Bu haber kez okundu.

''Hat''ta çağı aşan eserler sergilendi
"Very nice, very nice"... Bu sözler, dikkat ve hayretle izlediği, incelediği eserlerin mahiyeti hakkında sürekli soru sorduğu ve adeta cevap vermeye yetişemediğimiz için ismini sorup öğrenmeyi unuttuğumuz bir Singapurlu işadamına ait. Singapurlu işadamına bu sözleri söyleten eserler ise Hattat Recep Şahin'in hat sanatı sergisinde sergilediği eserleriydi.

Meltem TV ekranlarındaki "Kur'an Öğreniyorum" programı ile milyonların yakından tanıdığı ve san'atına hayran olduğu Hattat Recep Şahin, onlarca yılın birikimi eserlerini, Taksim Sanat Galerisi'nde sergiledi. Peygamber Efendimiz'in doğumunun 1477. Yıldönümüne rastlayan Kutlu Doğum Haftası'na da tesadüf eden ve "Salat ve Selam" adı verilen serginin açılışı 7 Mayıs 2004'te gerçekleştirildi. 17 Mayıs 2004'e kadar sürecek olan sergide, hat sanatı üstadlarının şimdiye kadar ortaya koyduğu 8 çeşit yazının ( Rık'a, Ta'lik, Sülüs, Nesih, Kufi, Divani, Celi Divani, İcaze, Makıli) yanısıra bizzat Şahin tarafından icad edilen iki çeşit yazı kara~|~kteri ile kaleme alınmış 43 adet hat sanatı eseri mevcut.

Galeriye girişte her işin başı Besmele'nin insanı karşıladığı ve sergiye ismini veren Salat ve Selam âyeti ile Salat ve Selam'ın sahibi Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (sav)'in fizikî yapısını, zahirî yönünü aksettiren "Hilye?i Şerif" ile devam eden sergide bulunan bazı eserlerin isimleri şöyle: Kelime?i Tevhid, Secde, Kıyamet Günü, Allah ve İnsan, Dünya ve Âhiret, Nûr Dağı, Şehitler, Fatiha, Gökyüzünde Tesbih, Tevhid Ağacı, Nuh Tufanı, Büyük Emir, İslam Gemisi, Büyük Dönüş, Kalp ve Zikir, Su, Mağaradaki Güller.

Tezhibe ihtiyaç duymayan kompozisyonlar

Dünyada bir eşinin daha bulunmadığı eserlerden oluşan sergiye imza atan Hattat Recep Şahin sergi hakkında şunları söyledi: "Şimdiye kadar tabir?i caizse Allah'a açık halka kapalı bir dünya yaşadık. Şimdi dünyaya açılma zamanı geldi. Bu koleksiyon bin yılın sanat olayıdır. Çünkü biz bu yolda asırlarca varılmayan bir yere vardık. Hat sanatında bir Hasan Karahisarî, bir Osmanlıların Cel?i Divânî yazıyı bulmaları gibi tarihi dönüm noktaları vardır. Ben de sadece kompozisyonlarda değil hatların kâğıdına kadar özgün eserler verdim. Tezhipsiz yazı olayını ortaya koydum. İnsan tamamen yazıya yönelsin, yazının güzelliğini seyretsin, istedim. Öyle bir kompozisyon ki tezhibe ihtiyaç duymuyor. Yine Allah, ne Selçuklu, ne Osmanlıda görmediğim tuluatlar nasip etti. Kur'an âyetlerinin ihtiva ettiği mânâyı yazıya aksettirmeyi başardım. Meselâ kıyamet âyetlerini yazdım. Ona bakan kişi göğün dürüldüğünü, bütün varlığın bir karadelik gibi yokluğa doğru çekip çevrilip gittiğini görür. Bu âyetleri daha önce sadece güzel yazmışlar. Ama böyle bir şey düşünmemişler. Pek çok eserler, albümler vardır, ama böyle bir yorum görmedim. Ayrıca beş tane yazı karakteriyle kompozisyonlar oluşturdum. Bu da pek öyle yapılan bir şey değildir. İki?üç yazı ile birlikte nadiren vardır. Karahisarî, hat sanatında büyük bir devdir. Bugünkü modern sanata bundan 300 sene önce bir bakıma meydan okumuştur. Biz de, şu anda yazdıklarımızla, dünya durdukça resim ve plastik sanatlarda olabilecek devrimleri aşmış bir ifade bulduk. Bir bakıma bu çağın görsel, soyut ifade sanatının ötesine geçtik. Bu, Allah'ın bir lütfudur. Bu bir güzelliktir. Gören görür."
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100