Bu haber kez okundu.

İnanmak lazımmış
Bir kulübe hayal ediniz. Eski tahtalardan yapılmış, küçük iki katlı bir kulübe. Yarı karlı dağların ve yemyeşil otların arasında bir ev.

Böyle bir yerde kim yaşamak istemez ki. Şehrin gürültüsü ve pisliğinden uzak pırıl pırıl bir yer. Yıllar önce böyle bir yerde bir aile yaşardı. Bunların Reyhan adında, on yaşında dünyalar tatlısı bir kızları vardı. Reyhan, tatlığının yanında, çok zeki bir kızdı. Okula başlamadan önce, okumayı çözmüştü. Yaşadıkları yerde onunla yaşıt fazla çocuk olmadığından onun tek arkadaşı bebekleri ve resimli kitaplarıydı. Bazen, arkdaşlarının olmaması onu mutlu bile ediyordu. Çünkü zavallı Reyhan küçükken, kulübelerinin çatısına dayalı merdivenden çıkmaya çalışırken düşmüş ve sağ ayağı kırılmıştı. Doktorlar iyileşmesi için zaman alır ama iyileşir demişti. Tıbben bir sorun olmadığı halde, psikolojik sorunlardan dolayı Reyhan yürüyemiyordu. Kendisine olan güvenini tamamen yitirmişti. Koltuk değnekleri sayesinde yürüyebilen Rehyan, eğer çok arkadaşı olsaydı onlarla ~|~oyun oynamak, koşmak isteyecekti. Bunları yapamayacağı için, arkadaşları Reyhan'ı yanlarına almayacaklardı. Reyhan böyle bir durum karşısında üzüleceğini bildiği için, böyle bir şeyin hiç yaşanmaması onu daha çok mutlu ediyordu.

Reyhan ilkokula başladığı zamanlar hiç mutlu değildi. Okul, evlerinin yanındaki yokuşun sonundaydı. Onu okula annesi getirip götürüyordu. 1. sınıfa başlayalı neredeyse iki hafta olmuştu ama Reyhan hala arkadaş edinememişti. Sınıf arkadaşları onunla sürekli dalga geçiyordu. Artık okula gitmek istemiyordu. Gittikçe asi bir kız oluyordu. Ne ailesi, ne de öğretmeni onun bu halinden memnundu.

Bir gün sınıflarına yeni bir öğrenci geldi. Murat adındaki bu çocuk, sevimli, sakin ve başarılı bir öğrenciydi. O bölgeye yeni taşınmışlardı. Sınıfta Reyhan'ın önünde oturuyordu. Yeni geldiği için arkadaşlar arasında pek sevilmiyordu. Reyhan kısa zamanda Murat'a karşı yakın bi ilgi gösterdi. Onun iyi bir arkadaş olduğuna inanıyordu. Kısa zamanda gerçekten dost olmuşlardı. Şu anda tek dostu olan Murat'la arkadaşlığı o zamandan başlamıştı.

4. sınıfın bitmesine çok az bir zaman kalmıştı. Havalar iyice ısınmıştı. Çoğu kez Murat Reyhan'lara gelip, birlikte biraz ders çalıştıktan sonra bahçede otururlardı. Murat çok anlayışlı bir çocuktu. Reyhan'ı sınıf arkadaşları ayağı sebebiyle dışladıklarından, onun kendinden başka hiç akradaşı olmadığını biliyordu. Ona, bu kadar uzun bir süredir arkadaş olmalarına rağmen, hiç bir zaman ayağına ne olduğunu sormamıştı. Bir gün bahçede otururken Murat Reyhan'a dedi ki:

?Reyhan, bir şeyi merak ediyorum. Eğer darılmazsan, sana sormak istiyorum.

?Tabi sorabilirsin. Niye darılayım ki... Murat hemen konuya girdi ve:

?Ayağına ne oldu senin Reyhan? Uzun süredir arkadaşız ama bunu ne ben sorabildim, ne de sen söyledin.

Reyhan kafasını öne eğdi. Ona merdivenden düştüğünü sonra da ayağının böyle kaldığını anlattı. Sonra Murat:

?Gerçekten çok üzüldüm. Peki bir umut yok mu? Bir kırık yüzünden hep böyle mi kalacaksın, dedi. Reyhan:

?Doktorlar "ileride iyileşir, ama bu senin elinde. Eğer sen çaba göstermezsen asla iyileşmezsin. Umutsuzluğa kapılmamalısın" dediler. Kaç senedir ayağım böyle. Bence asla düzelmeyecek.

Murat:

?Bence yanılıyorsun. Doktorlar bir umut vermişler sana. Neden bunun için çaba harcamıyorsun? Moralini düzeltmezsen asla düzelemezsin. İnan bana sana yardım edeceğim. Tabi istersen...

Sonra ikisi de hayal kurmaya başladılar. Reyhan'ın ayağının düzeldiğini, birlikte oyunlar oynamayı, koşmayı ve dağlara tırmanabilmeyi hayal ettiler. Murat:

?Bak Reyhan, ben çok ciddiyim. Neden sen de bizler gibi olmayasın ki? Lütfen bunu bir kaç kere dene. Sana yardım edeceğim tamam mı, dedi. O akşam, Reyhan annesiyle babasına anlattı. Onlar da kızlarının bu kararı almasına çok sevindiler ve kendisine her zaman destekte bulunacaklarını belirttiler.

Ertesi gün, Murat Reyhan'lara geldi. Reyhan'la birlikte bahçeye çıktılar. Murat:

?Evet Reyhan. Şimdi koltuk değneklerini bana verip yürümeye çalış tamam mı, dedi. Reyhan:

?Hayır yapamam. Ya düşersem? Murat:

?Ben seni tutacağım. Merak etme sen. Hem birden adımını at demiyorum ki sana. Yavaş yavaş yapacaksın tamam mı?

Reyhan, Murat'ın dediklerini yapmaya çalıştı. Bu yüzden Murat her gün Reyhan'ı alıp evlerinin yanındaki boş arazide ona yürümesi için yardım ediyordu. Akşam ise, annesi ve babasıyla çalışıyorlardı. Yaklaşık bir aylık bir zaman sonra, Reyhan az da olsa yürümeyi başarabilmişti. Bunun büyük çoğunluğu Murat sayesinde olmuştu. Kaybolan cesaretini ona tekrar vermişti. Onun, okulların açılmasına kadar yürüyebileceğine inanıyordu.

Artık odasının camından o dağlara, tarlalara bakıp, tek başına oralarda yürümeyi hayal etmeyecekti. Çünkü bunu, en iyi dostu Murat sayesinde başarmıştı. Reyhan'ın ailesi, Murat'ı kendi öz evlatları gibi seviyorlardı. Reyhan'ı mutlu ettiği için, ona hayatı tekrar geri verdiği için Murat'a çok şey borçlu olduklarını biliyorlardı.

Tuğba Balcı Meltem Koleji/Hz.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100