Bu haber kez okundu.

İslam'da Zikir
"Andolsun ki bize size (gerekeni) açık açık bildiren âyetler, sizden önce yaşayıp gitmiş olanlardan örnekler ve takvaya ulaşmış kimseler için öğütler indirdik. Allah, göklerin ve yerin nûrudur. O'nun nûrunun temsili, içinde lamba bulunan bir kandillik gibidir. O lamba kristal bir fanus içindedir; o fanus da sanki inciye benzer bir yıldız gibidir ki, doğuya da, batıya da nisbet edilemeyen mübarek bir ağaçtan, yani zeytinden (çıkan yağdan) tutuşturulur. Onun yağı, neredeyse kendisine ateş değmese dahi ışık verir. (Bu,) nûr üstüne nûrdur. Allah dilediği kimseyi nûruna eriştirir. Allah insanlara (işte böyle) temsiller getirir. Allah her şeyi bilir. (Bu kandil) birtakım evlerdedir ki, Allah (o evlerin) yücelmesine ve içlerinde isminin anılmasına izin vermiştir. Orada sabah akşam O'nu (öyle kimseler) tesbih eder ki; Onlar, ne ticaret ne de alış?verişin kendilerini Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoyamadığı insanlardır. Onlar, kalplerin ve gözlerin allak bullak olduğu ~|~bir günden korkarlar."

Zikrullah esnasında insanın masiva ile meşguliyeti sebebiyle Hak'tan (cc) gafil olmaması ve de zikrin bereketinin gönüllerde tecellisi için zikrin manasını yaşaması, zikrin sırrını gaflete boğdurmaması gerekmektedir. Zira gaflet halindeki zikrin bereketi olmaz. Duyu organlarıyla yahut başka yollarla insanın kalbine dolan masivadan ve objelerin suretlerinden kurtularak kulağı, gözü ve gönlü mürşid?i kâmile raptetmek, zikrin tecellilerine erdirir. Zira Hak dostları hatırlanıp görüldüğünde Allah hatıra gelir. Nitekim, "Dikkat ediniz, Allah'ın dostları için korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır..... Dünyada ve ahirette ilahi muştular onlaradır." ayet?i kerimesi nazil olduğu zaman, Sahabe?i Kiram, bu bahtiyar kulların kimler olduğunu Hz. Peygamber'e (sav) sorarlar. Efendimiz (sav), "Onlar o kimselerdir ki görüldüklerinde Allah hatıra gelir" buyururlar. Böylece "görüldüğünde Allah'ın hatıra geldiği kullara" gönül raptedilir ve rabıta edilirse, insan hem dili ve hem de kalbiyle Hakk'ı hatırlayan bir kıvama erişir.

Rabıta ile insan, Allah'ın ismini en güzel lisan ve en samimi gönül ile zikretme imkânı elde eder. Zira dillerin ve gönüllerin en güzeli Allah dostlarınınkidir. İnsan kendi dili ve gönlü ile değil de; rabıta etmek suretiyle lisanı ve gönlü mürşidinin lisanı ve gönlü imiş gibi zikrederse bahşedilen nurdan istifade eder. Kâmil bir tevhid zikrinin berekti hasıl olur. Zira Allah, hadis?i kudsî de "sevdiği kulunun gören gözü, işiten kulağı yüryen ayağı olduğunu" beyan ederken, Hak dostlarındaki ilahi bereket ve nasib dikkat çekmektedir.
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100