Bu haber kez okundu.

‘Lüzumsuz sözden kaçın'
Allah'ın büyük kıldığı insanlar vardır. Onlar dini ayakta tutar­lar. Onların en büyüğü Peygamber (s.a.v) makamına yakın, en küçü­ğü ise Sahâbe derecesine yetişkindir. Arta kalanlar ise, tabiin zümre­sine dâhil sayılır. Onlar, söyledikleri her şeyle amel ederler. Sözle işi birleştirirler. Onlar için gizli ve aşikâr aynıdır. Peygamber'ler onlara bakar, sürür duyarlar. Hak Teâlâ onları, meleklere karşı över. O bü­yük zatlara uyana saadetler ola. Dünya ve ayal yükünü onlardan alana ne mutlu!
Bir kısım cemaat vardır, onlar kazanç yoluna pek gitmez, halkın iyiliği için koşarlar. Halk, onlar için evlat sayılır. Onlar, dünyaya bağlanmaz. Dünya, nefsini onlara arz etse de kabul etmezler, kaçar­lar.
Bugün elinde bulunan senin değildir, müşterektir. Komşuların dahi bir nevi ortaklarındır. Elinde bulunan kazanç sorguyu mucip ol­duğu gibi elinden alınır da. Allah yolcuları, bugün onların yerine saklamakta olduğunuz şeyleri dağıtmışlardı. Aslında her şey Hakk'ındır, sizin nice iş tutacağınıza bakar. Elinde olandan, az da olsa kom­şularına dağıt, muhtaçlara ver. Doğruların evi dıştan dar olsa dahi içi geniştir.
Nerede o kimse ki, halka açılan kapıyı kapadı, Hakk'ın kapısına durdu ve bütün dertlerini Yaratan'ına ısmarladı.
Sebepleri kes, putları temizle, sonra neler göreceksin, bekle. O'-nun kapısına dur; sabrı, sıkıntılar üzerine yastık kıl. O'nun kaza ve kaderi keser, fakat sen üzülme. Bunlar olunca hikmetli şeyler görür­sün. Tekvin sıfatı, hâli ne yapıyor, görürsün. Rahmet eli seni nasıl büyütüyor, anlarsın. Sevgi hâli seni nasıl yükseltiyor, bakarsın.
Dönüp dolaşılacak, sonunda gelinecek tek nokta: Sükût. Bu sü­kûn, maddi ihtiyacın hitamında başlamalı, zaruret hâsıl olmadan konuşmamalı. Lüzumsuz laf etmemeli. Kulun lüzum dışı laf etmemesi Hakk'ın seveceği hâldir. Kul bu hâli benimsedikten sonra Hak Teâlâ, ona halk sütünü emzirmez, sebepleri siler, onu yakınlığa götürür. Hakk'ın lutuf kucağından ilettiği ulvi koku sana kâfi. Üzüntü anlarında oradan gelen güzellik sana yeter. O'nun rahmeti seni içine alır. Senin için elbette dar anlarında imdada koşan daha hayırlıdır, başkası daha hayırlı olabilir mi? O'na dua et, darda kalınca O'na yalvar, sana yetişir. O, duada ısrar etmeyi sever, Zât'ına her an yalvarıl­masını arzular.
Kapıların yüzüne kapanmasına darılma. Hak Teâlâ, sana yakın­lık kapısını açmak için bunu yapar. O'nun kapısında devamlı kalman için maddi yönleri örter. Sevenler, O'nun kapısını daima açık olarak bulurlar. Yabancılar, oradan içeri giremez. Bir ana evladı için hazırla­dığı şefkat kucağını başkasına açar mı? Bu da ona benzer. Hak Teâlâ, sevdikleri için hazırladığını başkalarına vermez. Yavrusuna tut­kun ana, komşulara tembih eder. Yavrusunu içeri almamalarını ister. Çünkü kendine dönmesini arzular. O yavru, bu hâlde evden kaçsa cümle kapıları kapalı bulur. Ağlar, sızlar, yine anasına dönmek zo­runda kalır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100