06 Aralık 2013 Cuma 00:06
13057 Okunma
‘Anasından dişli doğdu, erkek gibi’
O’nunla ilgili bilgilerin bulunduğu Osmanlı arşiv belgesini ilk okuduğum günlerdi, takvimlerin 197O’li yılları gösterdiği bir zaman... Maraş yöresinde bir Türkmen kadının kavgalarından bahsediliyordu. Ve belgelerde onun “Kerim kızı Kara Fatma Hatun” olduğu hakkında kimlik bilgileri vardı. 
Sonra Kadirli’ye geldiğimde Kerim kızı diye bilinen Türkmen kadının, Çukurova’da ve Kadirli’nin Savrun nehri kıyısında yaşayan Bozdoğan aşiretinin bey ailesi olan Kerimoğullarından geldiği bilgisine ulaştım.  Çocukluk yaşlarda at bindiği, kılıç kuşanarak silahlı kavgalara girdiği, hatta güreş yaptığı anlatıldı yaşlılar tarafından. O’nun bu haline bakarak, “Anasından dişli doğdu, erkek gibi” yakıştırmaları yapılır. Aynı zamanda Bey kızı olan cesur kadın, Maraş’taki Bayazıt Bey ailesine gelin gider. Evliliğinden Süleyman isminde bir oğlu olur. 
Bayazıtlı ailesi Maraş yöresinin önde gelen çevresi olan zengin bir ailedir. Maraş’ın vergilerinin toplanmasında hatta yönetiminde söz sahibidir. Kara Fatma Hatun, kocasının ölümünden sonra Bayazıtlı ailesinin elinde bulunan Andırın ve Geben yöresine gelir. Kervanların geçiş yerinde bulunan Andırın ovasındaki Tokmaklı köyünün bir parçası olan Beylik mahallesindeki konağına yerleşir. Silahlı adamları vardır. Kendi başına bir düzen kurar. Eşkıyalara ve hırsızlara ağır cezalar verir. Köylüler onu sever ve onun hizmetine girmeyi kabul eder. Zaman zaman Maraş valileri ile de anlaşmazlığa düşer. Padişahtan gelen emirleri bile dinlemez. Kavga döğüş ile yılar geçer. 

Kılıcı mezarına konuldu

Aradan yılar geçer... Kara Fatma Hatun, son günlerini yaşadığı Andırın’ın Beylik köyünde vefat eder. Onun için dere kıyısında nar, murt, zakkum çiçeklerinin açtığı çalılar arasında mezar yeri yapılır. Cenazesi toprağa verilirken yıllarca üzerinde taşıdığı kılıcı da kendisi ile birlikte mezarına konur. 
2008 yılı yaz aylarında Andırın’ın Beşbucak köyünde çobanlık yapan Hamza Hayta ile karşılaştım. Onun verdiği bilgiler ışığında Tokmaklı köyünden Sultan Bolat adındaki teyzeyi tanıdım. Sultan teyze ve Hamza’nın verdiği bilgiler ışığında köydeki Beyler mezarlığında Kara Hatun’un mezarını buldum. Defineciler para aramak için mezarı parçalamışlardı. Ancak defineciler mezar duvarını kırmayı unutmuşlardı. Sultan Bolat bir gün inekleri ile mezarlıkta gezinirken mezar taşları arasında paslı demir bir kılıç başı görür ve onu oradan alır. Sultan Bolat teyzeyi 2008 yılı içinde evinde bulduğumda bana korunmak üzere sakladığı paslı kılıcı gösterdi. Bir yanda tarihteki kahraman Kara Fatma Hatun’un 1854 yılında çizilen ve üzerinde kılıç bulunan resmine baktım, bir yandan da Sultan Bolat teyzenin elindeki paslı kılıç birbirine çok benziyordu. 
Kara Fatma ile ilgili araştırmalarıma devam ettim. Osmanlı Arşiv belgelerine göre Anavarza Kalesi eteğindeki Bozdoğanlı Kerimoğulları Bey ailesinin kızı olan Kara Fatma Hatun, Payas olarak da bilinen Gavurdağları eteklerinde, ovayı da yönetmiş, Tacirli, Cerit, Bozdoğan aşiretlerinin yaylaya göç ve kış mevsiminde ovaya inmelerine yardımcı olmuş. Hatta bazı arşiv belgelerinde Cerit Aşireti Beyi olarak da yazılmıştı. 

Namık Kemal ondan ilham aldı

Osmanlının son döneminin ünlü şair ve yazarı Namık Kemal’in “Vatan Yahut Silistre” piyesinde; sevdiği erkeğin peşinden Tuna nehri kıyısındaki Silistre Kalesi’ne giden, erkekler gibi giyinerek silah kullanan Zekiye isimli bir kadının hayatı kahramanlık destanı gibi anlatılır. Namık Kemal, Çukurova’dan İstanbul’a gelen ve savaşmak üzere cepheye giden Türkmen kadını Kara Fatma’dan etkilenerek Vatan Yahut Silistre piyesini yazmıştı. 
Yine yıllar sonra… 1919 yılı ekim ayı içinde Mustafa Kemal Paşa, Sivas’ta iken İstanbul’dan Fatma Seher Hanım savaş ortamında görev almak üzere Sivas’a kadar geldi. Mustafa Kemal ile görüştü. Kocasının şehit olduğunu ve onun bıraktığı yerden kendisinin düşmana karşı savaşmak istediğini söyledi. Mustafa Kemal, Fatma Seher Hanıma, “Senin adın Kara Fatma olsun. Bu isimle Kocaeli cephesine git ve orada görev al” dedi. Kurtuluş Savaşımızda Kocaeli ve Bursa–Balıkesir yöresinde savaşan Kahraman Kara Fatma olayı da bu şekilde tarihin gündemine geldi. 
Çukurova’da ve Toros dağlarında, Payas, Osmaniye, Kadirli, Andırın, Maraş yöresinde yaşayan kahraman Türk kadını Kara Fatma’ya ve onun ismini taşıyan, onun izinden gidenlere selam olsun. Hatıraları torunları tarafından unutulmasın. 
Cezmi YURTSEVER/ 

Tarihçi–araştırmacı–yazar.

 Gazi Kara Fatma Hatun…

Osmanlı Devleti, 1853 yılında Rusya ile savaşa girmiştir. Karadeniz’in kuzeyindeki Kırım Yarımadası sahillerinde, Tuna nehri kıyılarında ve Kafkaslarda ve Kars yöresinde savaş devam etmektedir. Fransa ve İngiltere’den Osmanlı’ya askeri yardım gelmiş, kısaca adına Kırım Savaşı denilen bir büyük olay küçük bir dünya savaşına dönüşmüştür. 

O günlerde şaşırtıcı bir olay yaşanır. Maraş vilayetinden yaşlı bir Türkmen kadının yanında 300’ü aşkın savaşçısı ile İstanbul’a geldiği, davul zurna eşliğinde gösterişli bir şekilde askerleri ile yürüyüş yaptığı ve Padişah Abdülmecit’in de onu saray penceresinden seyrettiği bilgileri yansır Avrupa gazetelerine. Bir İngiliz gazetesinde onun at sırtında kılıç kuşanmış ve heybetli görünen elle çizilmiş resmi yayınlanır. 

Kara Fatma Hatun, Osmanlı ordusunun peşinde Tuna nehri kıyısındaki Babadağ cephesindeki siperlere yerleşir. Askerlerin “Allah Allah” sesleri ile hücuma kalktıkları bir anda saldırıya geçer. Yanında patlayan bomba parçası ile yaralanır ve yere düşer. Onun bu haline bakarak sağlık hizmetleri çadırına alırlar. Ve tedavi için İstanbul’a gider. Padişaha dilekçe verir. Ve şu sözleri yazdırır:

“Padişahım,

Devletim ve dinim için savaşmak için yardıma koştum. Ve savaş devam ederken yaralandım. Kahramanlık madalyası ve maaşa ihtiyacım vardır.”

Kara Fatma’nın dilekçesi incelenir ve ona kahramanlık madalyası verilmesi, maaş konusunda da Adana’ya gittiğinde valilik imkanları ile yardımcı olunması kararı alınır.  

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121