Bu haber kez okundu.

En stratejik kaynak: Su
İnsanlık su ile başladı, medeniyet su kıyılarına yerleşerek ilerledi. Ve insanlık bu gidişle su yüzünden son bulacak ~|~

BURAK EVCİ

İlk insanlarda yaşamın idamesi için, vazgeçilmez olan su kaynaklarının yakınlarında kurulmuşlardır ve dünya üzerinde su kaynaklarının olduğu yerlerde yerleşim birimleri oluşmuştur.

MEDENİYETE YÖN VEREN SU

Tarih boyunca hayata yön veren su, sosyal hayatın şekillenmesinde de büyük ölçüde yer almıştır. Eski Mezopotamya'da da su anlaşmazlıkların sebebi olmuştur.İnsanlar suya ulaşmak için çeşitli yollar aramışlar ve ona olduğunca yakınlaşmaya çalışmışlardır.Bu sebeple su arkları,kanallar inşa etmişlerdir.Bu kanallar devletlerin arasındaki sınırları belirlemiştir.Su, kanunları da şekillendirmiştir. Hammurabi kanunlarında da su ile ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Ana yurdumuz, ata yurdumuz Orta Asya'dan göç etmemizin sebebi de oradaki kuraklık,çeşitli sebepler ve en önemlisi su kaynaklarının tükenmesi olmuştur.

EN STRATEJİK KAYNAK SUDUR
Sanayi Devrimi ile gelişen teknoloji doğal yaşamı tehdit ederek, zaman içerisinde dengelerin bozulmasına, çevrenin kirlenmesine ve nihayetinde su kaynaklarının tükenmesine yol açmıştır. Teknolojinin kaynağı ve temel dinamiği petroldür. Petrol olmadığı zaman alternatif enerji kaynakları ile ikame edilebilir. Ama suyun yeri hiçbir şekilde doldurulamaz. Mevzuya bu açıdan bakınca dünyadaki en stratejik kaynağın su olduğunu görmekteyiz.

SU KAYNAKLARININ DURUMU
Yerkürenin yüzde 70'i suyla kaplıdır. Dünya su rezervlerinin yüzde 97.5'i tuzlu su, geri kalan yüzde 2.5'i ise tatlı sudur. Tatlı su kaynaklarının da yüzde 70'i kutuplarda donmuş olarak bulunmaktadır. Tatlı su kaynaklarının geriye kalan yüzde 30'luk kesiminin büyük bölümü de ya toprakta nem, ya da yerin ulaşılması olanaksız derinliklerinde yeraltı su kaynakları halinde bulunmaktadır. Bunlar gözönünde bulundurulduğunda görülecektir ki dünya üzerindeki tatlı su kaynaklarından ancak yüzde 1'i kullanılabilir durumdadır.

HASTALIKLAR SUSUZLUKTAN KAYNAKLANIYOR
Dünya sağlık teşkilatının (WHO) verilerine göre; dünyadaki hastalıkların yüzde 80'i susuzluktan kaynaklanmaktadır. 80 Ülke ve dünya nüfusunun yarısı su sıkıntısı çekmektedir Dünya nüfusunun %40'nı oluşturan 2.4 milyar insan yeterli sağlık şartlarında yaşamamaktadır. Günümüzde her yıl su ile ilgili hastalıklar nedeniyle 25 Milyon insan ölmektedir. 1 milyar 400 Milyon insan temiz sudan mahrumdur. Birleşmiş Milletler Teşkilatı "İnsan Gelişim Raporu"na göre; Dünyada saniyede 8 çocuk temiz su bulamadığından ölmektedir. Her yıl 25 milyon insan temiz sudan mahrum kaldığı için hastalanarak ölmektedir. Bunların 2 milyonu ise Kolera ve İshal nedeniyle ölmektedir.2004  yılında susuzluk nedeniyle ölen çocukların toplamı, 1990'larda her yıl silahlı çatışmalarda ölen çocukların toplamından altı kat daha fazla olmuştur. Bu bilgilerden de anlaşılacağı üzere susuzluk tehlikesi savaşlardan daha tehlikeli boyutlara ulaşmıştır.

DÜNYADA SU PROBLEMLERİ
Dünyanın en fazla kullanılan su sistemi olan Zambezi Nehri sürekli sel ve şiddetli yağışlar yüzünden zarar görmektedir.
Meksika'da yağmur suları ile kanalizasyonların karışması nedeniyle su sıkıntısı çekilmektedir.
ABD'deki tarım arazisinin beşte birini sulayan Ogallala Aguifer Nehri aşırı pompalama nedeniyle giderek kurumaktadır.
Avrupa'daki kentlerin yarısından fazlası, yer altındaki su kaynaklarını ölçüsüz bir şekilde yağmalamaktadır.
İsrail, Lübnan ve Suriye arasında çok ciddi anlaşmazlıklara neden olan Golan Tepeleri en büyük stratejik önemini bölgenin sahip olduğu su kaynaklarından teşekkül etmesinden almaktadır. Su kıtlığı devam ettiği sürece İsrail'in Golan Tepeleri'nden çekilmeyeceği ortadadır.

DÜNYADA SU TÜKETİMİ
Bir ABD'li günde ortalama 500, bir İngiliz ise 200 litre su kullanırken, bazı Afrika ülkelerinde kişi başına düşen günlük su miktarı 10 litreyi bile bulmamaktadır. Ortadoğu, dünya nüfusunun yüzde 5'ini barındırmasına rağmen dünyadaki temiz su kaynaklarının sadece yüzde 1'i bu bölgede bulunmaktadır. Ayrıca, Dünyada su zenginliği kişi başına 10 bin metreküple ölçülmektedir.Bu oran Türkiye'de 1830, Suriye'de 1420, İsrail'de 300 metreküp civarındadır. Türkiye, bu miktar ile Avrupa'nın su açısından en fakir ülkesiyken, Ortadoğu'nun ise zenginleri arasında yer almaktadır.

ORTADOĞU'DA YİNE KAN DURMAYACAK

Zengin petrol yataklarına sahip olması nedeniyle diğer ülkelerin iştahını kabartan Ortadoğu 'da önümüzdeki yıllarda su savaşları çıkması ihtimal dahilindedir. Gelecek açısından diğer dünya ülkeleri de su kaynakları arayışı içerisine girmiştir. Ortadoğu'daki su kaynaklarının giderek kirlenmesi de bölgedeki gerginliği artırmaktadır.
BM'nin hazırladığı Su Raporu'na göre Türkiye 2025 yılında su sıkıntısı çekecektir. Fakat BM bu raporda yanılmıştır veya bunu Türkiye'nin su kaynakları bakımından zengin olduğunu sürekli vurguladıkları için kasıtlı olarak yapmışlardır. Zira Türkiye 2025 yılı için öngörülen neticeyle  daha şimdiden karşı karşıya gelmiştir.          
Öte yandan Ortadoğu'da 1967'de ki Arap?İsrail savaşı,1970'de Ürdün'deki iç savaş, 1978 Lübnanın işgali ve Türkiye'deki terör olaylarının arka planında yatan sebepler su kaynaklıdır.

FIRAT NEHRİNİN ÖNEMİ ARTIYOR
Önümüzdeki yıllarda Ortadoğu susuzluktan kırılırken Dicle ve Fırat Nehirleri Türkiye'ye hayat veren nehirler haline gelecektir.Bu yüzden o tarihlerde bölgede sınır aşan nehirler yüzünden savaşların çıkması olasıdır. "Harmon Doktrini"ne göre 'suyun sahibi çıktığı toprakların sahibidir' anlayışına rağmen Suriye'ye günde 500 metreküp/Sn su verdik.Kuraklıkların baş göstereceği coğrafyada verilen suların kesilmesi elbette ki tepkiyle karşılanacak ve istenmeyen sonuçlar doğuracaktır.

PEYGAMBER EFENDİMİZ HABER VERMİŞTİ

Peygamber Efendimiz(s.a.v)Hadis?i şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
"Fırat Nehri altın bir dağ üzerinden suyu çekilip açılmadıkça kıyamet kopmaz. İnsanlar onun için harp edecek ve her yüz kişiden doksan dokuzu öldürülecek. Onlardan her biri: 'Belki ben kurtulurum!'diyecektir." (Buhari)
"Fırat Nehri'nin altın hazinelerinden bir kısmının alana çıkması yakındır. Her kim o zaman orada bulunursa, ondan bir şey almasın." (Müslim)

SU KAYNAKLARIDA ÖZELLEŞTİRİLİYOR
1980 sonrası neo?liberal politikalar çerçevesinde yaygınlaşan özelleştirmeler neticesinde ülkemizin bütün zenginlikleri peş keş çekildi.Milletimiz satılmadık neyimiz kaldı sorusunu sorarken,cevap gelmekte gecikmedi,nehirlerimiz kalmıştı.Ve sonuç olarak Avrupa Birliği sürecinde diğer su kaynaklarımızla birlikte Fırat ve Dicle nehirlerinin özelleştirilmesi de gündeme gelmiştir.Zira uyum müktesebatı içerisinde Avrupa'nın ilerleyen su sorununa karşı Fırat ve Dicle'nin uluslararası bir kurul tarafından yönetilmesi gerektiği ancak bu kadar açık bir şekilde izah edilebilirdi.

AMAÇ İSRAİL'İN SU SORUNUNU HALLETMEK
Görüldüğü üzere Türkiye gerek yeraltı ve yer üstü zenginlikleri ,gerekse jeopolitik ve jeostratejik öneminin yanında başlı başına bir konu olan 'su' konusunda da dünya açısından çok önemli bir pozisyona sahiptir.
"Fırat Irmağı'na kadar uzanan Kenan ülkesine Lübnan'a gidin. Bu toprakları size verdim. Gidin, atalarınıza, İbrahim'e, İshak'a, Yakup'a ve soylarına and içerek verdiğim toprakları mülk edinin" (Tevrat/ yasa 1/7?8)Tevrat'ta da belirtildiği gibi Yahudilerin asırlardır peşinde koştukları inançlarını gerçekleştiriyorlar.
Anlayacağınız Yahudiler'in Arz?ı Mevud hülyalarının önünü açmak için, Yahudilerin mülk edinmesinin önündeki engeller kaldırıldıktan sonra, akarsuların satılmasını da sağlayıp hem kutsal ülküye gidişin önündeki engeller kaldırılıyor, hem de İsrail'in su sorunu halledilmiş oluyor.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100