20 Temmuz 2004 Salı 00:00
242 Okunma
Avrupa'nın ortasında Osmanlı: Saray Bosna
Köprüler ve çiçekler... Evet, Saray Bosna'nın (Sarajevo) adı anıldığında akla gelen ilk iki kavram bunlar. Köprü ve çiçek; seslerin ötesine geçilerek taşıdıkları anlamla, şehrin görünüşünü ve tarihi dokusunu yansıtan iki sözcük. Uçağınız şekillerin seçilmesini sağlayacak kadar alçaldığında dağlar ve arasında kıvrılan nehirlerin coğrafyasında baskın olduğu bu şehirle ilgili izlenimler zihninizde oluşmaya başlar. Yeşilliklerin arasından gülümseyen, çoğunlukla balkonları çiçekli evlerin konuşlandığı, yeşilin en koyu tonunun aksettiği suların etrafını çevreleyen tepeleri ve dolayısıyla bir köyün veya kasabının her iki yakasını bağlayan köprüler, bu şehrin aynasıdır. Pek çok kültüre ev sahipliği yapmış ve çeşitli yönetim şekillerinin farklı zamanlarda geçerli olduğu eski Yugoslavya topraklarının bir bölümü olan Bosna Hersek Cumhuriyeti'nin başkenti Saray Bosna'nın üzeri çiçekli köprüleri bu yüzden önemli.

Herşey Anadolu'daki gibi

Avrupa'nın ortasında gururla dimdik ayakta duran bu Osmanl~|~ı şehrinde ülkenizden uzak olduğunuz halde kendinizi evinizde hissedersiniz. Saray Bosna'nın merkezine, Başçarşı'ya vardığınızda güvercinler ve onların çevrelediği çeşme serin suyuyla size hoş geldin der. Başçarşı, adında olduğu gibi dokusunda da Osmanlı ve Anadolu'dan izler taşır. Yabancılık çekmemenizin bir nedeni de otantik yapıya ve tarihi eserlere sahip çıkılıp savaş sonrasında özenle bu eserlerin restore edilmesidir. Çarşı üzerindeki dükkanlar ve içlerinde satılan eşyalar size tanıdıktır hep. Kastamonu, Bursa ya da İstanbul'un tarihi sokaklarında yürüyor sanısına kapılırsınız. Çarşı üzerindeki Bezistan, kapalı çarşıyı anımsatır. Gazi Hüsrev Begova Camisi ve medrese İslam kültüründeki eğitim, ticaret ve ibadet üçgeninden oluşan yaşam şeklini simgeler.

Eski çocuk yeni şehitlik

Saray Bosna'nın eski mahallerinden Kovaçi'de Aliya İzzetbegoviç'in kabrinin de yeraldığı şehitlik kırmızı güllerin arasında bembeyaz uzanır. Aliya'nın savaş öncesinde çocuk parkı olan bu alana, sade bir mezara gömülmeyi vasiyet ettiğini öğreniyoruz. Bosna'nın adıyla özdeşleştiği, Boşnakların özgürlüğünün savunucusu olan Bilge Kral'ı son derece mütevazı kabrinde askerleri 24 saat boyunca yalnız bırakmıyor. Şehrin coğrafi ve mimari özelliklerinin yanısıra insanıyla da kolayca kaynaşıyorsunuz. Türk olduğunuzu söylediğinizde son derece samimi karşılanıyorsunuz. Boşnaklar günlük yaşamda 'buyurun, Allah'a emanet' gibi ifadeleri sıklıkla kullanıyorlar. Ayrıca bizim börek dediğimiz 'burek' ve 'çevap' adı verilen köftenin lezzetini ve üzerine içilen Boşnak kahvesinin tadını unutmak mümkün değil.

Savaşın izleri

Saray Bosna'nın en ünlü caddelerinden Ferhadiye Caddesi ilginç özelliklere sahip. Başçarşı yönünden Havaalanı istikametine uzanan cadde boyunca ilerlediğinizde aynı caddenin bir ucundan diğer ucuna değil de başka bir ülkeye gelmiş gibi oluyorsunuz. Eski çarşının tek katlı binalarının yerini yüksek binalar alıyor. Cadde boyunca savaş sırasında toplu ölümlerin yaşandığı bazı bölgelerde zemin kan damlalarını sembolize eden kırmızı taşlarla döşeli. Duvarda ölenlerin isimlerinin yeraldığı tablolar asılı.

Tito yönetiminin farklılıkları unutturmak için başvurduğu baskıların sona ermesinden kısa bir süre sonra çıkan ve korkunç acılara sahne olan savaşın izlerine özellikle havaalanı istikametindeki binalarda, bilhassa eski hükümet binasında rastlanıyor. Bazı binaların üzerinde kurşun ve bomba izleri göze çarpıyor. Tıpkı şehre ilk geldiğimde bindiğim taksinin şoförünün yüzündeki yara izleri gibi.

Yarın: Mostar'ın açılışı...
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100