17 Mayıs 2003 Cumartesi 00:00
288 Okunma
Biz, Anadolu'ya ideali ve imanı götürüyoruz
Mustafa Kemal, Mondros Mütarekesi'nin 30 Ekim 1918'de imzalanmasından sonra Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı'ndan 3 Kasım 1918'de İstanbul'a döndü. Samsun'a gidinceye kadar 6 ay İstanbul'da kalan Mustafa Kemal, çeşitli temaslarda bulundu. Anılarında anlattığına göre, kendisini İstanbul'dan uzaklaştırmak ve "Anadolu dağlarında çürütmek" isteyenlerce 9. Ordu Müfettişliği ile görevlendirildi. Ancak, Mustafa Kemal, müfettişliği kabul ederken, görevinin geniş yetkilerle donatılmasını sağladı. Öyle ki; Ankara'nın doğusunda kalan her yerden sorumlu hükümet yetkilisi konumundaydı.

'Mutlaka muvaffak olacağız'

Mustafa Kemal, 14 Mayıs'ta, Damat Ferit Paşa'nın Nişantaşı'ndaki evindeki akşam yemeğinde yeni görevi konusunda görüşmelerde bulundu. Sadrazam'ın yanından ayrıldıktan sonra, Cevat (Çobanlı) Paşa ile arasında şu konuşma geçti:

? Bir şey mi yapacaksın Kemal?

? Evet Paşam, bir şey yapacağım.

? Allah muvaffak etsin.

? Mutlaka muvaffak olacağız...

Harbiye Nazırlığı (Savaş Bakanlı~|~ğı) bünyesinde görev yapan İngiliz irtibat subayı John G. Bennett de Mustafa Kemal'in olağanüstü yetkilerinden şüphelenmişti. Bennett, Mustafa Kemal ve karargahının yol iznini imzalamakta tereddüt geçirmişti.

İzmir'in işgal edildiği 15 Mayıs günü ise Mustafa Kemal Paşa, Genelkurmay Başkanlığı'nda Cevat (Çobanlı) ve Fevzi (Çakmak) paşalara,sonra da Babıali'de bazı hükümet üyelerine veda etti. Aynı gün, Yıldız Sarayı'nda Padişah Vahdettin tarafından kabul edilen Mustafa Kemal, daha sonra Bandırma Vapuru kaptanı İsmail Hakkı (Durusu) Bey'i, Şişli'deki evine çağırarak yolculukla ilgili bilgi aldı.

Tutabilirler, sürebilirler,

fakat öldürmek!..

Mustafa Kemal, 16 Mayıs'ta, Cuma selamlığından sonra Padişah Vahdettin'e veda etti. Şişli'deki evinde annesi ve kız kardeşiyle vedalaşan Mustafa Kemal Paşa, yola çıkışındaki kritik saatleri şöyle anlatmıştı:

"Bir an yalnız kaldım ve düşündüm. Bu dakikada düşmanların elinde idim. Bana her istediklerini yapamazlar mıydı? Beynimden bir şimşek geçti: Tutabilirler, sürebilirler, fakat öldürmek! Bunun için beni Karadeniz'in coşkun dalgaları arasında yakalamak lazımdır. Bu ihtimal mantıklı idi. Ancak artık benim için yakalanmak, hapsolmak, sürülmek, düşündüklerimi yapmaktan men edilmek, hepsi ölmekle eşit idi. Hemen karar verdim, otomobile atlayarak Galata Rıhtımı'na geldim."

Hürriyet uğruna ölmeye

karar verenler...

Sandallarla gidilen Bandırma Vapuru'nda, Kız Kulesi açıklarında İtilaf Devletleri denetim görevlilerince silah ve kaçak malzeme arandı. Arama sürerken, "kaptan yerinde" bulunan Mustafa Kemal'in kararlılığı göstermek amacıyla hareket hazırlıklarını çabuklaştırması söylediği "yirmi yedi yıllık ihtiyar kaptan" demir aldırmaya başladı. Subayların gemiyi terketmelerinin ardından Karadeniz'e yönelen Bandırma'nın güvertesinde Mustafa Kemal Paşa, yanındakilere, şunları söyleyecekti:

"Bunlar işte böyle yalnız demire, çeliğe, silah kuvvetine dayanırlar. Bildikleri şey yalnız madde! Bunlar hürriyet uğruna ölmeye karar verenlerin kuvvetini anlayamazlar. Biz, Anadolu'ya ne silah, ne cephane götürüyoruz; biz ideali ve imanı götürüyoruz."
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121