Evin önündeki küçük bahçedeyim. Kapı açık. Yoldan geçen biri var.
6 yaşlarında bir kız çocuğu. Sağ elinden tutan 4 yaşlarında, sol elinden tuttuğu iki yaşlarında. Kapının önünden geçerken söylediği söz çok dikkatimi çekti. Sağ eli ile tuttuğu erkek çocuğa şöyle ikaz ediyordu:
“Başkasının evine girilmez. Bunu bil.”
Bu söz nedense beni etkiledi. Gerek çocuğun temiz kalpliliği, gerekse minik kelimelerin ardındaki büyük tembihi dikkatimi çekti.
Aslında bu söz Kur’an-ı Kerim’de bir ayet-i kerime meali. “Ey iman edenler! Kendi evinizden başka evlere, geldiğinizi fark ettirip (izin alıp) ev halkına selâm vermedikçe girmeyin. Bu sizin için daha iyidir; herhalde (bunu) düşünüp anlarsınız.” (Nur, 27).
Küçük abla, Kur’an-ı Kerim’in hayata vaaz ettiği bir emrini kardeşine bildiriyor.
Ayet-i kerimenin devamında şöyle buyrulur: “Orada hiçbir kimse bulamadınızsa, size izin verilinceye kadar oraya girmeyin. Eğer size, ‘Geri dönün!’ denilirse, hemen dönün. Çünkü bu, sizin için daha nezih bir davranıştır. Allah, yaptığınızı bilir.” (Nur, 28).
Allah’ın Kur’an-ı Kerim’deki beyanı ile, ‘nezih davranış.’
Temiz olan, düzgün olan, kulların birbirine davranışlarında en beğenilen, nazik, medeni, karşılıklı ilişkilerde en yakışanı ortaya koymak nezih davranıştır. Hz. Hüseyin (a.s.) buyurdu: “Kendine nasıl davranılmasını istiyorsan karşındakine öyle davran.”
Müslümanların komşusunun, arkadaşının, kardeşinin haklarını bilmesi ve gözetmesi; kapı önündeki nezaketle başlıyor.
Bu küçük kızın aldığı terbiye de bunu gösteriyor.
Karşılıklı haklara saygı, toplumun temel yapı taşlarındandır. 
Mahallelerdeki komşuluğun neşv ü nema bulması buna bağlıdır. Arkadaşlığın, dostluğun kuvveti ve huzuru buna bağlıdır. Ailedeki muhabbetin devamlılığı buna bağlıdır.
Kapı önündeki hak ile başlayan incelik ve haklar yaşandıkça bir milletin adaleti, ahlakı da o derece yücelir. Yücelik, eğitim temelleri ile kazanılacak hak, adalet ve ahlaka bağlıdır.
Tasavvufta edep vardır.
Edebi öğrenemeyen, kalbine yerleştiremeyen yol alamaz.
Yunus’un başını koyduğu kapı eşiğine baş koymadan, kendini bilmeden faziletlere ermek mümkün olmaz.
Öce dergâhı izinsiz terk etmişti. Sonra pişman olup döndü. Kapıya geldi. Hocasının hanımı ona, “Başını şu eşiğe koy, bu kimdir diye sorulur. Ben Yunus derim. Hangi Yunus derse çek git. Bizim Yunus derse kalk destur al” dedi. Yunus başını koyar. Tapduk gelir. “Bu kim” der. Hanımı, “Yunus” der. “Bizim Yunus mu” cevabı gelinde Yunus kalkar ve Tapduk’un eline sarılır.
Kapı ve onun eşiği böyledir.
Kapıyı gözeten, onun hürmetini, kurallarını, adabını bilen koca sarayı da bilir. Kapıyı bilmeyen, tanımayan eşiği ne bilsin.
Medeniyet terbiye ile ayakta durur. 
Bugün bizim yaşayacağımız insan medeniyetine hem kendimiz ve İslam âlemi, hem de Batı muhtaçtır.
Küçük kızın tembihi belki bugün binlerce kendini bilmeyen, anasını atasını bilmeyen, hanımının, beyinin, dedesinin, ninesin, işçisinin, patronunun, amirinin, memurunun… hak ve saygınlığını ihmal edenlere örnek olmalıdır.
Yapılması gereken bu safiyetteki terbiyeyi ihmal etmemektir.
Şairin dediği “saf çocuğu masum Anadolu’nun” budur.
Bu milletin mayası bu yüce ahlakla ayakta durmaktadır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121