Türkiye iç meselelerle boğuşurken ve El Bab-Rakka hattındaki yeni bir 'savaş' tartışmalarına yoğunlaşmışken Kıbrıs’ta başka bir kavga yaşanıyor. 
Kıbrıs’taki kavga aslında bir paylaşım kavgası... KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı bile yaptığı açıklamalarda Rumlara bırakılacak topraklar konusuna ve yerlerinden yurtlarından edilecek olan Türklerin dramına 'alışılacak' bir yeni pozisyon olarak bakıyor.
Akıncı “Herkes işinden ve evinde emin olduktan sonra yer değiştirecek" diyor Cumhuriyet’e verdiği mülakatta (6 Şubat 2016). 
Yunanistan’ın ve Batı'nın yıllardan beri yılmadan ve ısrarla sürdürdüğü Kıbrıs’ı Yunanlaştırma politikası adıma adım uygulama konuluyor. Annan Planı’nda direkten dönen paylaşım planına bugün Türklerin daha da aleyhine olacak şekilde son hali veriliyor.
El Bab ile uğraşırken Kıbrıs’ta olup bitenler gazete sayfalarında haber değeri bile bulmuyor.
Türk askerinin Ada’dan çıkarılması, garantörlük hakkımızın elimizden alınması dahi tartışma masasında.
Türkiye, Astana’da attığı imza gereği Suriye’deki barışın garantörü olmayı taahhüt ettiği gibi Kıbrıs’taki garantörlüğü konusundaki uluslar arası hukuktan kaynaklanan haklarını (Zürih Anlaşması) ortadan kaldıracak hiçbir adımı atmamalıdır.
Sahada kazandıklarımızı masada kaybetmek gibi bir geleneğe sahip olduğumuz dış politika tarihimizde unutmayalım ki, karşımızdaki emperyal güçler, tarihi emellerinden asla vazgeçmeyeceklerdir.
Bugün Kıbrıs’ın Yunan adası olma yönünde adım adım sinsice ilerletilen müzakere sürecine bakınca on dört yıl evvel yazdığım “YavRum Vatan” başlıklı yazıyı hatırladım.
On dört yıl boyunca değişen bir şey yok.
Çekmeceden Kıbrıs dosyasını çıkartıp önümüze koymuşlar, kaldıkları yerden devam ediyorlar.
İşte o yazıdan bir kesit:
“Kıbrıs’ta seçim sonuçları ile ilgili en güzel başlığı Star gazetesi attı.
Başlık şöyleydi: YavRum Vatan!
Seçim sonuçlarına bakıldığında Adanın yarısı Rumlarla birleşmeyi istediği, başlarına bir Rum gelmesine razı olduğu, ekonominin ancak Rumlarla birleşerek düzeleceğine inandığı ortaya çıkıyor.
Eh, böyle bir düşünceye sahip Kıbrıslılar için en güzel başlıkta bu olur zaten: YavRum Vatan!
Girit’in elimizden çıkışı ile yaşadığımız süreci aynen yaşıyoruz. Bu defa gayet demokratik(!) bir şekilde demokratik bir seçimle(!)
Anadolu’nun bir parçası elimizden gidiyor.
Kıbrıs halkının yarısının Rumlarla birleşmeyi savunur hale gelmesi son beş yıl içinde olmuş bir olaydır.
Son beş yıl KKTC’de yapılan yoğun Rumlaştırma çalışmaları sonuca ulaştı.
Bir sonraki seçimlerde Rumlarla birleşmeyi savunan seçmenlerin yüzde 70’lere çıkacağını tahmin etmek hiç de zor olmasa gerek.
Bu sonucun en büyük müsebbibi Kıbrıs’ı yönetenlerdir.
Düşünsenize, Türklerin yaptığı bir seçim Rum bayraklarının ve AB bayraklarının gölgesi altında, Rum partilerinin desteği ile yapılıyor.
Bunu adı KKTC seçimi oluyor!
Rumlarla birleşmeyi ve Annan Planı’nı yegâne çözüm olarak isteyenler Türkiye’yi tamamen defterden sildiler demektir.
İngiliz David Hanney’in Rum iş adamı Yorgo Vasiliu’nun maddi desteği ile Rum savcı Kefalides ile baş başa vererek hazırladığı bu plana Türkler nasıl kurtarıcı gözüyle sarılabilir?
Bu nasıl bir onurdur?” (19 Aralık, 2003, Yeni Mesaj)
Bugünün Kıbrıs yöneticileri de tıpkı dün olduğu gibi 'vererek' Batı'ya yaranacaklarını ve Rumlara yâr olacaklarını zannediyorlar.
Avuçlarını yalarlar.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.