Bu haber kez okundu.

GLOBAL SERMAYE KANIMIZI EMİYOR
Global mantık hiç bir zaman üretimi esas almaz. Global mantığın asıl yapmak istediği şey, para ile para kazanmaktır.Yabancı sermaye köklü bir şekilde gelir, Türkiye'de kalıcı yatırım yapar, üretime eğilir, istihdama vesile olursa, bu sermaye hakikaten faydalı sermayedir. Ama sermaye piyasasına akşamdan girip sabahtan veya sabahtan girip akşamdan çıkan yabancı sermaye hiç bir zaman bize yar olmaz. Böyle bir gerçeği başka yöne çekerek pembe rüyalar tarzında yorumlamak ideolojik ve siyasi yaklaşımdan başka bir şey değildir

<ı>Hocam, bu haftaki sohbetimizdeki ilk sorumuz ekonomi üzerine olacak. Ekonomide çok ciddi bir bahar rüzgârı estiriliyor. Dolar, 1 milyon 600 bin TL seviyesinden, 1 milyon 300 bin TL seviyesine indi. Borsa yükselişte. IMF, kredide önümüzü açıyor. Bütün bunların ışığında ekonominin nasıl gittiği konusunda neler söylersiniz? Ayrıca doların bu düşüşü ekonomiyi nasıl etkiler? İhracatı nasıl etkiler?

Prof. Dr. Haydar Baş? Bizi takip eden kardeşlerimize~|~ evvela saygılar dileyerek sohbetime başlamak istiyorum. Dilerseniz, sorunuzu, ikinci şıkkından hareketle cevaplandırmaya çalışalım. Dolar, kısa bir zaman önce, serbest kurla beraber, 1 milyon 650 bin TL sınırlarına dayanmıştı. Böyle bir çıkış hakikaten Türk parasının onurunu çok ciddi derecede rencide etmiş ve yok derecesine indirgemişti. Dünyada hiç bir para yoktur ki bizim paramız kadar haysiyetiyle oynansın. Değeri bir anda zigzaglar çizilerek olduğundan çok aşağılara doğru çekilsin. Böyle bir durumdaki Türk Lirasına yine bakıyoruz. Dolar, 1 milyon 300 bin TL'ye iniyor. Türk Lirası, 300?350 bin civarında değer kazanmış oluyor. Bunun, görünüşte çok harikulade bir hal olduğunu zannediyorsunuz. Ama hakikatte ise bu işi perde arkasından yürütenlerin kim olduğunu gördüğünüz zaman hiç de öyle olmadığı kanaatine varıyorsunuz. Doları kim 600 bin TL seviyesinden almış 1 milyon 600 bin TL seviyesine kadar çıkartmış, kim, bu seviyeden 1 milyon 300 bin TL seviyesine kadar indirmiş? Buna baktığınız zaman "dank" diye bir şey kafanıza vuruyor. Bunu görmediğiniz müddetçe sizin sorduğunuz soruya sıhhatli cevap vermeniz mümkün olamaz.

İHRACATÇIYA YÖNELİK OYUN
Peki bunu kim yapıyor? Yabancı sermayedarlar, yabancı bankalar, bir anda doların fiyatını yükseltiyor, bir anda indiriyor. Düğme, başkasının elinde. İp başkasının elinde. O halde bu değer, doların sahici değeri değildir. Peki gerçek değeri nedir? Bu soruyu sorduğunuz zaman dalgalı kur politikasına göre ne olduğu da belli değildir. Adamın canı sıkılır. 500 bin liraya kadar da indirir. Bu seviyeye indirdiği zaman çok iyi gibi zannettiğin olayda çok ciddi bir oyun var demektir. Buradaki oyun da dışa dönük ticaret yapmak isteyen işadamlarını aradan çıkarma politikası meğer uygulanıyor demektir. Olayın içerisinde ihracatçıya dönük bir oyun var demektir.

Mesela siz Türk işadamı olarak, bir buçuk ay evvel, yabancı işadamları ile anlaşma yapıyorsunuz. Diyelim ki parça başına 50 dolara anlaşıyorsunuz. Dün 50 doların karşılığı olan TL faraza bin liradır. Bugün 700 liraya düşmüştür. Sizin işçi giderleriniz, vergi giderleriniz, hammadde giderlerinizin tamamı TL'ye endeksli olduğu için giderleriniz aynı noktadadır. Dolara güvenerek % 20 kârla bu işi bağlayalım, diyorsunuz. Ama doların değeri 1 milyon 300 bin liraya düştüğü zaman artık bu % 20 sizi kurtarmıyor. Bu sefer o günler içerisinde yaptığınız bütün bağlantılarda ihracatçı olarak sıfırı tüketiyorsunuz.

Bizde ihracat yapan işadamlarının bütçelerine baktığınız zaman vasat olarak 1?2 milyon dolar civarında olduğunu görürsünüz. Fazlası çok daha iyi ama bizim gördüğümüz, bildiğimiz bağlantılar, işte 10?20 milyon dolarlıktır. Bugünkü kayıp da % 20?25'lerdedir. Adam da zaten bunu % 20 kârla satmaktadır. Türk Lirasının, dolar karşısındaki durumunu hesaba katarak ihracat bağlantısını yapmıştır. Aradaki kur farkı bunu götürüyor. Sigortası, işçiliği, vergisi yanına kâr kalıyor. Onun için bundan hareketle bir buçuk ay evvelki bağlantı ile beraber ihracatçıların tamamı zarar etmiş oluyor. "Ben bu işi biliyorum" diyen kim olursa olsun, kendisine sorduğunuz zaman size bu cevabı veriyor. Manzara bu ise Türkiye'de ekonominin durumu nedir?

İYİYE GİDEN TÜRK EKONOMİSİ DEĞİL GLOBAL SERMAYENİN İŞLERİDİR
Türkiye'de bir şeyler iyi gidiyor, derken, iyiye giden şey, global sermayenin Türk piyasasına tamamen hakim olması, dengelerini kurmasıdır. Sermaye piyasasında bazı hisse senetlerinin değerleri artıyor. Bu da bir oyundur. Dikkat ederseniz televizyonlarda, "oyuncular" tabiri kullanılıyor, "piyasa oyuncuları" tabiri kullanılıyor. Demek ki bu oyundur. Oyunda parası olan kazanır. Adamın 1?2 milyon dolar sermayesi vardır, sıfırı tüketmiştir. Onlarla oynayamazsınız. Çünkü onların elindeki sermaye devletlerin elindeki sermayenin 20 mislidir. Global sermaye sahiplerinde devletlerin bütçelerinin 20 misli para vardır. Durum bundan ibarettir. Peki ne iyiye gitti? Piyasa üzerinde hakimiyet kurmak isteyenlerin işleri iyiye gitti. Piyasa üzerinde hakimiyetini kurmak isteyen insanların hakimiyeti ile devlet politikamızın iyiye gideceğine inanıyorsan, "iktisadi hayatımız iyiye gitti", inanmıyorsan, "hayır, kötüye gitti" dersin. Onun için "hayır mıdır, şer midir?" sorusunu bana sormayacaksınız. Asgari geçim sınırı, ölüm sınırı 350 milyon TL olarak hesaplanırken bugün biz 175 milyon TL asgari ücret veriyoruz. O zaman vatandaşa, "ekonomi iyiye mi gidiyor, kötüye mi gidiyor?" sorusunu sorduğunuz zaman sana ne cevap verir?

"Kötüye gidiyor" cevabını verir.

Prof. Dr. Haydar Baş? Niye? Çünkü, adamı açlığa mahkum ediyorsun. Peki bu aradaki fark nereye gidiyor? Aradaki fark, piyasaya hakim olmak isteyen güçlerin cebine gidiyor.

Zaten adam bunu para kazanmak için yapıyor. Sana getirdiği siyasi, hukuki, ekonomik müeyyidelerin hepsini kendi çıkarı için getiriyor. Bir Amerikalı, bir İngiliz, bir Alman, senin?benim kârımı düşünerek iş yapacak; bunu aklınız kabul ediyor mu? Ediyorsa, işimiz iyiye gidiyor demektir. Etmiyorsa, ekonomi hayatımızın iyiye gittiğini söylemek biraz hayalperestliktir.

BU MİLLET ASKER MİLLETTİR
Türkiye'de bazı şeyler neden olmuyor? Geçenlerde bir sohbetimde ben bunu ifade etmeye çalıştım. Türk milleti, hiç kimsenin olmadığı kadar başına bağlı bir millettir. Biz, hakanlar döneminden gelen bir milletiz. Bakarsınız, hakan, zaman zaman devlet başkanıdır, bakarsınız, ordu komutanıdır. Hatta saltanat döneminde de biz aynı geleneği çok açık ve net olarak yaşadık. Bu ne demektir? Biz, bir an gelir sivil, bir an gelir askeriz, demektir. Çünkü başımız öyledir de ondan. Biz, o terbiyeden, o eğitimden geçmiş bir milletiz. Böyle bir millete sıradan bir millet nazarıyla bakamazsınız. Bu millet asker millettir. Asker millet olan milletin başa bağlılığını, hemen yanı başındaki komşusuyla da ölçemezsiniz. Çünkü ölçüler çok farklıdır.

"Arjantin'de isyanlar çıktı. Millet sokağa döküldü. Niçin bizde olmuyor ?" soruları gündeme geliyor. Bizde olmamasının sebebi işte milletin, bu eğitimden, bu terbiyeden farkında olmadan geçmesindendir. Şayet bizde, Arjantin'de olduğu gibi bir ayaklanma olursa demek ki kıyamet yakındır. Mozaikleri, A'sından Z'sine, bu kadar bir bütün içerisinde tutma eğitiminden geçmiş bir millet bu hale gelirse, dünyada o hale gelmedik hiç bir topluluk kalmadı, manası ortaya çıkar ki işte bu manada kıyamet koptu demektir.

ÇİZİLEN PEMBE TABLOLAR İDEOLOJİKTİR
Bir de işin farklı bir boyutu ile olaya bakmamız lazımdır. Global mantık hiç bir zaman üretimi esas almaz.

Global mantığın asıl yapmak istediği şey, para ile par kazanmaktır. Yabancı sermaye dediğimiz olay kağıt piyasasına akşamleyin girer, sabahleyin çıkar. Sabahleyin girer, akşamleyin çıkar. Burada para işlem olarak akşam senin hesabında, sabah değildir. Yani paranın senin bankana da geldiği yoktur. Böyle bir ticaret veya maliye anlayışının Türk toplumuna kazandıracağı ne olabilir? Yabancı sermaye köklü bir şekilde gelir, Türkiye'de yatırım yapar, kalıcı yatırımlarıyla beraber üretime eğilir, fevkalade üretimler yapar, o kadar insanın istihdamına vesile olur, dersen, o zaman deriz ki, bu sermaye hakikaten faydalı sermayedir. Ama sermaye piyasasına akşamdan girip sabahtan çıkan veya sabahtan girip akşamdan çıkan yabancı sermaye hiç bir zaman bize yar olmaz. Bir başka yöne bunu çekerek pembe rüyalar tarzında hadiseyi yorumlamak bence ideolojik ve siyasidir.

GLOBAL SERMAYE PİYASADA HEP KENDİSİNİN OLMASINI İSTİYOR
Hocam, son zamanlarda, bankacılık sistemini düzeltmek için devlet, sektöre, 5 milyar doların üzerinde bir kaynak aktararak ve buradan da reel sektöre aktarılması için bir destekleme yapıyor. Burada yapılan nedir? Piyasalara para aktarmanın bundan başka bir yöntemi yok mudur?

Prof. Dr. Haydar Baş? Global mantığın getirdiği kurallardan bir tanesi de budur. Sermaye sahibi istiyor ki piyasanın tamamına benim kanım girsin, çıksın. Ama bu öyle bir alış veriş ki, öyle süratli cereyan eden bir hareket ki bu hareketin hızına bizim yetişmemiz mümkün değildir.

Para kimin elindedir? Banka sahiplerinin elindedir. Banka ne iş yapar? Para satar. Bunun mukabilinde ne alır? Para alır. Yani para satar, para kazanır. Şimdi, "Para, senin devletinin elinde olamaz" diyor. Artı, "İşadamının da elinde olamaz" diyor. Artı, "Şu veya bu kurumun elinde de olamaz" diyor. "Ancak bankada olur. Banka da benim tasarrufumdadır" diyor. "Devletin paraya ihtiyacı olduğu zaman, ben ona parayı satarım" diyor. "İşadamının paraya ihtiyacı olduğu zaman ona da satarım" diyor. Bu, görünüşte gayet güzel gibi görünüyor. Bu olay, paranın piyasadan çekilmesini ve belli ellerde bloke edilmesini vücuda getirir ki onun için para satışı sermayedar bankalar tarafından hızlandırılmak istenir. Sendikasyon kredileri vs. bu şekilde satış yapmanın adıdır. Bu manada Türkiye'nin yılda ödediği faiz, 2002 bütçesi itibariyle 45 katrilyondur. Yani adamlar hiç bir şey yapmasa bile bir yılda Türkiye'den kazandığı para bu kadar. Adam, "Bunu sadece benim kazanmam lazım" der. Banka kanununun özü, "Benim dışımdaki ikinci bir adama ben müsaade edemem"dir.

VERGİLER DE GLOBAL SERMAYEYE GİDİYOR
Devlet de bunu karşılayabilmek için ne yapacaktır? Öyle ya aldığı borca karşılık ödeme yapacaktır. Adam, parasını istediği zaman, "hayır, ben bunu sana veremiyorum" diyemezsin. Bir de bunu faiziyle beraber ödeyeceksin. Devlet de, "benim bunu rahatlıkla ödeyebilmem için vatandaştan vergimi sağlam bir şekilde almam lazım" diyor. "Şayet gerektiği zaman ben, vergi mükelleflerinden bu kapitali toplayamazsam borcumu ödeyemem. O zaman sıkıntıya düşeriz" diyor. Vergi kanunlarının çıkmasının asıl sebebi de budur. Yoksa bizden alınan vergiler, herhangi bir yatırıma, savunma sanayiine veyahut da bildiğimiz sanayi dallarına veyahut da eğitime, sağlığa gitmiyor. Bu alanlara çok cüz'i miktarları gidiyor. Bu sahalara "gitmiyor" denecek kadar az harcamalar yapılıyor. Ama toplanan vergilerin tamamı bilaistisna bu borçlara kayıyor. Peki bizim topladığımız vergiler 2002 rakamlarına göre kaçtır?

2002'de toplanacağı planlanan rakam 57 katrilyon TL.

Prof. Dr. Haydar Baş? Vereceğimiz faiz borcu da 45 katrilyon lira. Demek ki geriye hiç bir şey kalmıyor. Devlet, böyle bir sorumluluğun da altına girmiş oluyor. Yabancı sermayenin tuzu kurudur. Onun için "Ben, Türkiye'de bankalar yoluyla önümün kesilmesini kabul etmiyorum" diyor. "Bütün bu paralar bana akması lazım. Eğer işadamlarına verilecek krediler varsa da benden alınacak, devlete verilen krediler de varsa benden alınacak. Bütün bunların para satışındaki gelirleri benim kasama akması lazım" diyor. İşin hülasası budur. Yani şu ana kadar ki debdebelerin hepsi bu parayı kazanmak içindir.

<ı>Türk milleti,hiç kimsenin olmadığı kadar başına bağlı bir millettir. Biz, hakanlar döneminden gelen bir milletiz. Hakan, zaman zaman devlet başkanıdır, bakarsınız, ordu komutanıdır. Bu, biz, bir an gelir sivil, bir an gelir askeriz, demektir. Böyle bir millete sıradan bir millet nazarıyla bakamazsınız. Arjantin'de millet sokağa döküldü de bizde bu olmuyorsa bu milletin bu eğitimden geçmesindendir. Arjantin'de

olanlar bizde olursa dünyada o hale gelmedik hiç bir topluluk kalmadı, manası ortaya çıkar ki işte bu manada kıyamet koptu demektir

Devam edecek
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100