09 Mayıs 2014 Cuma 00:02
1878 Okunma
Barutçugil’den 100. kişisel sergi
Bilinen en eski Türk sanatlarından olan ebrunun, sadece Türkiye’deki değil dünyadaki en önemli temsilcilerinden olan Hikmet Barutçugil, sanat hayatının 100. Kişisel Sergisini İTÜ Rektörlük Sanat Galerisinde (İTÜ RSG) açtı. “Ebrunun Mermer Yüzü” temasıyla açılan sergide, Barutçugil’in 100. Kişisel Sergisine özel hazırladığı 100 eseri yer alıyor.
Ebrunun kaligrafi, minyatür, illüstrasyon gibi diğer sanat dallarıyla bir araya geldiği örnekler de sergide görülebilecek. “Ebrunun Mermer Yüzü”, “Yazılı Akkase”, “Akkase Ebru”, “Çiçek Motifleri”, “Kaya Resimleri”, “Minyatürler”, “İllüstrasyonlar”, “Fosiller” ve “Kaligrafi” olmak üzere 9 kategoride ebru çalışmaları sanatseverlerle buluştu. Sergi, 5 Haziran’a kadar İTÜ içinden ve dışından sanat dostlarının ziyaretine açık olacak.

Mermer ve taş sergisi

Serginin en önemli özelliklerinden biri, farklı yörelerden mermerlerin benzersiz motiflerinin ebru sanatına taşınması olacak. Köklü geçmişi 250. yıla yaklaşan ve dünyanın en eski teknik üniversitelerinden biri olan İTÜ’nün, yer bilimleri alanındaki derin birikimiyle bütünleşmesi adına da önem taşıyacak. Sergi aynı zamanda bir mermer ve taş sergisi niteliği de taşıyacak. Ziyaretçiler, deseni ebruya taşınan taşları eserlerle bir arada görme fırsatına sahip olacak. 
Sergi kapsamında İTÜ’ye özel bir koleksiyon olarak sınırlı sayıda üretilecek kitap da hazırlandı. Hikmet Barutçugil’in 19. kitabı olan çalışmada, orijinal ebrular kullanıldı. Bu sayede her kitap eşi olmayan nadide bir eser olarak hazırlandı. Kitapta orijinal ebrunun yanı sıra Hikmet Barutçugil’in 100. kişisel sergisinde yer alan eserleri yer buldu. Ayrıca, ebru sanatı ve taşların dünyasına ilişkin yazılarla da zenginleştirildi.

Ebruya adanan bir ömür

Hikmet Barutçugil, 1952 yılında Malatya’da doğdu. 1973 yılında, İstanbul Devlet Güzel Sanatlar Akademisi, Uygulamalı Endüstri Sanatları Yüksek Okulunda tekstil eğitimine başladı. Hocası Prof. Dr. Emin Barın’ın, geleneksel Türk sanatlarının öğrenilmesi ve yaşatılması konusundaki teşviklerinden etkilenerek, önce hat sanatıyla kısa süre sonra ise ebru ile tanıştı. Ebruya duyduğu ilgi hızla kuvvetlendi ve öğrencilik yıllarından bugüne en önemli uğraşı halini aldı. Tüm hayatını kaplayan ebru sevgisi, onu bu sanatın öncü isimlerinden biri haline getirirken, takvimlerle yarışacak sayısız eser üreterek geleceğe imza atmasını sağladı. Ebrunun sadece kâğıt yüzeyi ile sınırlı kalacak bir sanat olmadığını göstererek, iç mimariden tekstile uzanan yelpazede uygulamalar yaptı. Ebru üzerine denemeleri ile literatüre “Barut Ebrusu” olarak geçen tekniği kazandırdı. Amerika’dan Danimarka’ya, Avusturya’dan Lübnan’a, Brezilya’dan Japonya’ya kadar 40 ülkede 99 kişisel sergi açtı, 96 karma sergide yer aldı. 200’ye yakın kurs ve seminer, 91 konferans verdi, ebru ile sanat terapileri gerçekleştirdi, 18 kitap yazdı.  1830’lu yıllardan kalan Üsküdar’daki tarihi bir konağı Ebristan (İstanbul Ebru Evi) adıyla yaşayan bir “müze galeri”ye dönüştürdü. Halen Ebristan’da kâğıt, kumaş, seramik, cam, ahşap gibi malzemeler üzerine ebru çalışmalarına devam etmekte; hat, tezhip, minyatür, cilt gibi diğer geleneksel sanatlar üzerine uygulamalarını sürdürmektedir. AA
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100