Bu haber kez okundu.

Genç Osman'sın ulusun
Anadolu insanınca özel bir ezgiyle söylenen Genç Osman Destanı, 17. Yüzyılın âşıklarından Kayıkçı Kul Mustafa tarafından bestelenmiştir. Destan, IV. Murat'ın Bağdat Seferi'ne katılan Genç Osman adlı yiğide atfen bestelenmişse de, esasen tüm devirlerin Müslüman?Türk gençlerine seslenişi ifade eden bir manzuma özelliği taşıyor ~|~ Osmanlı padişahı II. Osman ile aynı adı taşır... Gönlü vatan aşkıyla yanan, 18 yaşında ve üç aylık evli, henüz bıyıkları dahi terlememiş bir delikanlı olan "Genç Osman", IV. Murat zamanında katıldığı Bağdat Seferi'nde destanlar yazar. Türk Sancağı'nı Bağdat kalesine dikmeye muvaffak olur; lakin, başını ve kollarını bu uğurda feda ederek...

IV. Murat'ın Bağdat Seferine katılan Genç Osman adlı yiğit ile ilgili destan, 17. Yüzyılın âşıklarından Kayıkçı Kul Mustafa tarafından bestelenerek günümüze kadar söylenegelmiş bir manzum bir eserdir.

Kaynağını, Bağdat Seferi'ne katılan Genç Osman adlı bir askerin gösterdiği kahramanlıklardan alan "Genç Osman Destanı", Türk milletinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu da en çarpıcı biçimde yansıtıyor.

Bağdat Seferi destanlaşıyor

Kanunî Sultan Süleyman'dan sonra gözle görülür bir düşüş yaşayan Osmanlı Devleti, 17. Yüzyılın başlarında hâlâ eski görkemini koruyordu. Devlet, içerde meydana gelen çalkantılarla rahatsızdı ama, dışarıda güçlü ve etkiliydi. I. Mustafa'nın yerine tahta geçen IV. Murat (1612?1640), ilk yıllar, şehit edilen genç padişah II. Osman'ın intikamını almak ve tahtı ele geçirmek isteyen isyancılarla mücadele etmek zorunda kaldı. Bunun yanında dış siyasetini doğuya çeviren IV. Murat, ilk seferini Safevî Devleti üzerine yaptı (1635). Tarihte, Revan Seferi olarak anılan savaşta, Osmanlı topraklarına devamlı saldıran İranlılar, işgal ettikleri toprakları ve Revan Kalesi'ni, Osmanlı kuvvetlerine iade ettiler. İlerleyen Osmanlı ordusu, Ahıska'yı teslim almıştı. Osmanlılar İstanbul'a dönünce İran Şahı, Revan'ı geri aldı. Bununla da kalmayarak Dicle Nehri'ni geçip Bağdat'a girmiş ve bu bölgede barbarca hareketlere girişmişlerdi. Yerli Müslümanlara, bunun yanında kutsal mekanlara da saldırıldığını öğrenen Sultan Murat, derhal Harp Divanı'nın toplanmasını ister. Bağdat Seferi için yeniçeri ve sipahilerden başka, gönüllülerin de sefere katılmasını emreder. Ve şöyle buyurur:

Ayrıca ulaklar salın her yere

Gönüllüler dahi gelsin sefere

Gönüllü olanlar bıyık burmalı

Öyle ki, üstünde tarak durmalı

Padişahın bu fermanına rağmen gönlü sefer aşkıyla yanan, 18 yaşında, üç aylık evli genç bir yiğit delikanlı, ne yapar yapar, adını gönüllü nefer olarak yazdırmayı başarır. Henüz bıyıkları dahi terlememiş bu delikanlı ile ilgiyi haber padişahın kulağına gider. Öylesine hiddetlenir ki, IV. Murat Han; "O söz dinlemezden ben hesap sorarım!" diyerek Otağ?ı Hümayun'a çağırtır körpe delikanlıyı. Huzura gelen Genç Osman'ı gören vezirler, az çok, akıbetinin ne olacağını tahmin ettiklerinden, "Eyvah! Bu tüysüz yiğide yazık olacak" diye üzülürler:

Osman otağ içre el?pençe divan

Gök gibi gürledi Sultan Murat Han

Bre bilmez misin eyledik ferman

Şol Bağdat üstüne gider olanda



Gönüllü olanlar bıyık burmalı

Öyle ki üstünde tarak durmalı

Bir pençe vuruşta kalkan kırmalı

Düşman üzere hamle eder olanda

Osman, kaşla göz arasında cebinden çıkardığı demirden tarağı bir vuruşta üst dudağına sapladı. Demir tarağın dişleri, körpe dudağına öyle saplandı ki, tarağın dibinden al kanlar damlamaya başladı. Osman, elleri göbeğinin üzerinde, göğsü kabarık, başı dik olduğu halde şöyle dedi:

Gündüz gece gönlü ayık Sultanım

Bin Bağdat şehrine lâyık Sultanım

İşte tarak, işte bıyık Sultanım

Ölürüm ben size keder olanda

Sultan Murat Han ve cümle hazır bulunanlar, bu durum karşısında fevkalâde müteessir oldular. Hayret ve memnunluk duygularını gizleyemeyen Sultan, bu yiğit genci ikram ve dualarla taltif ettikten sonra derhal Bağdat Seferi için ilerleyen öncü kuvvetlere Serdâr eyledi.

Genç Osman dediğin bir küçük uşak

Beline bağlamış ibrişim kuşak

Askerin içinde birinci uşak

Allah Allah deyip geçer Genç Osman



Genç Osman dediğin bir küçük aslan

Bağdat'ın içine girilmez yastan

Her ana doğurmaz böyle bir aslan,

Allah Allah deyip geçer Genç Osman



Bağdat'ın kapısını Genç Osman açtı,

Düşmanın cümlesi önünden kaçtı

Kelle koltuğunda üç gün savaştı

Allah Allah deyip geçer Genç Osman



Genç Osman, Bağdat kuşatmasında tam 40 gün cansiperâne çarpıştı. Ve kırkıncı gün Osmanlı sancağını surlara dikmeye muvaffak oldu; ancak, başını ve kollarını bu uğurda feda ederek... Savaş sırasında sancaktarlık yapan Genç Osman, kahramanca çarpışırken kollarını kaybeder. Buna rağmen sancağı surlara dikmek için son bir hamleyle atılır ileriye ama; kahpe bir kılıç darbesi, başını düşürür yere... Yaygın bir rivayete göre, kesik kellesini koltuğuna alır ve üç gün daha savaşır Genç Osman. Ve bir askerin kendisini görmesiyle şehâdet şerbetini içer... Son sözleri, vasiyetinin Sultan IV. Murat'a iletilmesiydi:

Sözümü iletin ol Murat Han'a

Din ve devlet için boyandım kana

Akşam sabah yolumu gözler

Bir taze gelin ile bir garip ana



Anam gözlemesin artık yolumu

İncitmesin benim körpe dulumu

Ak sütünü helal etsin oğluna

Böylesine arz eyleyin hâlımı



1638'de genel bir taarruzla fethedilir Bağdat. IV. Murat, İmam?ı Azam Ebu Hanife'nin ve büyük mutasavvıf Abdülkadir Geylani'nin türbelerini tamir ettirdikten sonra döner İstanbul'a. Tabii, kahraman Osman'ını da unutmaz. IV. Murat, hem Şehit Osman'ın hatırasına hem de Bağdat'ın fethi şerefine İstanbul'da bir köşk yaptırır. Adı, o gün bugündür, "Bağdat Köşkü" diye anılan mekan Topkapı Sarayı'nda bulunmaktadır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100