Bu haber kez okundu.

Ebu Talib kuşkusuz Müslümandır
Tamamen siyasi gayelerle Rasulüllah Efendimizin amcası Ebu Talib'in kafir ilan edildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, "Bunu yapanlar 'Hz. Ali imamete layık değildir'.. ~|~







Tamamen siyasi gayelerle Rasulüllah Efendimizin amcası Ebu Talib'in kafir ilan edildiğini belirten Prof. Dr. Haydar Baş, "Bunu yapanlar 'Hz. Ali imamete layık değildir' anlayışını yerleştirmek isteyen ve O'nun güç kazanmasını istemeyen kişilerdir" dedi



Yeni Mesaj: Peygamberimizin (SAV) amcası Ebu Talip'in Müslüman olup, olmadığı meselesinde sizin yorumlarınız nelerdir?

Prof. Dr. Haydar Baş:
Evvela biz de aynı yanlışı zamanında yaptık. Ben "Rahmeten lil Alemin" adlı eserimi yazarken bu kaynaklardan istifadeyle Ebu Talip'in iman etmediğini bizzat kitabıma aldım. Ve orada kendimize göre, daha doğrusu elde ettiğim kaynaklara göre bir takım deliller de ortaya koydum. Çok samimi bir dostum, samimi bir arkadaşım "Ben senin eserini okudum" dedi. "Eserinizde bugüne kadar Aleyhisselam Efendimizi, ele alınmayan bir tarzda ele aldınız. Hakikaten müthiş bir eser yazdınız, sizi tebrik ediyorum, ancak" dedi, "Ebu Talip konusunda kaynaklar göstererek vardığınız neticeyi bir daha gözden geçirmenizi ben size tavsiye ediyorum. Bu konu böyle değildir" dedi bana. Biz ta imam?hatip sıralarından beri öğrendiklerimizi, hiç düşünmeden bulduğumuz kaynaklar istikametinde değerlendirdik.
Bana şu soruyu sordu: "Hz. Ali'nin annesi Müslüman mıydı, değil miydi?". "Benim bildiğim Müslümandır". "Hz. Ali'nin annesi Müslümandır, öyle mi?" dedi. "Evet, ben de öyle biliyorum" dedim, çok basit bir mantıkla. "Şimdi ikinci sorum" dedi. "Peygamber Aleyhisselam, Müslüman olan kadınları kâfir olan erkeklerle bir arada tutmuş mudur?"
Ben, "Tutmaması lazım" dedim. Yani benim bildiğim Müslüman bir kadın kâfir bir erkekle bir arada olmaz. Çünkü bu konuda ayet de indi. "Evet, dediğin doğru" dedi. "Peki" dedi, "Annesi Müslüman, babası kâfir?" dedi. "Yani Ebu Talip kâfir, senin iddiana göre, annesi Müslüman? Peygamber (SAV) nasıl oluyor da Müslüman kadınla kâfir erkeği bir arada tutuyor?" dedi. "Bu senin bilgilerine ters gelmiyor mu?" dedi. Bunun üzerine "Allah Allah, sen bende farklı bir ufuk açtın" dedim. "Ben sana rica ediyorum, bu meseleyi köklü bir şekilde araştır" dedi. "Öyle mi" dedim, ona söz verdim ve olayın içine girdim.
Şunu ben anladım imamet konusunda Hz. Ali'yi devre dışı bırakabilmek için, öyle korkunç şeyler ve iftiralar ortaya koydular ki, insanın aklı duruyor. Sonra bir insanın imanına bir insanın şahadet etmesi kâfidir. Bir sürü insan bunun iman ettiğine şahit oluyor. Bir tane, iki tane de değil, anlatabildim mi? Genel olarak olay bu. Bizim şu ana kadar öğrendiklerimiz nedir bunlara bir göz atalım.
Ebu Talip, ölmek üzere olduğunda Resulullah yanına giderek, "Ey Amca La ilahe illallah de ki, Allah nezdinde hüccet olsun", yani delil olsun. Orada hazır bulunan Ebu Cehil ve Abdullah bin Ebi Ümeyye, "Ey Ebu Talip, sen Abdülmüttalib'in dininden yüz mü çeviriyorsun?" dediler. Ebu Talip de bunun üzerine, "Ben Abdülmüttalip'in dini üzerineyim" dedi. O zaman da Resulullah şöyle buyurdu: "Ben de nehy edilinceye kadar senin için dua edeceğim". O zaman da şu iki ayet nazil oldu: "Yakınları bile olsa kendilerine hak açıklandıktan sonra müşrik olanlar için Peygamber ve Allah'tan yarlıganma dilenmesi doğru olamaz." Bu ayet?i kerime nazil olmuş deniliyor. Delil olarak da kitabıma koydun. Bunun üzerine arkadaş, "lütfen bunu araştır" dedi.
"Sen sevdiklerini hidayete erdiremezsin."(Kısas, 56. ayet; Kaynak, Sahih İbn?i Buhari cilt 5, sayfa 131; Tefsir?i Taberi cilt 11, sayfa 30?31)
Ebu FutulRazi bu rivayete cevap olarak şöyle yazıyor: "Bu rivayet batıldır. Bu ayetler Rasulullah'ın (SAV) vefatına yakın bir zamanda nazil olmuş. Medine döneminde ve en son zaman nazil oluyor, iniyor. Ebu Talip ise çok önceleri ölmüştür". O da Mekke döneminde, yani daha hicret etmeden öldü. (Kaynak: Tefsir?i Ebul Futuv, cilt 6, sayfa 126).
"Kaldı ki bu hadisin ilk bölümü ile son bölümü arasında çelişki vardır" diyor. Abdülmüttalip'in dini üzerine olduğunu söylemiştir. Kim? Ebu Talip. Abdülmüttalip ise Müslüman idi. Hanif dinindendi, yani ben Abdülmüttalip'in dinindenim diyorsa putperest değildir. Kaldı ki, Abdülmüttalip'in dininden olan her insan Müslüman olmuştur. Peygambere (SAV) tabi olmuştur.
Zeyni Dahlan şöyle yazıyor: Ahmet bin Hanbel, Tirmizi, Teyanisi, İbni Ebu Şeybe ve Nesai'nin Hz. Ali'den rivayet ettikleri bu ayetin nüzul sebebi şuydu ki: "İnsanlar müşrik olan babaları için dua ediyorlardı. Bu yüzden mezkür ayet nazil oldu." Müşrik babaları için Müslüman olduktan sonra çocukları, "Ya Rabbi bunları affet, cennetlik et" diye dua ediyordu.
Meğer bu insanlar için iniyor bu ayet, Ebu Talip için inmemiş. Bu hususu İbni Abbas da rivayet etmiştir. Yani Peygamberimizin (SAV) amcası da rivayet ediyor bunu. (Kaynak: Enes el Metalip, sayfa 18).
Yani yukarıda zikredilen ayetin Ebu Talip için nazil olduğu yanlıştır. Böyle bir şey yok. 
Şimdi, Zemahşeri de ayetin Ebu Talip hakkında nazil olduğunu reddediyor ve şöyle diyor ?Zemahşeri de büyük bir müfessirdir?: "Ebu Talip hicretten önce ölmüştür. Bu ayetler ise Medine'de nazil olan son ayetlerdendir".
Yani diyor ki, "Ebu Talip'in küfrüne delil gösterilen ayet Ebu Talip döneminde inmedi ki, son dönemde indi". Halbuki Ebu Talip Mekke döneminde vefat etti. (Kaynak: Keşşaf, cilt 2, sayfa 315).
Ehl?i Sünnet yoluyla nakledilen bazı rivayetlerde, Rasulüllaha (SAV) "Acaba Ebu Talip'e bir yararın dokundu mu, zira o seni himaye ediyor ve senin için müşriklere gazap ediyor" diye sorulunca şöyle buyurdu:
"Evet, Ebu Talip topuklarına kadar ateşten bir çukur içindedir". Bunu Peygamberimiz söylemiş. "Eğer benim şefaatim olmasaydı, muhakkak o, cehennemin en derin çukurunda bulunur idi". Ve enteresandır kaynak, Sahihi Buhari, cilt 5, sayfa 130.
Bu hadis uydurulmuştur. Seyyit Vehharın naklettiği dört rivayette İmamı Rıza ?İmamı Rıza, 12 imamdan bir tanesi, büyük bir alim. Ve sonra maneviyatları çok güçlü insanlar? ve İmamı Sadık ?Kim bu, Cafer?i Sadık. Kimdi bu zat, İmamı Azam'ın hocası.
İmamı Azam bunun için ne diyor: "Ben İmamı Cafer'i tanımasaydım helak olacaktım".
İşte bu zat. Onun dediği. Bak o ne diyor?
Bu hadisi reddetmiş ve onun yalan olduğunu açıklayarak Ebu Talip'in iman etmiş olduğunu söylemişlerdir. (Kaynak: El Hüccet Alezzahib, sayfa 82?85). 
"Bu hadiste şefaat meselesi söz konusudur". Yani kafire peygamberin şefaat ettiği anlatılıyor. "Şefaat şehadete bağlıdır. Yani iman etmeye bağlıdır. Kafire şefaat olmaz". Kim diyor? İmam?ı Cafer diyor, İmam?ı Rıza diyor.
İbni Hacer şöyle yazar: "Eğer o Müslüman olsaydı, Rasulullah (SAV) onun cenaze namazını kıldırırdı".
"Halbuki, Zeyni Dahlan gibi birçok ehli sünnet aliminin de kabul ettiği üzre o zamanlar henüz cenaze namazı teşrih olunmamıştı." (Kaynak: Enes el Metalip, sayfa 35).
Yani o zaman daha cenaze namazı farz olmadı.
İbni Sad şöyle nakleder:
"Ebu Talip Rasulüllahın zamanında vefat etti. Cafer ve Ali ona varis olmadı. Ama Akil ve Talip ona varis oldu. Zira Müslüman kafirden, kafir de Müslümandan miras alamaz."
Şimdi enteresan. Abdulcelili Kazvini buna cevaben diyor ki:
"Ehli Beyt mektebine göre kafirler Müslümana varis olamazlarsa da, Müslümanlar kafirlere varis olabilirler. Ali, Ebu Talip'e varis olmuştur. Kaldı ki, Ebu Talip'in kendisi Mü'min idi. (Kaynak: Naks, sayfa 513?514)
Bu böyle devam ediyor. Şimdi, iddialar ve iddialara cevaplar olarak ifade ettik.
Bir de ben burada çok önemli bir hususu daha nakledeceğim. Bu, bizzat Ebu Talip'in mübarek lisanlarından çıkan sözler:
"Ey Kureyşliler! Sizler insanlar arasında Allah'ın seçkin kulları, Arabın kalbi,  yeryüzü harem ehli arasında Allah'ın hazinedarlarısınız. Sizin aranızda muktedir bir önder, cesur bir öncü ve eli açık bir bağışlayıcı bulunmaktadır. Sizlere Kabe'yi tazim etmenizi tavsiye ediyorum ki bunda Allah'ın rızası, rızkın devamı ve zorluklar karşısında direniş vardır. Sıla?i rahim yapınız. Zira bu ölümü erteler ve nüfusu çoğaltır. Zulmetmeyi terk ediniz ki öncekiler de bu yüzden helak oldular. Davet edene icap ediniz. Hayat ve ölümün şerefi de bundandır. Sadık olunuz ve emanete riayet ediniz. Zira bu ikisi sayesinde iftiradan korunur ve halk nezdinde değer kazanırsınız."
Şimdi bizzat isim vererek, "Sizlere Muhammed hakkında iyilik etmenizi tavsiye ediyorum. Zira Muhammed Kureyş'in emini, Arapların doğru sözlüsü ve sizi davet ettiğim şeyleri ihya edendir. Muhammed sizlere öyle bir mesaj getirmiştir ki, kalp ve ruh bunu kabul etmekte ama dil kötüleyenlerin korkusundan inkar etmektedir".
Kalp tasdik ediyor, ama diliyle ikrar edemiyor, korkuyor, diyor tasdik etmeyenlerin şiddetinden, eziyetinden.
"Allah'a andolsun ki, adeta müstezaf halkın onun kabul ettiğini, sözlerini tasdik ettiğini ve risaletini kabul ettiğini görür gibiyim. Böylece Kureyş'in büyükleri hakir, evleri boşalmış ve zayıfları yücelmiş olacaktır. En büyükleri peygambere en muhtaç olanı, en günahkarları da ona en uzak olanlarıdır. Arap kavmi onu sevecek, topraklarını ona verecek ve onu önder seçecektir. Ey Kureyş kabilesi! Peygamberi seviniz, onu himaye ediniz, Allaha andolsun ki, onun yolunda ilerleyen kemale erer ve hidayetine tabi olan saadete kavuşur. Eğer sağ kalsaydım ondan bela ve zorlukları gidermeye çalışacaktım. (Keşşaf, 29/29).
Ebu Talip vefat edince, Emir el Müm'ininin ailesi Aleyhisselam Peygamberin (SAV) yanına gelip babasının vefatını bildirir. Yani Hz Ali. Rasulüllah (SAV) bu haberi duyunca çok üzüldü ve Hz. Ali'ye şöyle buyurdu: "Git Onun gusül ve kefenleme işlemlerini yap ve bir tabutun içine koyduğun zaman bana haber ver."
Zaten namaz yok, onun için de kıldırmıyor, ama Müslümana yapılacak muameleyi yapıyor.
Hz. Ali denilenleri yerine getirdikten sonra, Peygambere (SAV) haber verdi. Rasulüllah Aleyhisselam Ebu Talip'in cenazesinin yanına vardığında keder ve üzüntü içinde şöyle buyurdu: "Seninle akrabalık ilişkim vardı. Allah tarafından mükafatlandırılacaktır. Beni çocukken terbiye ettin, büyüklüğümde bana yardımcı oldun".
Daha sonra da halka dönerek şöyle buyurdu: "Allah'a andolsun ki, amcama öyle bir şefaatte bulunacağım ki, ins ve cin toplulukları şaşıracaktır."
Daha sonra Hz. Ali (RA) babasının mateminde şöyle dedi: "Ey Ebu Talip, ey sığınanların sığınağı, ey rahmet yağmuru, ey karanlıkların nuru, gerçekten de senin yokluğun gayretli ve büyük insanları perişan etti. Sen Peygambere (SAV) iyi bir amca idin." (Tefsiri Taberi ve Zemahşeri'den).
Şimdi geçen hafta da konuştuğumuzda yağmur yağıyordu, şimdi de yağmur yağıyor. Bu aslında büyük bir mesaj. Türkiye kuraklıktan kavruluyor, biz Ebu Talip'ten bahsedince Cenab?ı Hakk'ın rahmeti geliyor. Anlayana sivri sinek saz, anlamayana davul zurna az.
Caferi Sadık Hazretleri buyuruyor ki, ?ya bu zatlar sıradan insanlar değil. Bana göre, başka bir rivayet olmasa, İmamı Caferi Sadık Hazretleri dediği zaman mesele bitmiştir. İmamı Rıza dedikten sonra mesele bitmişirPeygamber (SAV) şöyle buyuruyor:
Cebrail Rasulüllaha (SAV) gelerek şöyle dedi: "Ey Muhammed! Rabbin Sana selam gönderiyor ve seni dünyaya getiren sülbe, sana hamile kalan kadına ve seni yetiştiren ve sorumluluğunu üstlenen şahsa ateşi haram kıldım."
Kim diyor bunu? Hz. Cebrail (AS). Kime diyor? Hz. Peygambere (SAV). Bunu söyle diyor, sonra şöyle devam ediyor: "Mezkur sülb baban Abdullah bin Abdulmuttalip'tir ve sana hamile olan Amine binti Veheb'tir ?Vehb'in kızı Amine, Abdulmuttalip'in oğlu Abdullah? ve seni terbiye eden ise Ebu Talip'tir. (Kaynak: Sire?i İbni Hişam).
Türkiye'de ve dünyada ne oyunlar oynanıyor? Var burada daha birçok delil ama bana göre gerek yok. Dedik ya, adam olana bir delil yeter, burada bin tane delil var. Sonra bir insanın Müslüman olduğunu delil kaç kişi getireceksin canım. En güçlü adamlar, müfessirler.

Yeni Mesaj:
Ebu Talip'in mü'min olmadığı iddialarının ve bu konudaki ısrarlı çalışmaların arkasında hangi gaye yatıyor?

Prof. Dr. Haydar Baş:
Arkasındaki gaye tamamen siyasidir. "Hz. Ali (KV) güç kazanmasın. Hz. Ali, imamete layık değildir, anlaşılsın. Bir küffardan böyle bir nesil nasıl çıkabilir densin" içindir. Başka bir şey değildir. Olay budur.

Yeni Mesaj:
Son görüşlerinizi de alalım. Hem Ramazana da adım adım yaklaşıyoruz.

Prof. Dr. Haydar Baş:
Benim burada acizane tavsiyem, bu mübarek geceleri iyi geçirelim, ihya edelim. Önü ve sonu oruçlu geçsin. Akşamı Kur'an okunsun, namaz kılınsın, istiğfar edilsin. Peygamber Aleyhisselam Efendimize salatu selam getirilsin ve bu güzel geceleri günleri aklı başında bir mü'min gibi geçirelim. Dedikoduyla, fitneyle, şununla, bununla vaktimizi öldürmeyelim. Bizim geçmişimizin din anlayışı bize kafidir. Yeni anlayışlara bu milletin ihtiyacı yoktur. Bunlar bu milletin temeline dinamit yerleştirmek isteyen, gaflet içindeki insanlardır. Bunlara kulak asılmasın. Haktan ve hakikatten yana olunsun ve densin ki, "İmamı Cafer'in gittiği yere ben de gitmeye hazırım. İmam?ı Ali Efendimizin gittiği yere ben de gitmeye hazırım".
On iki imam nedir biliyor musunuz? Peygamber (SAV) nesli, büyük alimler. Bütün evliyanın feyiz kaynağıdır. On iki meşrep vardır, on ikisi de feyzini, muhabbetini bunlardan alır.
Bu arada ben de özür diliyorum, evvela Ebu Talip'in ruhundan özür diliyorum. Varislerinden özür diliyorum, yolundan gidenlerden özür diliyorum. Ama inşallah biz de noksanımızı, yanlışımızı böylece doğrultmuş olup vazifemizi ifa etmiş oluyoruz diyorum, efendim.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100