Türkiye’nin ahvalini görüyor musun ey Türk milleti!?

Yerel, bölgesel ve küresel ölçekte cendereye alındık.

Teslis inancına mensup Hristiyan Haçlı dünyasının kapısında yıllarca pinekledik.

Dünyaya ekonomiyi sil-baştan öğreten ilim, iman ve siyaset adamı Prof. Dr. Haydar Baş hocamızı dinlemedik.

Kendi medeniyetimizi, Alemlere Rahmet son Peygamberimizi ve Tevhid akidemizi unutturdular bize… Dinler arası diyalog masalına kurban ettiler. Darbe üstüne darbe indirdiler devlet ve milletimizin başına.

Bizi bizden, bizi öz değerlerimizden kopartıp diledikleri gibi savurdular.

Maddi-manevi inanç, azim ve gücümüzü yok ettiler.

Topraklarımızda ve bölgemizde hesabı olan ABD ve AB gibi küresel işgalcilerle kolkola girdik, önlerini açtık; bölgemiz ateş topuna döndü. Şimdi ateş ve kaos komşularımızla birlikte bizi de yakıyor.

İçimizi de çürüttüler; binlerce yıllık kardeşi kardeşe düşman ettiler. Zihinleri, ruhları ve gönülleri bölüp parçaladılar.

Birlik, kardeşlik ve Tevhid adamı Prof. Dr. Haydar Baş’a kulak asmadık.

Emaneti ehline vermedin ey milletim.

Vatanı sahipsiz, devleti sahipsiz koydun!

Köpeksiz köy buldular değneksiz geziyorlar…

Halk tabiriyle, dişimizi saydılar; kimisi at sürüyor üstümüze, kimisi it, kimileri şamar atıyor şimdi.

Hakimiyet senin…

İrade senin…

Tercih ve karar senin ise ki, ey milletim, bunda şüphe yok… Bütün bunlar senin iraden, tercihin ve kararın ile oldu, oluyor.

Allah’a yemin olsun ki, bu işlerde vebal sahipleri kadar, sen de vebal sahibisin!

İraden, tercihin ve kararın nispetinde vebal senin ey Türk milleti!

Sen peygambere kulak vermedin…

Hak, hikmet ve hakikat meclisinde bulundun, gördün, duydun; ama işitmedin, yanlışa, yalana gittin. Emaneti ehline teslim etmedin.

Sürüyü kollayanları kurban ettin.

Köyü köpeksiz bıraktın. Şimdi gelen-geçen değneksiz geziyor.

Hz. Peygamber şöyle buyurmuştu:

“Bir hikmet meclisinde oturup da, orada konuşan dostunun konuşmalarından hayır yerine, şerri ve kötülüğü alan kimse şu adam benzer:

Adam, büyük sürüsü olan bir çobana gider. Kesmek üzere bana bir koyun ver, der.

Çoban da ona, işte sürü, koyunların en beslisini, en güzelini al, der.

O adam da sürüye gider, döner dolaşır; koyun diye sürüyü kollayan çoban köpeğini alıp keser. (Vay bu adamın haline…)” (İbn Mace, Sünen, Zühd, H. No: 4172; Ahmed, Müsned, H. No: 10228, 10386).

Sen, Hz. Peygamberin bu hikmetli ikazına da kulak vermedin.

Devleti, milleti, medeniyetimizi sahipsiz bıraktın.

Köyü ve sürüyü çobansız, çoban köpeksiz bıraktın.

Amerika’ından Rusya’sına, Hollanda’sından bilmem kimine, atından itine bilumum âlem köpeksiz köy buldular, değneksiz geziyorlar.

Vatanımızı ve atan evlatlarını, içeride dışarıda dövüyorlar, ısırıyorlar, yiyorlar.

Bunun ağır vebali basit bir pişmanlık ve iki kelimelik dudak tövbesi ile kalkmaz ey milletim.

Aklımızı başımıza, imanımızı yüreğimize devşirip kendimize gelmemiz; çeyrek asırdan beri yaptığı uyarılar tek tek doğru çıkan Prof. Dr. Haydar baş hocamıza kulak ve gönül vermemiz gerekiyor.

Aksi halde ne mi olur?

Gönüller sultanı der ki:

“Eşek, sâhibinden eşekliği yüzünden kaçar. Halbuki sâhibi, onun iyiliğini istediği için peşine düşer./Onu, kendisi bir fayda elde etmek veya bir zarardan kurtulmak için aramaz. Kurt, yâhut yırtıcı bir canavar parçalamasın diye arar” (Mevlana, Mesnevi, II/145).

“O halde eşek kulağını sat, başka bir kulak al ki, bu sözü eşek kulağı anlayamaz!” (Mesnevi, I/83).

“Eşek olduğunu bilmeyen, hakîkaten eşektir!” (Mesnevi, I/229).

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100