19 Aralık 2006 Salı 00:00
123 Okunma
Kültür'den Mevlana özel sayısı
3 ayda bir yayınlanan Kültür dergisi hazırladığı Hz. Mevlânâ özel sayısıyla okuyucusuyla buluştu. Kültür dergisi medeniyetimizin kilometre taşlarını anlamaya ve anlatmaya devam ediyor ~|~

Feridüddin Attar, Mevlânâ'nın muhterem pederlerine "Bu senin oğlun çok zaman geçmeyecek alemde yüreği yanıkların yüreğine ateşler salacak" demişti. Hazretin aşk ateşi günümüzde de aşıkların yüreklerini bir kor gibi dağlamakta. İlginç olan odur ki bu derdin dermanı da Mevlânâ'da ve onun insanlığa ışık tutan eserlerindedir. Hiç şüphe yok ki Mevlânâ insanları, Allah'ı (cc) çok sevdiği için seviyordu. O'nun insan sevgisini yanlış anlayanlar tıpkı Yunus'a yaptıkları gibi bu mukaddes duyguyu hümanizm ile anlatmaya çalışmak gibi büyük bir yanlışlığın içine düştüler.

Modern dünya tüm değerlerimizin içini büyük bir hızla boşaltmaya devam ediyor. Allah aşkı ile sema eden Mevlevilerin yerini düğünlerde, özel günlerde adeta bir folklor gurubu gibi sahneye çıkan semâzenler almaya başladı. Oysa hak aşıkları çok iyi bilirler ki, semâ,  bedenle değil ruh ile yapılır. Bu anlamda Cemâlnur Sargut Hanımefendi'nin "Sema" adlı yazısı Mevleviliğin en temel sembolünün hem teknik olarak aşamalarını ve sistematiğini hem de manevi açıdan ulaşılmak istenen menzilini kapsamlı bir şekilde açıklamaktadır.

Yine son dönem popüler tartışmalarından biri olan Mevlanâ'nın kadına bakışını Prof. Dr. Mehmet Demirci incelemiş. Prof. Dr. Ahmet Yüksel Özemre vehmin İslam düşüncesinde yarattığı olumsuzluğu Mesnevi penceresinden bakarak ilginç bir araştırmaya imza atmış. Emine Yeniterzi "MEVLÂNÂ'nın eserlerinde aşık ve zahide dair görüşler" başlıklı yazısında Hüdâvendigar'ın akıl ve aşk üzerine yaptığı değerlendirmeleri karşılaştırmış.

Mesnevi çalışmalarıyla yakından tanıdığımız Prof. Dr. Cihan Okuyucu ise MEVLÂNÂ'nın bu eserinden hareketle insanın mahiyetinin ve hayattaki görevinin ne olduğu sorusuna cevap arıyor. Emin Işık ise "Mesnevi dünyasında kendini aramak" adlı yazısıyla insanoğlunun hayatının her devresinde yaşadığı ontolojik sorunları MEVLÂNÂ'nın dilinden izah etmeye çalışmış.

İsmail Güleç mesnevi şerhlerinin içerisinde çok önemli bir yeri olan İsmail Hakkı Bursavî'nin Rûhü'l?Mesnevi'sini anlatıyor. Nilgün Açık Önkaş, "Klasik Türk Şiirinde MEVLÂNÂ'nın Yeri"ni değerlendirirken, Mustafa Özçelik "MEVLÂNÂ'ya adanmış şiirleri" yazısıyla MEVLÂNÂ'nın edebiyatımızda durduğu yeri açıklamış. Sezai Küçük ise MEVLÂNÂ'nın ve Mevlevilerin ölüme bakışını yani düğün gecesi olarak nitelendirilen Şeb?i Aruz'u anlatmış.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100