15 Ekim 2005 Cumartesi 00:00
201 Okunma
Mesnevi'den
Hakk'ın Tercümanlığı 
~|~ Bir müddet kölelik, sonra zindanda yalnızlık, gariplik, çile, ızdırab, meşakkat, riyazat ve nefs mücahedesini müteakip Mısır'a ve gönüllere sultan olan Hz. Yusuf (a.s.);
Sabrın bileyi taşı ve teslîmiyetin zirvesindeki Hz. Eyyûb (a.s.);
Esrar-ı ilahiyeyi Hz. Mûsa'ya talim eden Hz. Hızır (a.s.);
Tevhîd sancağını meşrıkdan mağribe taşıyan Hz. Zülkarneyn (a.s.);
Ahmak Firavun'u Kızıldeniz'in girdaplarında yok eden mûcizeli, asâlı Hz. Musa (a.s.);
Büyük bir vecd halinde, istiğfar, dua ve zikrin hakîkatinde derinleşerek karanlıkları aşan Hz. Yunus (a.s.);
Zikri ile dağları, taşları, vahşî hayvanları istiğrak haline getiren Hz. Davud (a.s.); Yüz senelik bir ölümden sonra tekrar diriltilerek, kıyametteki yeniden yaratılışa misal olan Hz. Üzeyr (a.s.);
Testere ile ikiye bölünürken dahi "aah!" demeden tevekkül ve teslimiyetini muhafaza eden mazlum peygamber Hz. Zekeriya (a.s.);
Babası gibi ölümü şehitlikle karşılayan Hz. Yahya (a.s.);
Muazzam Dünya serveti ve tasarrufunu kalbinin dışında taşıyan Hz. Süleyman (a.s.); Farik vasfı nefis tezkiyesi olan ve iltica tazarrûsu ile hastalara şifa veren, ölüleri dirilten, semavî Hz. İsa (a.s.);
Nihayet Hira'dan Cihanı uyandıran ve insanlığı nûra gark eden Hz. Muhammed Mustafa (s.a.), hep bu gayb aleminin tercümanlığını şerefle îfa ettiler. Peygamberlerin fanî hayatlarıyla kaim olan bu ilahî vazîfe, onların Dünya sahnesinden çekilmeleri ile nihayete ermeyip, veresetü'l-enbiya olan ulema ve meşayıhın dest-i mübarekleri ile kıyamete kadar devam edecektir.
İnsanın en çok muhtaç olduğu, kalb gözü ile görebilmek, kalb kulağı ile işitebilmektir. Kur'an-ı Kerîm'de buyrulduğu gibi, "sağır" ve "a'ma" olanlar, Dünya ve Ahiret mahrumlarıdır.
Neml sûresi 80-81. ayetlerinde;
"Elbette sen ölülere duyuramazsın! Arkalarını dönüp giderlerken sağırlara o daveti işittiremezsin!"
"Sen körleri sapıklıklarından çevirip doğru yola getiremezsin. Ancak ayetlerimize inanıp da teslîm olanlara duyurabilirsin!." buyrulur.
Küfür, isyan, zulüm ve haksızlık tarihi, ilahî intikam tatbîkatının dehşetli örnekleri ile doludur. Allah'a (c.c.) ve peygamberlerin gösterdiği yola muhalefet ve isyan edenlerin, er-geç ilahî kudretin acı azabı ve çetin tecellîleri ile karşılaşmaları kaçınılmaz bir mecburiyet ve değişmez ilahî bir kanundur.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100