Bu haber kez okundu.

Lâtifeler
Derler ki, Yâkup Mirzâ'nın anası, Tebriz'de, bol mal ve hesapsız akçe sarfedip, cennet bahçelerinde bir köşk gibi yüce bir saray bina ettirir. Havernak köşkü gibi tavanını Rûmî, Hatâyî süslemelerle öbek öbek, çiçek, dal ve yapraklarla, lacivert renkli ve altın yaldızlı nakışlarla süsletir. Sonra şeyhi Rûşenî Dede Hazretlerini o cennet köşkü gibi gönül açıcı ve parlak saraya dâvet eder ve özür dileyerek:

?Arzumuz, bu gönül açıcı, güzel sarayın ilk defa Hazret?i Şeyh'in gelmesiyle kutsallık kazanıp onun ayağının tozuyla şeref bulmasıydı. Allah'a hamda ve minnetler olsun" müyesser ve mukadder oldu der.

Rûşeni Dede de memnuniyetini arzedip Hâtuna:

?Gayet hoş ve güzel saray yaptırmış ve pek yüksek tavanına hayret verici, gönül çekici ve ay gibi parlak resimler nakış ettirmişsin, fakat, sırtüstü yatmayınca, arzunca bakıp tamamiyle seyr edemezsin der.

***

Bir gün Baba Sevdâyî'ye Bay Sunkur Mirzâ takılır:

?Bu büyük ayakkabılarla ve patır kütür, bu kadar gürültüyle yürüyerek evine gidiyor~|~sun. Demiyor musun ki, hâneye misafir gelmiştir, ev halkı ile yiyip, içip, sohbet edip eğlenmektedir? Şimdi bunun gürültüsünü işitip öbür kapıdan çıkıp gider? Sevdâyî:

?Hay iyilikler sultanı, söyle ben ne yapayım? Pâdişâh değiliz ki davulla dümbelekle varayım!..

Lamiizâde Abdullah Çelebi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100