08 Ocak 2004 Perşembe 00:00
158 Okunma
Ehl-i Kitabın hükmü
Tarih boyunca Cenab?ı Hak her kavme bir yol gösterici, bir peygamber göndermiştir. Hangi zaman diliminde ve tarihî dönemde gelmiş olurlarsa olsunlar bütün peygamberler aynı hakikati vazetmişlerdir. Biri dünya hayatından ayrıldıktan sonra bir başkası aynı muhteva üzerinde farklı bir şeriatla yeryüzüne gönderilmiştir. Bu seyir aynı zamanda evrenselliğe doğru bir tekamülü de içerir. Bu yol göstericilerin geldikleri dönem, devir ve toplumsal şartlar farklı olmakla beraber getirdikleri ilahî hakikat ve tevhid gerçeği hiç değişmemiştir. Bu risalet zinciri Hz. Muhammed ve O'nunla gönderilen Kur'an?ı Kerim'le sona ermiştir. Çünkü din müessesesi İslam ve Kur'an'la kemale ulaşmıştır. "Bugün dininizi kemale erdirdim. Size olan nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam'ı seçtim" Bu yönüyle İslam ve kitabı Kur'an?ı Kerim kendinden önceki dinler gibi yöresel, millî veya ırkî bir karaktere değil, evrensel bir niteliğe sahiptir, Kur'an?ı Kerim için, "O alemler için bir öğüttür" buyurulmaktadır. Hz.~|~ Muhammed'e hitaben ise: "Biz seni ancak bütün insanlara müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik" denilmektedir.

Bu yönüyle Kur'an bütün insanlığa gönderilmiş ilahî bir kitaptır. Hükümlerinin tamamı bütün devirlerde geçerlidir ve bu yönleriyle evrenseldir. Tarihsellik iddiasında bulunanlar Kur'an'ın 1400 yıl önce yaşamış Bedevi Araplar için inmiş hükümler içerdiğini söyleye dursunlar, Kur'an'ın bütün insanlığa gönderilmiş olduğuna dâir pek çok ayet vardır.

Tarihselcilerin bir başka iddiası da Kur'an'ın ibadet ve ahlakla ilgili hükümlerinin evrensel, sosyal hayata dair hükümlerinin ise tarihsel olduğudur. Ancak onların bu iddialarını destekleyen tek bir ayet veya tek bir hadis dahi mevcut değildir. Bu fikrin ateşli savunucusu Fazlurrahman iddialarını geniş bir şekilde sıralamakta ancak bu iddiaları destekleyen tek bir delil dahi getirememektedir. Bu noktada nefsî arzu ve isteklerin, hevâ ve hevesin ön plana çıktığı âşikârdır. Zira hangi ölçüye dayanarak böyle bir ayırıma gidilmektedir. Kur'an, ahlakî hükümlerle sosyal hayata, hukuka, ekonomiye vs. dair hükümleri kesin bir çizgiyle birbirinden ayırmamıştır.

Hindistanlı Seyyid Ahmet Han bir yandan Kur'an'ın bilhassa sosyal hayata dair hükümlerinin tarihsel olduğunu ısrarla vurgularken, diğer yandan Hindistan halkını o devrin Victoria İngiltere'sinin hayat tarzını, kültürünü ve sosyal yaşantısını tatbik etmeye çağırıyordu. Bu misal bize şunu gösteriyor ki, tarihselliğin İslam'a uyarlanmasının başta gelen amacı, Müslümanları İslamî yaşayıştan uzaklaştırıp, Batı kültürünün değerlerine adapte etmek ve bu sayede daha rahat sömürebilmektir.

Ehl?i Kitap

hakkındaki ayetler

Ehl?i Kitabın mevcut dinlerinde kalmakta ısrar ettikleri taktirde kurtuluşa ermelerinin mümkün olamayacağı pek çok ayet ile sabit iken, peygamber gelmeden evvelki tevhid ehli ve varsa Ehl?i Kitabın hâlini beyan eden ayetler saptırılarak bugünkü Ehl?i Kitaba hükümmüş gibi gösterilmek istenmektedir.

"De ki ; ey Ehl?i Kitap, siz Tevrat ve İncil'i ve size Rabb'inizden indirileni tutup (hükmünce) amel etmedikçe hiçbir şey üzere değilsiniz. Celalim hakkı için sana Rabb'inden indirilen bu Kur'an onlardan bir çoğunun azgınlığını ve küfrünü arttıracak. Artık sen o kafirler güruhu için tasalanma".

"Ey Kitap Ehli! Allah'ın ayetlerini niçin inkar ediyorsunuz? Oysa Allah ne yaptığınızı görüyor. De ki; ey Ehl?i Kitap, niçin iman edenleri Allah yolundan çeviriyorsunuz? Görüp durduğunuz halde niçin onun çarpıklığını istiyorsunuz? Allah yaptıklarınızdan gafil değil".

"Ey İman edenler! Eğer kendilerine daha önce kitap verilenlerden bir zümreye uyarsanız, onlar sizi imanınızdan çevirip yeniden kafir yaparlar".

"Bakmaz mısın, şu kendilerine kitaptan bir nasip verilmiş olanlara? Kendileri sapıklığı satın alıyorlar da istiyorlar ki siz de yolu sapıtasınız. Düşmanlarınızı Allah daha iyi bilir. Veli olarak Allah yeter, yardımcı olarak da Allah yeter".

"Yahudi ve Hıristiyan olanlardan başkası cennete giremeyecektir dediler. Bu onların kuruntularıdır. 'Eğer doğru isseniz delillerinizi getirin' de".

"Yahudiler 'Üzeyr Allah'ın oğlu' dediler. Hıristiyanlar da 'Mesih Allah'ın oğlu' dediler. Bu, onların ağızlarıyla söyledikleri sözleri ki önceden küfredenlerin sözlerine benzetiyorlar. Allah kahretsin nereden saptırıyorlar? Hahamları ve rahipleri Allah'tan başka rabler edindiler. Meryem oğlu Mesih'i de. Halbuki hepsi de ancak bir ilaha ibadetle emrolunmuşlardı ki başka ilah yok. Ancak O, onların koştukları ortaklardan yüce ve münezzehtir".
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121