Bu haber kez okundu.

Gramofon eşliğinde zamanda yolculuk

Ankara Kalesi’nde yer alan Gramofon Kafe, tarih, sanat ve müzikle iç içe olan dokusuyla dikkat çekiyor. Orhan Gencebay gibi, Musa Eroğlu gibi birçok müzisyenin de uğradığı bu mekan sanatla ilgilenenlerin severek geldiği bir yer haline dönüştü. Gençler kadar plak dinlemeyi seven yaşlılar da kafede keyifli vakit geçiriyorlar. Çalışanlarıyla aile ortamı gibi sıcak bir ortam sunan kafede gramofonlar, fotoğraf makineleri, çeşitli plaklar, radyolar, piyano gibi antika eşyalarla bulunuyor. Mekana gelenler tarihi dokunun içinde adeta zamana yolculuk ediyor.

25 yıldır Ankara Kalesi'nde olduklarını belirten Gramofon Kafe'nin işletme sahiplerinden Emre Olcay, 8 yıldır kafe olarak hizmet verdiklerini söyledi. Olcay, "8 yıldan önce burada kafe olarak değil de daha çok gramofon, radyo, pikap tamiri yapıyorduk. İlk başta kafe fikri hiç aklımızda yoktu bizim. Dükkanımız büyük olduğu için eşyalarımız dükkanın büyüklüğüne yetmediğinden bir masa koyarak, daha sonrasında başka masalar da ekleyerek bu şekilde bir kafe ortamına dönmesiyle şekillendi. Türkiye’de birçok kafe var bu şekilde ama bizim gibi değildir hiçbiri. Bizler burada plaklarla, radyolarla kendi kültürümüzü, kendi düşüncemizi, kendi örfümüzü adetimizi yani kendimizi yansıtıyoruz aslında. Bir arşivimiz var, 50 binin üzerinde ses kayıtlarımız, 50 bine yakın plağımız var. Plak çeşitleri olarak ağırlıklı taş plaklarımız var. LP’lerimiz var, 33/45 dediğimiz, 16’lık plaklarımız var. Kağıt baskı plaklarımız var. Plağın atası olan kovan plak dediklerimiz gibi çok çeşit var. 1900’lerin başında daha yeni yeni ses kayıt ediliyor bir şeylere. Ve İngilizlerle Almanların başını çektiği gramofon sistemi kuruluyor, sonra pikap sistemine dönüyor. Daha sonra ses kayıt cihazları çıkıyor, kaset ve sonra CD ile günümüze geliyor. Gramofonda insan sesini en yalın alan madde vardır içinde. Sanki yanında okuyormuş gibi hissedersiniz, mesela otururken burada plak çaldığımda sanki Zeki Müren gelmiş gibi herkes kulak kesiliyor" diye konuştu.

  

25 yıllık birikim

 

50 bin plak arşivi oluşturmanın 25 yıldan belki daha fazla zaman aldığını anlatan Olcay, “Bir emek tamamen. Biz çocuktuk buralarda plaklarla oynardık, büyüdük 30 yaşına geleceğiz hala plaklarla oynuyoruz. Bizim işimiz müzik oldu yani. Burada kendi kültürümüzü, Türk kültünü yansıtıyoruz. Mesela burada ben insanlara Neşet Ertaş çalıyorum veya Mahzuni Şerif çalıyorum aynı zamanda Müzeyyen Senar, Zeki Müren veya Kardeş Türküler çalıyorum. Kendi benliğimiz olan şeyi yansıtmaya çalıyorum. Gençler kadar, 50-60 üzeri yaşlarda gelen müşterilerimiz oluyor. Onlar pop değil daha çok onlara hitap eden parçalar istiyorlar. Mesela zamanında Anadolu rock vardı, rockın kralları Edip Akbayram’dır. Ya da Barış Manço’dan, Cem Karaca’dan dinlemek istiyorlar. Bizler bence bu tür kendi kültürümüzde olan müzikleri ön plana çıkarmalıyız. Kültür Bakanlığı da desteklemelidir bence bunu. Buraya herkesi bekleriz, sadece gelip oturması içmesi için değil, gelip görsünler isterim” şeklinde konuştu.

İHA

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.