04 Ağustos 2012 Cumartesi 12:08
2474 Okunma
İmam Ali'nin kanına ortak oldular
İbn-i Esir ve diğer tarihçilerin yazdığına göre, bu konuşmadan sonra Muaviye Mekke'ye hareket etti ve ondan önce İmam Hüseyin (a.s.), Abdullah b. Zübeyr, Abdurrahman b. Ebubekir ve Ömer'in oğlu Abdullah Mekke'ye gitmişlerdi. Muaviye, Mekke'de ikametin son günlerinde, bu grubu çağırıp onlara şöyle dedi: “Önceden söylemeyi uygun gördüm, bildiğiniz üzere baştan uyaranın mazereti geçerlidir. Bundan önce aranızda hutbe irad ettiğim zaman, aranızdan biri aniden kalkar, halkın karşısında sözümü tekzib ettiğinde, ben buna tahammül eder ve geçiştirirdim. Şimdi halkla aramda bir mesele var. Yemin ediyorum eğer sizlerden biri muhalefete kalkışırsa, söz söylemeye yeltenirse, bir kelime cevap işitmeden kılıçları tepesinde görür. Canınızı düşünün!”
O sırada muhafızların komutanını çağırıp şöyle dedi: “Bunlardan her birinin başına iki kılıçlı adam koyulsun. Hangisi olumlu veya olumsuz konuşmaya kalkarsa, hemen kılıçlar başlarına indirilecek!”
Daha sonra hep birlikte oradan ayrıldılar. Muaviye minbere çıktı. Allah\'a hamd ü senâdan sonra söyle dedi: “Bunlar Müslümanların önde gelenleri, ümmetin seçkinleridir. Hiçbir iş onların görüşü olmadan yapılmaz ve onlarla meşveret edilmeksizin hiçbir hüküm verilmez. Bunlar razı olup Yezid'e biat ettiler! Hadi, bismillah hepiniz biat edin!” Ve halk biat etti. (Dineverî, c. 1, s. 168, 172). Yani, Muaviye bu anlaşmanın hiçbir maddesine sâdık kalmadığı gibi veliaht tayin etme konusunda da anlaşmayı çiğnemiştir. öte yandan, bu hakikatler gösteriyor ki, Hz. Hüseyin daha Muaviye'nin sağlığında biat için zorlanmaya başlamıştı. Yani Kerbela faciasının tohumları bu dönemde atıldı desek yanlış olmaz.

Hz. Hasan'ın şehadeti
Ebubekir Hadramî şöyle rivayet etmiştir:
“Eş'as b. Kays el-Kindî'nin kızı Cude, Hasan b. Ali ve onun cariyesine zehir verdi. Cariyesi zehiri kustu. Fakat zehir Hasan\'ın midesinde kaldı, şişti. Ve sonunda vefat etti.” (Usul-i Kafi, c. 1, s. 837).
Ebu Bâsir, İmam Câfer'den şöyle rivayet etmiştir: “Hasan b. Ali vefat ettiği zaman kırk yedi yaşındaydı. Ve hicretin ellinci senesiydi. Resûlullah'tan sonra kırk sene yaşadı.” (Usul-i Kafi, c. 1, s. 837).
Kaynaklarda geçtiğine göre, Muaviye, Mervan b. Hakem'i İmam Hasan\'ın eşlerinden olan Eş'as b. Kays el Kindî'nin kızı olan Cude ile görüşüp imamı zehirletmesini sağlamak üzere görevlendirdi. Cude'ye bu hizmetine karşılık Hasan\'ın ölümünden sonra Yezid'le evlendirileceği vaat edildi ve peşin olarak da bin dirhem para verildi. Cude'nin babası Eş'as Müslümanlığı kabul ettikten sonra irtidat eden ve sonra tekrar şartların zoruyla Müslüman olan ünlü bir münafık idi. İmam Câfer şöyle buyurur: “Eş'as, İmam Ali'nin kanına ortak oldu. Kızı Hasan'ı zehirledi. Oğlu Muhammed'in eli de Hüseyin'in kanına bulaştı.” (İmam Hasan\'ın Barışı, s. 440).
Bu şekilde anlaşmanın son maddesi de Muaviye tarafından ihlal edilmiş oldu.
Ebu Sasan Hasin b. Münzir şöyle der: “Muaviye, İmam Hasan'a verdiği sözlerin hiçbirine sâdık kalmadı. Hucr ve dostlarını şehit etti. Kendinden sonra halife seçme konusunu mü'minler şûrasına bırakmayıp oğlu Yezid'i veliaht tayin etti ve İmam Hasan'ı zehirledi.” (Belazurî, Ensabu'l-Eşraf, c. 2, s. 47, 48).
İbn-i Haldun gibi sayıları fazla olmayan bazı kimseler Hz. Hasan\'ın Muaviye tarafından zehirlendiği iddialarını kabul etmez ve şöyle yazar: “Hasan b. Ali'nin Muaviye'nin eliyle zehirlendiği rivayeti Şia tarafından uydurulmuştur. Bu iş Muaviye'den beklenemez.” (el-İber, İbn-i Haldun, c. 2, s. 187)
Ancak, Hz. Hasan\'ın Muaviye'nin emriyle zehirlendiğini yazan kaynaklar pek çoktur. İçlerinde Sünni alimlerin eserleri de vardır.
Bu, kaynaklardan bazıları şunlardır: el-İstiab, c. 1, s. 374; Tezkiretü'l-Havas, s. 222; İbn-i Ebi'l-Hadid, Nehcü'l-Belaga Şerhi, c. 4, s. 17; el-İsabe; el-İrşad; Taberî'nin eseri olan Delailu'l-İmame; Makatilu't-Tabiin adlı eserlerin yazarları Şa'bi ve Yâkubî; İbn-i Sa'd, Tabakat adlı eserinde; Medainî; İbn-i Asakir; Vakıdî; İbn-i Esir; Mesudî; Seyyid Murtaza, Tenzihu'l Enbiya adlı eserinde; Şeyh Tusî, el-Emali adlı eserinde; Şerif Razi, şiir divanında; Hakim, el-Müstedrek adlı eserinde.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100