Bu haber kez okundu.

İslam'da zikir
Dördüncü sınıf insan ise, dünya ve din işlerinin ikisiyle de meşguldür. Ancak kalbinde dünya galiptir. Bunun cehennemde kalması uzun sürer. Fakat kalbinde samimi olarak zikrullah varsa, er geç kurtulur. Nefis mübahlardan kesilmezse bir gün harama da düşebilir. Bu sebeple bir kişi dilini gıybet ve fuzuli sözlerden kesmek istiyorsa, onun hakkı sükut etmek, susmaktır. Ancak zikrullah ve din için lazım olan şeyleri okumalı ve söylemelidir. Ta ki bu kimsenin konuşma şehveti ölsün. O zaman konuştuğu vakit ancak hakkı, gerçeği söyler. Böylece susması da, konuşması da ibadet olur. Diğer şehvetler de bununla kıyas edilmeli..."

İbn?i Mesud Hazretleri'nin rivayet ettiği bir hadis?i şerifte Resulullah Efendimiz: "İnsanlar üç kısımdır. Birincisi Allah (cc) Hazretlerini ananlardır ki, bunlar ganimete nail olmuşlardır. İkincisi sükut etmekle selamet bulanlardır. Üçüncüsü batıl sözlere dalanlardır ki, bunlar helak olanlardır."

Yine Allah'ın Resulü, "Nuh (as) vefat ederken iki oğlunu çağırdı. Bunlara~|~, 'Size iki şey emrediyor ve iki şeyi de nehyediyorum. Menetiklerim şirk ile kibirdir. Sizlere Lailaheillallah ile emrediyorum. Çünkü gökler ve yerler ve bunlarda bulunanlar terazinin bir kefesine ve Lailaheillallah da diğer kefesine konsa Lailaheillallah tarafı ağır gelir ve yine yerler ve gökler ve bunların muhteviyatı bir halka olsalar, üzerlerine Lailaheillallah konsa bu halkayı kırar. Sizlere ikinci emrim de, "Subhanellah ve bihamdihi" tesbihidir. Çünkü bu her şeyin namazıdır ve bununla her şey rızıklanır.' dedi." buyurmuştur.

Yine İmam?ı Gazalî şöyle diyor: "Sadaka vermek gayesiyle kazançla uğraşıp dünyaya çalışmak, hiçbir zaman zikrullah ile meşgul olmak derecesine çıkamaz." Bilhassa devamlı zikir ve fikir sayesinde kalple amel yolu açılmış kimselerin bu amel ve ibadetine hiçbir ibadet denk ve eşdeğer olamaz. Esasen bütün amellerde maksat kalpleri mahlukattan Halık'a döndürmektir. Uzlet etmiş kimse için, en mühim hususların birincisi Allah'ın zikrine mani olacak vesveseleri kesmektir.

"Dünyada dinin vereceği meyvenin son mertebesi marifetullahı tahsil etmek ve Allah'ın zikriyle ünsiyet husule getirmektir. Üns (yakınlık) ise devamlı zikirle hasıl olur ve marifet de devamlı fikirle husule gelir. Her kim ki fikir ve zikrin yollarını öğrenmemiştir, marifet ve ünsiyet elde edemez. Esasen tasavvuf, kalbi Allah için masivadan boşaltmak ve masivayı istihkar etmekten ibarettir.

"Sefer esnasında insan zikrullaha ve Kur'an okumaya devam etmelidir. Başkası işitmeyecek kadar. Eğer bir insan kendisine birşey söylerse, zikri bırakıp cevap vermeli, konuşma bitince tekrar zikre devam etmelidir. Seferde gurbet ve gurbette zillet vardır. Dinin izzeti, gurbetin zilletiyle elde edilemez. Binaenaleyh müridin seferi hevayı nefs ve dünya arzularından olmalı, yani heva ve dünya arzularını bırakıp terkederek sefer etmelidir ki, bu gurbette izzeti bulsun. Seferinde havayı nefsine tabi olan şüphesiz eninde sonunda zelil olur."
Anahtar Kelimeler:
islam da zikir
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100