Bu haber kez okundu.

Lâtifeler
Anlatırlar ki, şair Ebu'l-Gaynâ bir gün Hemedan'dan Isfahan'a yöneldi. Ve aradan bir kaç gün geçtikten sonra Isfahan'a vardı. Meğer o gün şehrin halkı, sinekle harp ederlermiş. Bu ara nasılsa kaza ile, bir taş Ebu'l-Gaynâ'nın başına rastlayıp yarılır. Ebu'l-Gaynâ, bela tufanının baştan aştığını görünce hemen başını alıp bir yana gider. Eskiden bir tanıdığı vardır, onu arayıp sorup bulamayınca ve kimse de misafirliğe kendine bir yer vermeyince akşama doğru bir sığınacak yer bulur. Aç, susuz orada kalır. Sabah olunca şehrin melikinin yanına varır. Melik:

Ne gün geldin ey Ebu'l-Gaynâ? der. Ebu'l-Gaynâ:

"Fî yevmi nahsin müstemirrin" (Uğursuzluğu devamlı bir günde).

- Ne saatte idi?

- "Fî sâati'l-usrati" (Zorluk saatinde).

- Ya nerede kaldın?

- "Bi râdin gayri zî zer'in" (Çorak bir derede).

Yine Melik sorar:

- Ya, orada ne yedin içtin?

- "Taâmen zâ gussatin ve azâben elîmen" (Boğaza takılan bu yiyecekle, elem verici bir azap).

- Ya şimdi durumun nasıl?

- "Lâ tüs'el an ashabi'l-c~|~ahîm" (Cehennemdekileri sorma).

- Burada çok duracak mısın?

- İlâ yevmi'l-vakti'l-ma'lûm" (Belli bir vakte kadar duracağım).

- Gidinceye kadar bizimle olsan olmaz mı?

- "İnneke len testeti' maiye sabren" (Sen benimle sabredemezsin, bana katlanamazsın.)

Melike, Ebu'l-Gaynâ'nın bu Kur'an'dan iktibas (alıntı)larla anında cevapları çok hoş gelir ve bol iyillik ve ihsanlarda bulunur.

Lamiizâde Abdullah Çelebi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100