Bu haber kez okundu.

İslam'da zikir
Zikrin türleri

Hâfî zikir de, aynı cehrî zikir gibi Resulullah Efendimizden günümüze ulaşmaktadır. Resulullah Mekke'den Medine'ye hicretleri sırasında mübarek uylukları üstüne oturmuş oldukları halde, bağdaş kurmuş olan yol arkadaşı Hz. Ebubekir'in kulağına hâfî zikri üç kere telkin buyurmuştur. Bu yol, Sıddıkiye ve Bekriyye adlarıyla anılır ki, bu yolu esas alan dört tasavvufî meşrep vardır.

Başta da izah ettiğimiz gibi, Hz. Ebubekir kanalıyla gelen hâfî yol, kişinin ancak kendi duyabileceği kadar bir sesle Allah'ı zikretmesi kuralını esas alır. Hâfîyü'l Meşrep'de kişi, ruhu yüceltme yoluyla Allah'a vuslat eder. Ancak burada önemli olan husus, ruhun yücelmesinin Hâfîyü'l Meşrep denilen yolda oluş sebebiyle olmasıdır. Öte yandan hâfî zikri esas almış bir insanın cehrî, cehrî yola devam eden bir kimsenin de hâfî zikir yapamacağına dair hiçbir delil yoktur. Aynı şekilde nefsi ıslah etme metoduna dayalı olan cehrî meşrepler için de durum böyledir. Her iki metodda olduğu gibi, hâfî zikir~|~de de zikrin kalbe hakim olması ve ihlas sırrı hakimdir. Bu yönüyle hâfî zikir zaten açıktır.

"Dünel cehr" (hafif sesle zikret) emri esasen hâfî zikre delildir.

"Rabbini gönlünden, korkarak, içinden hafif bir sesle sabah akşam zikret, gafillerden olma." âyet?i kerimesi hâfî zikrin şeklini ve nasıl yapılacağını açıkça izah etmektedir. İçinden hafif bir sesle ifadesi, insanın kendi kulağının duyabileceği bir sesle Allah'ı zikretmesini beyan etmektedir.

Resulullah (sav), "Başkalarına duyurulmadan yapılan hafif sesle zikri, aşikare yapılan zikirden yetmiş kat daha efdaldir." buyurdu. Yine Resulullah (sav), "Kıyamet günü Allah hesaplarını görmek için melekûtü toplar. Hafaza melekleri tesbit ettiklerini ve yazdıklarını getirirler. Allah bu meleklere, 'Bakın, falan kulumun tesbit edilmedik bir şeyi kaldı mı?' buyurur. Melekler, 'Ya Rabbi bildiğimiz ve tesbit ettiğimiz hiçbir şeyi bırakmadık, hepsini tesbit ettik ve yazdık.' derler. Bunun üzerine Allahu Teala kuluna hitaben, 'Ben senin de bilmediğin gizli bir amelini biliyorum. Sana o amelinin mükafatını vereceğim. Bu amelin gizli yaptığın zikirdir.' buyurur." dedi.

İnsan yaratılış gayesi gereği bir seferde bir vuslat yolundadır. Bu yolun yolcusu olan insana, salik denir. Bu yolda seyretmeye, yürümeye de seyr ü sülük denir. Bu kalbî bir yolculuktur. Bir keyfiyet yolculuğudur. Kötü ahlâkın terki ve ahlâk?ı hamidenin kazanılmasıyla neticelenir. Yol hassastır. Bu yolda yürümek maharet ister. Asıl mesele, bu yoldaki engelleri kaldırmak, gidişatı kolaylaştırmaktır.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100