Bu haber kez okundu.

Lâtifeler
Bu hakîrin mahallesinde kötü huylu, inatçı bir zengin vardı. Onu ismiyle tarife ve lakabıyla vasıflandırmaya değmez. Bir gün irfan sahibi, Müslüman bir kardeşin onun civarında yerleşip yurt edinmesine sebep olmuştum. Bu azîz zaman zaman hoş nağmelerle gâh Kur'an tilâvet eder ve gâh da irfân sâhiplerinin sözlerinden okurdu.

O şahıs ise, gönlü kara, tiyneti pis ve cibilliyeti bozuk birisi olduğundan o azîz dostun hali kendi gaflet uykusuna mâni oluyormuş. Onun ruh açıcı ve gönül ferahlatıcı nağmelerinden huzursuz oluyormuş.

Bir gün bu hakîrle o katı gönüllü yolda karşılaştık. Bana:

? Şu bize komşu ettiğiniz dost kimdir? Ki, sabah akşam, vakitli vakitsiz, durup dinlenmeden, tekrar tekrar tabiatımıza uymayan gazeller söyleyip, bizi yerimizden göçmek mecburiyetinde bıraktı, dedi. Ben o ona:

? Niçin öyle dersin? O, dili düzgün, sesi hoş ve kıraatı güzel, mükemmel Kur'an ve Mesnevi okuyan bir azîzdir. Onda kötü iş ve fena sıfat ne arar dedim. Cevap verdi:

? Hay efendi, bir kimseye azîz d~|~emek büyük hatadır. Allah'ın adını bir aşağılığa vermek yakışır mı?

? Öyle ya, bundan sonra sana mü'min demem, çünkü mü'min de Allah'ın şerefli isimlerinden biridir.

Lamiizâde Abdullah Çelebi
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100