09 Kasım 2002 Cumartesi 00:00
183 Okunma
En sevimli oruç onlarınki
Ramazan'ın tüm manevi atmosferi ile gelişiyle birlikte çocuklarda da bir neşe, bir heyecan bir sevinç başladı. Senede bir kez gelişiyle, Müminler için özel bir yere sahip olan Ramazan ayında çocuklar da ilk günden itibaren büyüklerine özenerek oruca niyetlenirler.

İftar saatini iple çeken çocuklarda vakit yaklaştıkça heyecan artar. Dakikalar geçmek bilmez ama beklenen ezan sesi ya da top sesi ile mutluluğun doruğuna ulaşır çocuklar. Hangisini önce yiyeceğini bilmeyen çocuklar, sofradaki neşe ve sevincin en küçük üyesi olurlar. Onların orucu güzeldir. Şeytanın belini kıran bir oruç, çocuk orucudur.

Mutlu gözlerin heyecanı

Çocuk meraklıdır, heveslidir; saf, temiz ve iyi niyetlidir. Davranışları, düşünceleri ön yargısızdır, içinden geldiği gibi, düşündüğü gibi yapar. Ufku geniştir. Olmazların içinde hayaliyle gezinir ve onların güzelliği ile hep güler. Ramazan'ın gülüdür oruçlu çocuklar. O gülden koklamak, o gülü seyretmek ne güzeldir. Ramazan gibi has bir ayın, has gülü oruçlu çocukla~|~r, doya koklanır. Onbir ayın sultanı Ramazan'ın senede bir kere gelmesinden dolayı evlerde büyük bir değişim yaşanır. Evlerde hayat gece başlar. Ramazan öncesi tatlı bir heyecan ve telaş kaplar evleri. Alınmayan müstesna yiyecekler o ayda borç harç alınır. O ayda, yemeklerin, tatlıların sayısı ve çeşidi çoğalır. Hele iftar öncesi evin hanımının memnun, edalı telaşı ve ezan dakikasında yemeğin sofrada oluşu...

Aile fertleri uyuyor. Evin hanımı gece ikinci yarısında kalkmış, mutfakta uykulu ama mutlu gözlerle yemek yapıyor. Sofra hazırlığında. Derken, sofra kurulmaya hazır hale gelince, oruç tutma yükümlülüğü olanlar uyandırılır. Mahmur gözlerle, el yüz yıkamaya gidenlerin sallanışları da pek hoştur hani. Sofraya oturulur, besmele çekilir, mahmur bakışlarla yemek faslı başlar. O da ne? İçerden bazı sesler gelir. Bu, evin küçük çocuklarının sesleridir. Kaşık seslerini ve yanan ışığı merak ederler. Akşam demişti ya: "Beni de sahura kaldırın, ben de oruç tutacağım". Büyükler de "Sen küçüksün hele büyü bakalım" demişlerdi. Ama merak uyutmaz çocukları. "Acaba ne yiyorlar?" Yataklarında sağa?sola döner, uyanık olduklarını belli etmezler. "Acaba biri 'gel' der mi?" Hele bir "gel" dese, çocuk nasıl mutlu oturur sofraya.

Oruç tutmak büyük zevk verir çocuklara. Açlığın zorluğunu, ailesine kendisini ispat etmenin mutluluğu yeter. O gün oruç tutar. Sonra iftar saati yaklaştıkça heyecan artar. Dakikalar geçmek bilmez. Nihayet, akşam yemeğinin hoş kokuları arasında beklenen ses gelir... Ha atıldı ha atılacak derken "gümmm..." sesi duyulur. Ya da can kulağıyla beklenen, "Allahü Ekber" nidaları yankılanır tüm gökyüzünde. Mutluluğun doruğuna ulaşan çocuklar. Önce hangi yemeği yiyeceğini bilmeden açar dünyanın en güzel orucunu: "Bismillahirrahmanirrahim...". Sofradaki bereketin, huzurun ve mutluluğun en küçük ama aslında en büyük üyesi olurlar. Çocuğun orucu güzeldir. Şeytanın belini kıran bir oruç, çocuk orucudur.

Mevlid ve çocuk

Yemek sonrası, neler yemek ister neler... O gün büyümüştür. Öyleyse, babasının gittiği camiye de gitmelidir. Camiye, teravih namazına... Arka saflardaki çocukların kıkırdamalarını, ön saftaki çocuklar merak eder. Büyükler rükua varınca hemen koşuşmaya, etrafı kolaçan etmeye başlarlar. Teravihin uzunluğundan usanıp yarıda bırakılması, büyüklerin çatık kaşlı uyarıları sonucu engellenir; "Bak sakın orada koşturma, gülme, yaramazlık yapma." gibi tembihlerle camiye götürülen çocukların, tüm masumiyeti camiye yansır. Vakit geçtikçe, verilen sözleri unuturlar. Kıkırdar, güler, oynar, koşar, elleri bağlı yürürler; gözleriyle her yeri kolaçan ederler ama yine de camide oldukları çıkmaz hatırlarından. Okutulan mevlidin arkasından dağıtılan simit, lokum, tatlı, çocuk için o kadar değerlidir ki. Onun için mevlidi, usanma pahasına dinlemeye çalışır. Mevlid öncesi dağıtılırsa ne alâ... Dinlemek, oturmak zorunda değil ama; ya sonra dağıtılırsa!.. İşte o zaman iş kötü... Hele yetmeyiverirse şekerler. Çocuğun ümidi, hayal kırıklığı ne olacak? Bu sebeple, sevindirme önce çocuklardan başlamalıdır. Mevlidin maksadına ulaşması, çocukları sevindirmekten geçer.. İftarı, sahuru, teravihi, mevlidi ile çocuklar ramazanı severler.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100