05 Aralık 2006 Salı 00:00
152 Okunma
Atatürk'ün makinistinin dramı
Eskişehir'de, Atatürk'ün her seyahati sonunda 5 maaş ikramiyeyle ödüllendirdiği, hayatta yalnız kalan 96 yaşındaki makinistin dramı yürek sızlatıyor ~|~

Vatani görevini yaptıktan sonra Devlet Demiryolları Sivas İşletmesi'nde göreve başlayan Saygaç, 4.5 yıl süreyle Atatürk'ün demiryolunu kullanarak yaptığı yurt gezilerinde makinistliğini yapmanın gururu yaşıyor. Şimdi ilerleyen yaşına rağmen Eskişehir'deki evinde zor da olsa kendi işini kendisi görmeye çalışan Mehmet Saygaç, 18 sene önce karısının ölmesiyle yalnız kaldığını, gündüzleri bir kadının ayda 220 YTL karşılığında kendisine yemek ve diğer ev işlerini yaptığını söyledi.

Makinistliği zamanında çektirdiği fotoğraflarına bakarak anılarını tazeleyen Mehmet Saygaç, Atatürk'ün makinistliğini yaptığı seneler genç, dinamik bir insan olduğunu ifade ederek, "Atatürk, Ankara'dan Diyarbakır, Erzurum, Haydarpaşa, İskenderun hangi istikamete gidecekse, bindiği trenin makinistliğini ben yaptım. En şerefli, en neşeli günlerim o günlerdi. Çünkü, Atatürk'ü taşıyordum. Atatürk, Türk milletinin atasıydı. Türkiye'de artık öyle bir insanın bir daha var olacağına inanmıyorum. Atatürk, tertemiz, beyaz vagonlarda seyahat ederdi. Trene binmeden önce bizim yanımıza gelirdi. Biz de kendisine tekmil verirdik. Atatürk'ü son istasyona kadar götürürdük. Son istasyonda garda kendisine ziyafet verilirdi.

Atatürk emredince?
Atatürk'ü Diyarbakır'a götürürken yaşadığı bir anısını anlatırken gözyaşlarına boğulan Mehmet Saygaç, şunları söyledi:
"Atatürk'ü bir gün Diyarbakır'a götürüyordum. Ergani İstasyonu'na vardık, makineye su ikmali yapıyorduk. Bu sırada Atatürk, emir vermiş 'Diyarbakır'a saat tam 18.00'de girsin' diye. Bu saatte girmeme imkan yoktu, itiraz ettim. Ama Atatürk emrettiği için, Ergani?Diyarbakır arasında saatte 50 kilometre hızla gitmeme izin verilmesini istedim. Müfettişler izin verdiler. Çünkü o zaman hat yeniydi, saatte 40 kilometreden fazla sürat yoktu. Saatte 50 kilometre hız yaparak, müfettişler de yanıma bindi ve tam 18.00'de Diyarbakır'a vardık. Bunun üzerine Atatürk, beni yanına çağırdı. 'Başta itiraz edip, sonra 18.00'de niye Diyarbakır'a girdin?' diye sordu. Ben de durumu izah ettim. 'Paşam, saatte 40 kilometre sürat izni verilmiş, saatte 50 kilometre hız yapmak lazım ki istediğiniz saatte Diyarbakır'a gireyim. Müfettişler mesuliyeti üzerine aldılar, ben 18.00'de Diyarbakır'a girdim. Allah muhafaza, sizi taşıyan vagon devrilseydi beni asarlardı. Bu tren Türk milletinin Atası'nı taşıyor, kolay değil' dedim. O zaman çok hoşuna gitmiş demek ki, yanında uzun boylu bir adam vardı. Ona işaret etti. Bana bir zarf verdiler. O zarfın ne olduğunu bilmiyordum. Atatürk ayrıldıktan sonra zarfı açtım, gözlerim yaşardı. Zarfın içerisinde o dönemin parasıyla aldığım maaşın 5 misli para vardı. Bana ikramiye vermişti. Keşke o paraları saklasaydım. Ondan sonra tüm seyahatlerine beni çağırttı. Her seyahat sonunda bana 5 maaş ikramiye verilirdi. Herhalde makineyi kullanmam hoşuna gitti. Şimdi, Atatürk'ü o kadar arıyorum ki o günleri hatırladığım zaman ağlıyorum."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100