çulsuz bir insan gibisiniz. Atatürk “devlet” dedi, “bağımsızlık” dedi. “Bağımsızlık benim karakterimdir” dedi. Bağımsızlıktan asla fedakârlık yapılamayacağını devamlı surette hem söyledi, hem fiilen kanıtladı. Biz onun nesliyiz. Kimse bizi bu yurttan bu vatandan mahrum edemez. Kimse bize “Şuraya git bunu yap, sen şusun, ancak buralar senindir” diyemez. Kimseye böyle bir hak tanımayacağız, tanımıyoruz. Kendinizden emin olunuz. Anavatanınıza güveniniz. Anavatanın bir ağacının bir yaprağına bile zarar gelmemesi için titiz davranınız, duygulu davranınız.
Devlet haysiyettir, namustur, ciddiyettir, varlıktır, bir evlat gibidir. Bugün 20 yaşını aşmış bir evladımız var. Gelişen, büyüyen, güçlenen… Bunun adı Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti olarak kurulmuştur. Bu evladı yaşatmak, buna zarar verenlere “dur” demek hepimizin görevidir. Türklüğünüzle övünün, KKTC’nin varlığı ile gurur duyun. Onu yaşatmanın ölesiye göreviniz olduğunu bilerek yaşayın.”
Denktaş’ın bu son konuşması sayılabilecek sözleri adeta bir vasiyet niteliğinde.
Bir haysiyet, namus, ciddiyet, varlık evlat diye adeta şiirsel bir harikalıkla tanımladığı “devlet” kavramının kurtlar sofrasında kıyımını izliyoruz.
“Güvenin” dediği anavatan, önce askeri azaltma peşinde, sonra toprak tavizi verme peşinde.
“Kimse bize şuraya git” diyemez dediği Kıbrıs’ta, kimin nereye gideceğinin taksimatı çoktan yapıldı.
O büyük adam bütün olup biteni eminim kemikleri sızlayarak izliyordur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
cemal 1 ay önce

Büyük israil devletine giden yolda en büyük engel Kibris Türk Cumhuriyeti ve Türk Askeri. Bu oyunu herkes biliyor. Kimse yemez verilen tavizleri. Millet herseyin farkinda!!

Avatar
Zaur I 1 ay önce

Cemal qardaw kipirde turkiye ile birlesirse qurtulurbu sixintidan
Bu is secimle oy verilir is biiter dusunurem

Avatar
demir 1 ay önce

Kendi tarihine, kendi kültürüne böylesi ihanet içerisinde olan Milletten ne hayır gelir?Vatan hainlerini baş tacı eden Millet belasını bulmamışsa daha ötesi ne?

banner100