Bu haber kez okundu.

12 yıl 6 gün... Dile kolay
Yazı dizimizin . bölümünde adı geçen Hafız Temel Dural'ın seferberlik hikayesi ise daha bir başka olup hayattaki oğullarından Ziya Dural'dan dinledik. Rumi 1305 tevellütlü olan Hafız Temel amca, seferberlik ilanı ile askere alındıktan 6 gün sonra 1. Cihan Harbi çıkmış. Kendisi önceleri iki sene Rus hududunda askerlik, karakol kumandanlığı yapmış. Ruslarla savaşmış. Çok cesur, atak, akıllı hareketleri, stratejik öngörüleri ile bir sıra çavuş iken göz doldurmuş, komutanlarının dikkatini çekmiş. Hatta bağlı bulunduğu kolordunun komutanı Ali İhsan Paşa tarafından bile huzura çağrılmış. Yüzbaşısı tarafından götürülmüş. Ali İhsan Paşa, "Oğlum! Namını duydum. Sen nasıl bir asker isen senin yanındakileri de öyle yetiştirmeni istiyorum. Şu andan itibaren senin subaylık hakkını İstanbul'a yazıyorum. Ama cevap bir ay sonra gelir, iki ay sonra gelir, bilemem" demiş. Bir ay sonra kağıtları geri gelmiş. Kağıtta "Hafız Efendi ne yaptı da subaylık rütbesi istiyorsunuz" diyormuş. Bölüğünde bir avukat varmış. Ne yapmışsa hepsini yazmış, göndermiş. Bir ay sonra terfiyesi gelmiş. Subay olmuş. Bu yüzden de Ziya amca kendi oğullarından birinin adını Ali İhsan koymuş.
~|~ "Biz de Mustafa
Kemal'in askeriyiz"
 "Van'ı üç kere verdik, üç kere Ruslardan aldık" diyen Hafız Temel amca Van'da iki yıl merkez komutanlığı yaptıktan sonra bağlı bulunduğu birlik güneye, çöllere gönderilmiş. Orada İngilizlere karşı savaşırken esir düşmüş. Ziya amca esir kampının nerede olduğunu bilemese de Yemen veya Mısır'da olabilecek bu kamptaki esaret tam iki yıl sürmüş. Mustafa Kemal ismini ilk kez esir olduğu yerde duymuş. Esir kampında iken bir yüzbaşı arada bir dışarı çıkar, bazı ihtiyaçları giderir, gelirmiş. İlk kez ondan, Mustafa Kemal Atatürk'ün Kuvay?ı Milliye harekâtını Anadolu'da başlattığını, devam ettirdiğini duymuşlar. İkinci kez de esaret bitip 3 bin asker 1600 subay gemi ile dönerken Süveyş Kanalında duymuşlar. Gemileri Süveyş Kanalında seyrederken hoca kılıklı biri çıkmış. Onlara, Mustafa Kemal'in, Anadolu'da bir harekât başlattığını, bu harekâtın İstanbul'a isyan mahiyetini taşıdığını, dolayısıyla kendisine ittiba edilmemesi, karşı çıkılması gerektiğini anlatmış. Fakat pek kulak asan olmamış. Hatta "biz de Mustafa Kemal'in askeriyiz" diye onu kovalamışlar. İstanbul'a gelmişler. Ceplerinde beş kuruşları yokmuş. Kolordu komutanına çıkmışlar. "Paşam! Paramız yok. Aç kaldık" demişler. Komutan, "Bak oğlum!" diyerek pantolonundaki yamaları göstermiş. "Hükümet yok ki nereden para verelim" demiş. Bir yüzbaşısının ayakkabılarını satarak yol için harçlık yapmış. Savaş yıllarında değirmenlerden alabildikleri unları yoğurup kızgın taş üzerinde pişirerek ekmek yapıp yediklerini, askerin, çarık yapmak için gönderilen gönleri (deri)  hatta eşek leşlerini de açlıktan yemek zorunda kaldığını, ölen askerin çoğunun açlıktan öldüğünü, askerin İstanbul'dan taa Erzurum'a yürüdüğünü oğlu Ziya'ya anlatan, Geyikli beldesinin ilk subayı olma kimliğini de taşıyan Hafız Temel amca, 12 yıl 6 gün sonra köyüne döndükten bir kaç zaman sonra İstiklal Harbi patlak vermiş ve tekrar askere çağrılmış. Fakat onları İstiklal Harbi'nde cepheye göndermemişler.
Mühimmat
yokluğunun
getirdiği esaret
Babası Hafız Temel'in hem cesur hem de ileri görüşlü bir adam olduğunu söyleyen Ziya amcanın anlattığına göre bir gün Doğu'da, (Bitlis civarında) cephede iken kar donmuş. Babası, üstündeki komutanlarla yapılan bir toplantıda "Kar iyice dondu. Ruslar bu gece mutlaka saldırır. Ona göre tedbirimizi alalım. Ne yapılacaksa yapalım" demiş ve ısrar da etmiş. Fakat kendisinin bu görüşüne katılmamışlar. Ast olduğu için de daha da ısrar edememiş. O gece Ruslar saldırmış ve alayın yarısı şehit düşmüş. Ali İhsan Paşa, bu ileri görüşlülüğünden dolayıdır ki "Hafız Temel'in hatt?ı harekâtına kimse karışmayacak. Kendi harekât planını kendisi yapacak" emri bile yayımlamış. Babasının  "Harbe girince ölüm?kalım hesabı akla gelmezdi" dediğini anlatan Ziya amcanın anlattığına göre yine birgün, alaylarının çevresi kuşatılmış. Yarma harekâtı yapmak durumu ile karşı karşıya kalmışlar. Mühimmattan sorumlu subaya gitmişler. O da ellerindeki mühimmatı göstermiş. Bir tane sandıktan başka mühimmat yokmuş. Esir alınmaya karar vermişler. Ama bu onlara çok zor gelmiş ve buna dayanamayan bir yüzbaşı delirmiş. "Onların derdi vatanı kurtarmaktı. Bizim köyden hep seferberliğe gitmişler de 111 kişi geri gelmemiş. Bu vatan bize haybeden kalmadı. Vatanımıza sahip çıkmamız lazım" diyen Ziya amca, bu sözleri söylerken kendini tutamıyor, gözleri dolu dolu oluyor, "Rahmetli babacığım" diye ağlıyordu. 77 yaşında vefat eden, canı tavana bakarak ve gülümseyerek çıktığına tanık olunan Hafız Temel Dural'ın bir değerlendirmesini de oğlu Niyazi Dural, "Rus mert düşmandı, İngiliz ise kalleş" dediği şeklinde aktarıyordu.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100