Bu haber kez okundu.

İnsanlara öncülük eden bir insan-ı kâmil
Keza, ilim cihetiyle baktığımız zaman İslâm'da üç temel ilim sahası olduğunu görürüz:

1. Akide ilmi

2. Ahlâk ilmi (tasavvuf)

3. Fıkıh ilmi

Bu ilim sahalarının önem derecesi yazıldığı sıraya göredir. Yani önce sağlam bir inançla İslâm'ın temeli atılacak, güzel ahlâkla bu temel güçlendirilecek ve imanın kemâli sağlanacak, böylece gerçek imana ve güzel ahlâka sahip olan insanın şahsî hayatı ve cemiyetteki yeri tanzim edilip düzenlenmiş olacak. Hiçbir İslâmî kural bu üç ana sahanın dışında değildir. Mevlâna ise, tahkîkî bir imana sahip olarak ilm?i akaidin bütün inceliklerine vakıf olan, bütün hareketlerini ilm?i fıkıh dahilinde ve İslâmî çerçevede ayarlayan ve güzel ahlâkın örneklerini vererek insanlara öncülük eden bir insan?ı kâmildir. Fakat onun asıl iştigal sahası, ilm?i ahlâk yahut tasavvuftur. Eserleri tetkik edildiğinde bu gerçek açık olarak görülecektir.

Yukarıda sıralanan üç İslâmî ilim sahası Cibril hadisiyle öz olarak ortaya konmuştur. Hadise dikkat edilirse üç terimden~|~ söz edilmektedir:

1. İmân: İnancı yahut ilm?i akaidi ifade eder.

2. İslâm: Amel ve hareketleri yani İlm?i fıkhı ifade eder.

3. İhsan: Allahu Teala'yı görür gibi ibadet etmeyi, yani ihlas sırrını ifade eder.

İşte öz olarak İslâm, budur. Mevlâna ise inançta, amelde, ahlâkta, ibadet ve muamelatta, topyekün İslâm'ın bütün sahalarında İslâm'ı yaşayan, insanları ikaz ve irşatla meşgul olan bir insan?ı kâmil ve bir mürebbidir. Başka bir ifade ile bir Allah dostu, bir âriftir. Onun kâinata bakışı zikir gözlüğü iledir. Bu gözün sermayesi basiret ve ibrettir. O, her haliyle, imanın nurunu ve İslâm'ın huzurunu yaşayan nadir büyüklerdendir. Başka bir yönüyle de bir mütefekkirdir. Hakk'a yönelmesi ve bağlılığı aşk derecesinde olan bir samimiyet timsalidir.

Hz. Mevlâna diğer İslâm büyüklerinin takip ettiği gibi İslâm'da takva yolunu esas almıştır, azimetle hareket etmiştir. Bilindiği üzere İslâmî hayatı yaşamada iki yol mevcuttur: Takva veya fetva yahut azimet ve ruhsat.

Takva ve azimet yolu, ehlullahın, âriflerin, gerçek âlimlerin tercih ettiği yoldur. Her ne kadar fetva ve ruhsat, İslâmî çerçevede müsaade edilen bir yol ise de, vuslata erdiren ve Cemalullah ile müşerref kılacak olan yol azimet ve takvadır. Allah indinde makbul olan da budur.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100