22 Şubat 2009 Pazar 00:00
218 Okunma
Gümüşe adını veren şehir
Tarih boyunca önemli bir ticaret geçidi olan İpek yolu üzerinde bulunan Gümüşhane'de 150 yıl aradan sonra gümüş işlemeciliği yeniden canlanmaya başladı. ~|~

 

Büyük bir sabır, el emeği, göz nuru, dikkat ve özenli işçilik gerektiren telkari tekniğiyle işlenen gümüşler, Gümüşhane'nin turizm potansiyelinin artmasına da katkıda bulunacak. Tarzını ve üslubunu geçmişten alan gümüş kursiyerleri teknolojiden de faydalanarak iyi ürünler ortaya koymaya çalışıyor. Daha kısa sürede ve daha kaliteli bir biçimde üretim yapan kursiyerler sipariş yetiştirmeye çalışıyorlar. Kursiyerler bu kadim mesleği daha iyi öğrenebilmeleri için zamana ihtiyaçları olduğunu belirtiyorlar.
Gümüşhane Valisi Enver Salihoğlu geleneksel el sanatlarının yaşatılarak gümüş işlemeciliğini bir sektör haline getirmek istediklerini söyledi. Salihoğlu, "Düzenlenen kurslarla gümüş yeniden Gümüşhane insanının elinde hayat bulacak. Yöresel el sanatlarımızın canlandırılması maksadıyla Halk Eğitim Müdürlüğümüz bünyesinde bu güzel, anlamlı kurs açıldı ve çok ilgi de görüyor, güzel ürünler de ortaya çıkıyor. Buradaki 12 kursiyer arkadaşımız yeteneklerini geliştirip, bu sanatı öğrenirler ve gelecekte kendi özel işlerini de kurarlar" dedi.

İl Milli Eğitim Müdürü Ferda Yıldırım ise, Gümüşhane'de işsiz kadınların çalışacakları alanların olmayışı, şehre gelen yerli ve yabancı turistlerin zaman zaman şehrin adından dolayı hediyelik gümüş işler araması nedeniyle gümüş işlemeciliği kursuna ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yıldırım, "Bu amaçla Sayın Valimizin talimatı ile müdürlüğümüzce gümüş işlemeciliği işinin çok gelişmiş olduğu Ankara ili Beypazarı ilçesine gidilerek araştırma yapılmış; gümüş işlemeciliği (Telkari) kursu açılmasına karar verilmiştir. Beypazarı'ndan bir usta getirilerek Valiliğimizce ona lojman tahsis edilmiş ve İstanbul'dan gerekli araç ve gereçler alınarak ilk defa 2005 yılında Halk Eğitim Merkezi ve Akşam Sanat Okulu (ASO) Müdürlüğü'nde 15 kişilik bir atölye kurularak kurs açılmıştır. Ayrıca 8 kursiyerimiz; Beypazarı'na gönderilerek oradaki atölyeleri ve işletmeleri gezme imkanı sağlanmıştır. Bugüne kadar toplam 10 kurs açılmış 9 tanesi tamamlanmış kurslara 132 kursiyer kayıt olmuş, 54 kursiyer kursu tamamlayarak belge almıştır. Onuncu kursumuz İşkur İl Müdürlüğü işbirliğinde 16 Şubat 2009 tarihinde 12 kursiyerin katılımı ile açılmış olup 07 Temmuz 2009 tarihinde tamamlanacaktır. O tarihten sonra da yeni kurslar açılmaya devam edilecektir. Kurslarda yapılan işler karşılığında kursiyerlere gram başı 50 Kr ücret ödenmektedir. Ayrıca her kursiyere Gümüşhane Belediyesi'nce ayda 100 TL harçlık verilmektedir. Yapılan işler satılarak yeniden gümüş alınıp dönüşüm sağlanmaktadır. Kursları bitiren kursiyerlerden bir kişi kendine ait iş yeri açmıştır. Bunun dışında evinde gümüş takılar yapıp satan kursiyerlerimiz mevcuttur" diye konuştu.
Yıldırım, Köse ilçesi Halk Eğitim Merkezi tarafından da kurs açıldığını belirterek, diğer ilçelerde de gerekli girişimleri yaptıklarını söyledi.

Evliya Çelebi'nin dilinden Gümüşhane
1646 yılında Gümüşhane'yi gezen ünlü Seyyah Evliya Çelebi, "Gümüşhane şehrinde 70 kadar gümüş madenleri vardır. Bu şehrin gümüş madenleri yedi koldan, kol kalınlığında tok damarlar olup, cümlesi kurşunsuz halis Gümüş cevheridir" bilgisini veriyor 'Seyahatname' adlı eserinde.
Gümüşhane, maden potansiyeli bakımından oldukça zengin. İlde gümüşün yanı sıra altın, kurşun, çinko, bakır, mermer, granit madenleri işletmek için çalışmalar sürüyor. Adını, Türkçe 'Gümüş' ve Farsça 'Hane' kelimelerinden alan Gümüşhane geçmişte topraktan çıkarttığı Gümüş madenini şimdi işleyerek ekonomisine katkı sağlıyor.
M.Ö. 2000 yılı başlarında Mezopotamya'daki Asur devletinin kolonileri aracılığıyla Gümüşhane yöresindeki maden yatakları işletilmeye başlandı. Bu tarihten sonra birçok devletin ve uygarlığın egemenliğine giren Gümüşhane, hep bu konudaki önemini korudu. Şehir, 1048 yılında Selçuklu topraklarına, 1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'u fethiyle Osmanlı egemenliğine girdi. Trabzon'un fethiyle birlikte ildeki maden ocakları genişletildi. Kanuni'den sonra, Tanzimat'a kadar Gümüşhane yine Erzurum'a bağlanmıştı. 1730 yılında I. Sultan Mahmut'un, ayar düşüklüğünü önlemek ve her türlü kötüye kullanmanın önüne geçmek için, taşra vilayetlerindeki darphaneleri kapattırıp yalnız İstanbul'daki Darphane'de para kestirmesine karar vermesine kadar Gümüşhane madenlerinden altın, gümüş, bakır para kesiliyordu.
Erzurum'dan ve Gümüşhane'den getirilen külçelerle, Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim, III. Murat, I.Ahmet, I. Mahmut adlarına altın, gümüş para basıldı. Gümüşhane'nin zengin altın, gümüş, bakır ve kurşun madenleri Osmanlı İmparatorluğu'na üç çeşit para kesme imkanını veriyordu. Osmanlı ordusunun doğu seferlerindeki masrafları, Yeniçeri'lerin maaşları, yüzde 80 ölçüsünde, Gümüşhane külçelerinden kesilen altın, gümüş ve bakır paralarla ödeniyordu. Gümüşhane maden ustaları, Osmanlıların yeni fethettiği Azerbaycan, Şirvan ve Dağıstan'da maden ocağı açmada, işletmede ve para kesmede öncülük ve hocalık etmişlerdi.

Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100