01 Ocak 2003 Çarşamba 00:00
466 Okunma
IRAK'TA BİLİNMESİ İSTENMEYEN GERÇEKLER  -2?
Kamil BAYRAKTAR e-mail: kamilbayraktar@yenimesaj.com.tr

Irak, nükleer silahlardan arındırıldı da kimyasal silahlardan arındırılmadı mı? Ritter'in verdiği bilgilere göre Irak, kimyasal silahlardan da tamamen arındırılmış durumda. Bu hususta çok kesin konuşan Ritter şunları söylüyor:

"Irak, sinirleri etkileyen üç tür kimyasal silah üretti: Sarin, Tabun ve VX. Irak'la savaşmaya can atanlar, Amerikalılara karşı kullanabilecek, Sarin ve Tabun sinir gazlarıyla dolu 20.000 bomba başlığından söz ediyorlar. Ne var ki olgular bu iddiaları desteklemiyor. Sarin ve Tabun'un raf ömrü beş yıldır. Irak bu kadar büyük miktarda bombayı bir şekilde denetçilerden gizleyebilmiş olsa bile, şu anda depoda bekleyenler zararsız, hiçbir işe yaramaz çöp yığınından ibarettir."

"Kimyasal silahlar büyük bir ihtimalle kimyasal silah fabrikası olan Muthanna devlet kuruluşunda üretiliyordu. Bu fabrika Körfez Savaşı sırasında bombalandı, sonra da silah denetçileri gelip tesisi yok etme işini tamamladılar. Yani Irak ~|~Sarin ve Tabun üretim altyapısını kaybetmiştir."

"Binlerce ton kimyasal maddeyi imha ettik. 'Fabrikayı yerle bir ettik, şimdi gidip bekleyelim, kalan maddeler nasıl olsa ömrünü doldurur' diyecek halimiz yoktu. Yıllarca gece gündüz durmadan çalışan, her gün tonlarca malzemeyi ateşe verdiğimiz bir yakma tesisimiz vardı. Çıkıp bazı bombaları yerlerinde patlattık; füzeleri ve bu maddelerle dolu başlıkları yok ettik. SCUD füzelerinin bu maddelerle dolu başlıklarını boşalttık. Bu maddelerin izini sürüp yok ettik."

Peki, Iraklılar, kimyasal silahlardan bir kısmını saklamış olamaz mı? Böyle bir soruya, Irak'taki kimyasal silahların hepsini, erişim silahlarının başlıklarında bulunanlara varıncaya kadar yok ettiklerini söyleyen denetçi Ritter şu karşılığı veriyor:

"Bu çok güçlü bir ihtimaldir. Problem şu: Kaçırdıkları ne varsa, Muthanna devlet kuruluşunda üretilmiş olmak zorundadır; bu da demektir ki biz bu tesisi ortadan kaldırmışsak Iraklılar yeni bir madde üretemeyeceklerdir. Sarin ve Tabun da beş yılda etkisini kaybedip işe yaramaz bir pelte haline gelecektir. Artık dünyanın endişe duymasını gerektiren etkili bir madde değildir."

"Irak'ın kimyasal silahlara sahip olduğu yolundaki bütün bu lafların artık hiçbir geçerliliği yoktur. Bunların çoğu Irak'ın bu silahlardan bir kısmını BM denetçilerinden gizlemiş olabileceği kuruntusuna dayanıyor. Ben, Irak'ı iyi bir denetimden geçirdiğimize inanıyorum. Bu silahları saklamaya çalışmış olsalardı, bulurduk. Ama diyelim ki silahların bir kısmını saklamayı başardılar. Peki ne olmuş öyleyse? Hepsi çürümüş gitmiştir. Lafını bile etmeye değmez."

Kimyasal silahlardan üçüncüsü VX ve biyolojik silahların ( Şarbon vs) varlığını Iraklıların yıllarca yalanlamasına rağmen gerektiğinde arkeologlar gibi çalışarak sonunda tespit ettiklerine, bu silahların üretilen tesislerle birlikte tamamen yok edildiğine dair sıradan vatandaşın ancak filmlerde gördüğü türden çarpıcı sahnelerden bahseden Ritter, bu yok etme çalışmaları sonucunda Irak'ın bu tür silahlar üretme imkanını tamamen kaybettiğini belirten açıklamalar yapıyor. Denetim programlarında hiçbir şeyi gözden kaçırmadıklarını, ellerindeki teknoloji ile görev alanlarına girmeyen füze savunma sistemlerini bile ortaya çıkardıklarını söylüyor. Irak'ın kimyasal silah elde etmek için gerekli donanımı yeniden edinmesini saptamanın mümkün olup olmadığı hususunda, Irak'ın, bunu normal yollardan temin etmesinin mümkün olmayıp ancak istihbaratını kullanmak suretiyle yapma girişiminde bulunacağını hatırlatarak, "Silah denetleme görevim sırasında, Irak'ın ülke dışından gizlice silah temin etmesini engellemek için pek çok ülkenin istihbarat birimiyle çalıştım... Irak istihbaratının kurdurduğu, dünyanın dört bir köşesinde faaliyet gösteren, hiç abartısız yüzlerce paravan şirketin listesini çıkardım. Bunları araştırmak için gitmediğimiz yer kalmadı. Yasaklanan maddelerin temin edildiğine dair hiçbir kesin kanıt bulamadık" diyor ve ekliyor: "Irak'ı uydularla ve başka araçlarla gözlediğimiz halde bunların hiçbirini saptamıyoruz."

Kıyamet topu, kıyamet

füzesi masalları ile

uyutulan dünya

Türk medyasında ikide bir rastladığımız şeylerden birisi şudur: Bir harita vardır. Dünyanın orta yerini merkez alan bu haritanın üzerinde suya taş atıldığı zaman ortaya çıkan ve etrafa dalga dalga yayılan türden dalgaları, çemberleri görürsünüz. Bu dalgaların merkez üssü, yani taşın atıldığı yer Irak'tır. Çemberler ise içinde Türkiye'nin de bulunduğu bir çok ülkenin üzerinden geçmektedir. Kastedilen şey, Irak'ın, uzun menzilli füzeler ürettiği, elinde bulundurduğu ve bunların başlığına yerleştirdiği kimyasal, biyolojik vs silahları taa Ankara'lara kadar ulaştırabileceğidir. Bunu görenlerimiz de ister istemez bir korkuya kapılmakta, endişeye düşmekte, Irak'ın haritadan silinmesi gerektiği yolundaki mevcut ABD tezinin yanında yer alma gerektiği inancına kendini kaptırmaktadır.

Ritter ile yapılan söyleşi işte bu, su üstündeki dalga misali haritaların da uydurma olduğunu, Irak'ın elinde yukarılarda belirtildiği şekliyle zaten olmayan kimyasal?biyolojik silahları uzaklara eriştirecek kadar uzun menzilli füzelere sahip bulunmadığını ortaya koymaktadır. Yani Türk kamuoyu olmayan biyolojik?kimyasal silahların olmayan füzelerle tehdit edilme gibi bir 5. kol faaliyeti ile yönlendirilmektedir. Kimyasal ve biyolojik silahları hedefe eriştirme sistemleri konusunda Ritter, şu bilgileri vermektedir:

"Irak'ın 150 kilometreden yüksek menzilli balistik füzelere sahip olması yasak. Ama daha düşük menzilli füze sistemlerine sahip olmasına izin verilmiştir...En azından uzun menzilli balistik füze yapacak kapasitede olmadıklarını söyleyebiliriz. Hatta kısa menzilli balistik füze yapacak kapasiteleri bile yok. Deniyorlar, ama başaramıyorlar. Bu füze programından endişe etmemiz gerektiğini düşünüyorum, çünkü teknolojileri dönüştürmek zor değil, ama Irak'ın aniden uzun menzilli bir füzeyle ortaya çıkabileceği düşüncesi gülünç. Pek çok test gerektiren bir iş bu, üstelik testlerin hepsinin açık havada yapılması gerekiyor. Bu da mutlaka tespit edilecektir." "Elbette şu anda Irak'ta denetçi yok, fabrikaların içinde ne olup bittiğini bilmiyoruz. Ama bunun gerçekten de pek önemi yok, çünkü testleri kapalı mekanda yapamazlar. Roketleri dışarı çıkarmanız, test rampasında ateşlemeniz gerekir. Bu tespit edilebilir. Hiç kimse Irak'ın bunu yaptığına dair bir kanıt saptamış değil. Irak füze testlerini bildirmeye devam ediyor, normalde yılda sekiz ile on iki füze test ediyorlar. Radarlarımız testleri saptıyor, füzelerin özelliklerini ve dert edecek bir şey olmadığını biliyoruz."

İsrail'in bile önemsemediği L?29'lara CIA'nın bakışı

Ritter, bu alanda enteresan bir şey hakkında daha bilgi veriyor. Ritter'in söylediğine göre, CIA, Irak'ın, pilotsuz uçaklara dönüştürdüğü elindeki tek motorlu Çekoslovak yapımı jetleri L?29'ları, kimyasal ve biyolojik silahları taşımakta kullanacak hale getirdiğini sanmış. Bu L?29'lar, çeşitli havaalanlarına dağıtılınca da Irak'ın bunları, Türkiye, Suudi Arabistan ve başka ülkelere saldırmak için hazırladıklarına kanaat getirmiş. Ritter, bunun üzerine İsrail'e gitmiş ve İsrail Hava Kuvvetleri'nin en iyi uzmanlarıyla ve biyologlarıyla konuşmuş. Irak'ın batı sınırına 330 kilometre uzaklıkta olup Irak'ın tehdidi altında olduğu propagandasına tabi tutulduğumuz İsrail'li uzmanların tavrı ne olmuş biliyor musunuz? Bu konuyu hiç önemsememişler bile ve bunun hiçbir anlamı olmadığını söylemişler. Buna rağmen "denetçileri fabrikaya götürdük" diyor Ritter ve şöyle devam ediyor: "Iraklıların L?29'ları CIA'nın belirttiği doğrultuda dönüştürdüklerine dair hiçbir kanıt bulamadık." Buna rağmen CIA ise bugün bile L?29'u potansiyel bir hedefe madde eriştirme aracı olarak nitelemeye devam ediyormuş.

ABD'NİN İKİ YÜZÜ?Bugün, kimyasal silah sahibi olduğu gerekçesiyle Irak'la savaş için çırpınan ABD, dün, kimyasal ve biyolojik silah üretmesine yardımcı olanların başında geliyordu. Washington Post gazetesine göre, ABD, Irak'ın bu silahları geliştirmesinde kilit rol oynadı. 1980?88 İran?Irak savaşına rastlayan dönemin başkanı Ronald Reagan, Başkan Yardımcısı George H.W. Bush, içinde şarbon ile hıyarcıklı veba gibi zehirli kimyasal ve biyolojik virüsler bulunan birçok malzemenin satışına onay verdi. Bugünün Savunma Bakanı Donald Rumsfeld ise, o zaman ABD'nin Irak politikasını belirleyen tesirli kişilerden, "değerli müttefik" Irak'a, hem de kitle imha silahlarını kullandığı dönemde gitmekte beis görmeyenlerdendi.

Adım Adım Sürülen İz

Irak'taki kitle imha silahlarını yok etmekle görevli BM Denetçilerinden Ritter'in anlattıklarına rağmen, her şeyi ortaya çıkaracak ve yok edecek şekilde çalışılıp çalışılmadığı konusunda tereddüt edenler elbette bulunabilir. Bilindiği şekliyle dünyadaki konumunu belirleyen Irak'ın, ne yapıp yapıp bu silahlardan gizlemiş olabileceği ileri sürülebilir. Bu türden fikirlerin gayet doğal karşılanması gerekmekle birlikte, hem Irak'ın bu silahları saklamak için nasıl birtakım mekanizmalara başvurduklarını, hem de bu mekanizmalar karşısında BM denetçilerinin, arkelologlar gibi çalışmak dahil, aradıkları konusunda sonuna kadar nasıl ısrarla devam ettiklerini ortaya koyan örnekler veriyor Ritter. VX sinir gazı olayında olduğu gibi. Ritter, şunları söylüyor:

Arkeologlar gibi

çalışma dahil

"Irak, Sarin ve Tabun ürettiğini kabul ederken uzun süre bir VX üretim programının olduğunu inkâr etti. Ancak denetçilerin yoğun çalışmaları sayesinde programın varlığını ortaya çıkarabildik. Denetçiler Muthanna devlet kuruluşuna gidip Iraklıların araştırma?geliştirme çalışmalarında kullandıkları binayı buldular. Bina savaş sırasında bombalanmış, dev bir beton tavan laboratuvarın ortasına çökmüştü...İçeriye gönderdiğimiz ekip tıpkı devlet adına yeni bir buluntuyu denetlemeye giden arkeologlar gibi çalıştı. Canlarını tehlikeye atmaktan korkmaksızın çatıyı kaldırıp içeri daldılar ve Irak'ın gerçekten de bir VX araştırma?geliştirme laboratuvarına sahip olduğunu gösteren evraklar ve örnekler buldular."

VX sinir gazı önündeki yalan duvarı

"Iraklılar, söyledikleri ilk yalanın açığa çıkması üzerine, 'Programı bildirmedik çünkü hiçbir sonuca ulaşmamıştı. VX'i hiçbir zaman kararlı hale getirmedik' dediler. Denetçiler elbette bu sözlere inanmayıp ısrar ettiler: 'Bu kimyasal maddeler VX imal etmekte kullanılır. Ne kadar VX ürettiniz? Nereye koydunuz?' Iraklılar denetçileri kimyasal maddeleri attıkları tarlaya götürdüler. Denetçiler toprak örnekleri aldılar ve gerçekten de VX bozunum yan ürünleri ve bileşen izleri buldular."

"Ürettikleri maddenin tamamını mı atmışlardı yoksa bir miktarını saklıyorlar mıydı, ne yazık ki öğrenemedik. Bu yüzden nerede depolandıklarını sorduk. Iraklılar bize devasa çelik tanklar gösterdiler. Sovyetler Birliği'nin mazot ve başka sıvı maddelerin sevkiyatında kullanmaları için verdiği bu tankları Iraklılar VX depolamaya uygun hale getirmişlerdi. Tankları inceleyen denetçiler çeperlerin temizlendiğini anladılar. İçlerinde hiçbir şey yoktu. Ama bir denetçi tankların ucunda bir tahliye vanasının olduğunu gördü. Vananın çeperinden örnek alan denetçi ekip kararlı VX buldu."

"Iraklıların ikinci yalanını açığa çıkarmıştık. Geri adım attılar: 'Tamam, haklısınız, VX'i kararlı hale getirdik. Ama size bundan söz etmedik çünkü VX'i hiçbir zaman silah haline getirmedik. Bunu hâlâ bir silah programına dahil etmiş değiliz. VX'i biz kendimiz yok etmeye karar verdik. Yok ettik" dediler.

"Bunun da bir yalan olduğunu ortaya çıkardık. Füze başlığı imha merkezlerinde sökülüp parçalanan SCUD füzelerinde kararlı VX bulduk. Iraklılar VX'i silah haline getirmişlerdi, bize yine yalan söylemişlerdi."

"Kesinlikle Yok"

"... Adım adım izledik, nihayet 1996'da Irak'ın VX sinir gazı fabrikası için özel olarak tedarik ettiği iki yüz sandık cam astarlı üretim donanımı bulduk. Bunu denetçilerden gizlemekteydiler. Bu donanımı imha ettik. Irak böylece VX üretme imkânını kaybetti." "Bütün bunlar sorunların ne kadar çetrefilli olduğunu gösteriyor... Size yalan söylenen bir yerde çalışmanız zor... Irak kararlı VX gazını elinde tutmuş olsa bile, bugüne kadar etkisi kalmazdı. Irak'ın nasıl olup da bu kararlaştırma işlemini gerçekleştirdiği gibi, hâlâ cevap bekleyen gerçek sorular var. Formülden çok küçük sapma bile VX'i bir kaç ay içinde yok eden proteinler yaratıyor, Asıl soru şu: Irak'ta bugün bir VX sinir gazı fabrikası var mı? Kesinlikle yok."

Dost (!) isen her yol mübah

ABD, Irak'a saldırmak için "kimyasal silah" silahını kullanıyor. BM Denetçileri Irak'ı kimyasal silahtan arındırmalarına ve Ritter örneğinde olduğu gibi bunu yüksek perdeden seslendirmelerine rağmen bu silahı kullanmakta ısrar ediyor ABD. Hele hele Saddam Hüseyin'in, Halepçe'de Kürtlere, İran?Irak savaşında da İranlılara karşı kimyasal silah kullanmış olması, ABD'nin, Irak'la savaşılması gerektiği yolundaki söylemlerinin temelini oluşturuyor. Vaktiyle Halepçe'de Kürtlere karşı yapılanı kınamaktan öte bir şey yapmayan ABD'nin bununla yetinmesi bir yana İran olayında önemli bir gerçeğe parmak basıyor kitap. ABD'nin ikiyüzlülüğünü ortaya koyan bu gerçek, Irak'ın, İranlılara karşı kimyasal silah kullandığını bilmesine rağmen Saddam Hüseyin hakkında hiç bir şey yapmaması ve hatta onu desteklemeye devam etmesiydi. Aynı ABD, bugün, , kimyasal silah kullanacağı gerekçesiyle Saddam Hüseyin'e savaş açmak için her şeyi göze almış bulunuyor. O günün dost hanesindeki Saddam, bugün düşman hanesindeydi çünkü. Belkemiğini Ritter'le yapılan söyleşinin oluşturduğu kitapta bu konuda şu bilgiler aktarılıyor: "Nereden bakarsanız bakın Saddam Hüseyin bir canavardır, ama bizim yarattığımız bir canavardır. Tıpkı Coca?Cola ve Oldsmobil gibi bir Amerikan icadıdır. İran'la savaşırken ABD yönetimi Saddam rejimine destek vermişti. Saddam o savaşta tamamen bizim bilgimiz dahilinde, bizim silahlarımızla, paramızla ve askeri istihbaratımızla savaş meydanında kimyasal silah kullanmıştı. ABD Körfez Savaşı sonrasında onu devirmedi ve ?bizim söylemimizden esinlenerek eyleme geçen? Iranlı isyancıların Saddam'ı devirme girişimlerini de engelledi... Bir canavarın yaratılmasına yardım ettik ve onunla birlikte yol aldık. "

"Ağustos 2002'de New York Times'ta, Reagan yönetimi sırasında Irak'a yardım işinde görev alan yüksek rütbeli subayların açıklamalarına ayrıntılarıyla yer veren bir haber yayımlandı. Bu subaylar, Reagan yönetiminin Saddam Hüseyin'in İran'a karşı kimyasal silah kullandığından tamamıyla haberdar olduğunu, ama yine de desteğini sürdürdüğünü iddia ediyorlar. Başkan Reagan, Başkan Yardımcısı Bush ve ulusal güvenlikten sorumlu bazı üst düzey danışmanlar, Amerika'nın, savaş alanında kimyasal silah kullandığını bile bile Irak'a askeri yardımda bulunmasını sağlayan örtülü programı desteklediler."

Yarın: Denetçiler casusluk yapınca
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100