Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimi kazanırsa yapacağı icraatlardan biri belli oldu: Kıraathane!
Erdoğan, açılacak kıraathanelerde insanların kitap okuyacağını, bedava kek yiyeceğini anlatıyor.
Kıraathaneler bugün yaygın anlamda insanların çeşitli kağıt ve taş oyunlarını, hatta küçük çapta da olsa kumar oyunlarını oynadığı müesseseler olsa da, aslında isim olarak çok güzel mesaj veriyor: “Okuma yerleri.”
Osmanlı’da 17. yüzyılın ortalarından itibaren yaygınlaşmaya başlayan kıraathaneler, aslında kahvehane olarak ortaya çıkmış ve aynı yüzyılda yazan tarihçi İbrahim’in kaleminden şöyle tarif edilmiş: “Kahvehanelerde kimileri düşünüyor, kimileri kitap okuyor, kimileri sohbet ediyor, kimileri son çıkmış bir şiir üzerinde müzakere yapıyor…” 
İnsanların oturup düşündüğü kitap okuduğu yerlermiş kıraathaneler, “eskiden!”.
Daha doğrusu adından anlaşıldığına göre böyle olması gerekiyor. Baksanıza tarihçi İbrahim, Osmanlı dönemi kıraathanelerinde insanların bir şiir üzerine müzakere yaptıklarını bile yazmış hatıratında.
Ama bugün kıraathane projesinin aydın, kültürlü, bilgili, düşünen insanlar için bir adres olmayacağı aşikâr.
Düşünen insanlar düşündüklerinin bedelini ağır şekilde ödüyorlar!
Ülkenin profesör olmuş iktidar yanlısı akademisyeni ne diyor: “Ben cahil kesime çok güveniyorum, ülkeyi ayakta tutacak olan onlardır. Okuma oranı arttıkça beni hafakanlar basıyor.”
Üstelik bu ‘cehalet hayranı’ profesör, YÖK Denetleme Kurulu üyeliğine atanarak ödüllendiriliyor.
Cehaleti bu kadar seven ve cahil kalmayı bu kadar teşvik eden profesörlerin olduğu bir dönemde ne diye kıraathane açıyorsunuz ki?
Erdoğan dönemi profesörleri okuyan kesime bu kadar düşmanken ve düşmanlığı açıkça ilan ederken, üstüne üstlük bu cehalet aşkına rağmen bir de “daha üste makama terfi ettirilirken”, kim inanır kıraathanelerde kitap okunacağına?
Sonra insanımız kitap mı okuyor?
Okumuyor.
Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü'nün (UNESCO) verilerine göre Türkiye, kitap okuma oranında dünyada 86'ncı sırada!
Yoksul, aç-susuz Afrika ülkeleriyle aynı kategorideyiz. Daha önce yazdık tekrar hatırlatalım:
Gemide, metroda yolculuk yaparken elinde kitap gördüklerinizin sayısı ne kadar azaldı farkında mısınız?
Neredeyse kitap okuyarak yolculuk yapanlar ‘deli’ gözüyle bakan bir toplum haline geldik.
Herkesin elinde bir cep telefonu habire tuşlara basıyor. Cep telefonunun minnacık camının içinde kayboluyorlar. Dünyadan, hayattan, gerçeklerden kopuyorlar. TÜİK’in verilerin göre kitap okumaya günde 1 dakika ayırıyoruz, televizyon izlemeye 6 saat, internete 3 saat.
Türkiye’de düzenli kitap okuyanların oranı binde 1…
Bu oran İngiltere ve Fransa’da yüzde 21, Japonya’da yüzde 14, Amerika’da yüzde 12.
Elimizdeki resmi veriler insanı kahreden cinsten. Yine TÜİK’e göre Türkiye'de kitap, ihtiyaç listesinin 235'inci sırasında yer alıyor.
Dünyada kitap için kişi başına harcanan para ortalama 1.3 dolarken, Türkiye’de çeyrek dolar.
Erdoğan’ın yönettiği ülkenin insanlarının kitap profili bu. Okumuyorlar.
Okumayan ya da okumaktan uzaklaşacak tarzda bir eğitimden geçen insanlar için ‘okusunlar’ diye kıraathane açmak boş hayal.
Bu insanlar gelirler, daha önce beleş kömürleri aldıkları gibi, beleş kekleri alırlar, beleş kahveleri-çayları içerler, akşama kadar iktidarın yaydığı kuru propagandaları dinlerler ve evlerine dönerler.
Bu da ‘asrın projesi’ olarak tarihe geçer!

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Avatar
kadirbey 2018-06-12 13:56:38

koskoca türkiyenin koskoca cumhurbaşkanını dinledikçe dehşete düşüyor insan bunlar da bu milletten rey alıyor hâlâ en garibi de bu!

Avatar
Sami 2018-06-12 13:31:24

Adamlardan zekâ fışkırıyor bunları mumyalayıp müzeye koymak lâzım.