18 Ağustos 2001 Cumartesi 00:00
198 Okunma
Elimiz fındık ile çıktığı zaman!
Her insanın zaaf noktası veya noktaları vardır. Bu sebeple istemediğimiz halde, bazı şeyleri yapmak veya yapanlara ses çıkartmamak durumunda kalmışızdır. Bu zaaflarımız yani zayıf noktalarımız çevrenin, şeytanın ve nefsin de etkisiyle aldatıcı bir kapı olmuştur. İkili ilişkilerimizde kötü niyetli menfaatperest insanlara, bu zaaf noktalarımızı belirlemelerini sağladığımızda, bizi istismar etmemeleri için hiçbir sebep yoktur.

İnsan yaratılıştan bazı özelliklerle doğar. Bu özellikler güzel ya da çirkin vasıflardır. Bu özelliklerin herbirini ifrat ya da tefritten kurtaramadığımız, itidal denen yolu bulamadığımız takdirde başımız maalesef hiç dertten kurtulamaz. Bu özelliklerimizi "itidal" denen, gelmesi gereken orta yola getiremediğimiz takdirde yaptıklarımızdan bu dünyada pişmanlık, ahirette de azap göreceğimiz kesindir. Ayet?i Kerime'de "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" (Hud: 112) buyurulmuştur. Çünkü kurtuluş doğru ve orta yoldadır.

Yaratılıştan gelen bir takım özelliklerimizi tabiri c~|~aizse elden geçirmeden direkt uygulamak, o kişiye mutlaka kolay gelecektir. Hele de bu özellikler "merhamet, cömertlik, sakin ve ağırbaşlı olmak vb..." gibi güzel huylardan sayılabilecek vasıflardan ise içten geldiği şekliyle yapmakta ne var, diye düşünülebilir. Oysa hayatımızın belli dönemlerinde "Ah bu başıma gelenleri ben hak ettim. Tabi şöyle ya da böyle yapmasaydım, şunu bunu diyebilseydim" dediğimiz zamanlar mutlaka olmuştur. Evet, aslında bu şekilde konuşmakla yerden göğe kadar haklıyız, başımıza gelenleri bizler hazırladık. Çünkü yüce Allah (c.c) bu özellikleri de bize bir imtihan vesilesi olarak vermiştir. Acaba bizler bu özelliklerimizi kolay yoldan, olduğu gibi mi yoksa olması gerektiği gibi mi kullanıyoruz?

İşte doğuştan gelen bu özelliklerimizi yerinde ve doğru kullandığmız takdirde güzel huy dediğimiz bu kavramlar, bizim zaaf yani eksik noktalarımız olup çıkıyor. Sonra da başımıza bir sürü işler açabiliyor. Bunu örneklendirirsek: Yüce Allah (c.c) bizlere cömertliği; evde çoluk çocuğu aç bırakmak, sakin ve ağır başlılığı; hiç çekinmeden yanımızda rahatça günahlar işlenecek kadar duygusuz olmak, merhameti ise; şerefli insanoğlunu kedi, köpek gibi hayvanlara esir olmak için vermemiştir. Bu özellikler olması gereken noktalara getirilip "nerede, nasıl davranmalıyım?" sorusunun cevabını İslam dininin ölçüsünde öğrenip, imtihanımızı güzel vermemiz için verilmiştir. Bu özelliklerimizi nerede, nasıl, ne miktarda kullanacağımızı bilmezsek herbirimizin hâli Afrikalı avcıların eline düşmüş maymununkine döner. Çünkü Afrikalı maymun avcıları avlanabilmek için şöyle bir düzen kuruyorlarmış:

İçine sadece bir maymun eli girecek büyüklükte testi gibi bir kap yapıyorlar ve içine fındık dolduruyorlarmış. Bu kapların içinde fındık olduğunu maymunlara göstere göstere bir yere koyuyor, oradan ayrılıyorlarmış. Avcıların gittiğini gören maymun elini testiye sokup fındığı avuçluyor ama elini bir türlü çıkaramıyormuş. Testinin ağzı öyle büyüklükte yapılmış ki, el boş iken testiye girip çıkabiliyor fakat avuçta fındık varken asla çıkamıyormuş. İşte bu noktada zaaf noktası fındık yiyebilmek olan hayvan fındığı tercih ediyor, avcı gelip onu yakalayıncaya kadar fındıklardan vazgeçmeden saatlerce orada bekliyormuş.

Maalesef o ileriyi göremeyen, yaratılışında fındığa ilgi olan bir hayvan olduğu için avcının eline düşüyor. Ne acıdır ki; fıtrat ve akıl sahibi olması sebebiyle şerefli insan, elden geçirilmemiş fıtratıyla olaylara yaklaşıp, bu zaafıyla nice avcıların avı olabiliyor.

Hümeyra EZERGÜL
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100