14 Haziran 2001 Perşembe 00:00
200 Okunma
Misafir Kalem
Tarihin fonksiyonu

Kitap standlarının sultanlar (Safiye-Sultan, Nurbanu Sultan, Kösem Sultan) tarafından işgal edildiği bugünlerde, insan aklı ister istemez tarihin nasıl bu kadar popüler olduğuna takılıyor. Öyle ki best-seller sıfatı kazandırılan bu eserlerin herbiri bir diğerinin yayınına zemin hazırlıyor ve önceleri psikolojiye duyulan ilgi yavaş yavaş tarihe kayıyor.

Aslında mevcut durumu "bilgilenme ihtiyacından kaynaklanan okuma arzusu" şeklinde ele almak pek safdillik olur. Çünkü okumaların türü okurun niteliğini ortaya koyuyor. Çok kanallı TV öncesi Türkiye'sinin gazete fotoromanlarından beyaz dizilere terfi eden kitapseverler yayın hayatını etkiliyor. Ve bu kitlenin temel özelliği hayatı, magazin-selleştirme eğiliminde kabulleniyor olması. Öyle ki aynı toplumsal katmanın, tarihin en girift dönemlerini adeta Harem'in penceresinden izlemesi bize televole kültürünü ifşa ediyor.

Medyada egemenlik kuran üç öğenin (eğlence-şiddet-cinsellik) son dönem edebiyatına yansıması bir ras~|~lantı olmasa gerek. Bu, zamanı tükettikçe yaşadığını sanan ve böylece alışverişi ayine dönüştüren, giyinip, yediklerinden başka, denizi, doğayı ve hatta müziği bile tüketen insan edebiyatta da aynı tavrını sürdürüyor.

Tarihî roman yazma iddiasındaki en temel problemin "bugünün değerleriyle dünü algılama yanılgısı" olduğunu düşünüyorum. İşte aynı yanılgının uzantısıdır ki sözü edilen eserlerde günah ile haz eşdeğer tutulup helali sıradanlaştırma eğilimi ağır basıyor. Şeytanı bile utanca sürükleyen bir yaklaşımla ibadet hayatı ele alınıyor, böylelikle düne ait "kutsal" olan ne varsa bugün basitleştirilmeye çalışılıyor.

Her ne kadar yazarlarının tarihî romanda özgür düşündükleri ve belgelere dayanmadıkları ifade edilse de okuyucu dünü çarpık tanıyor. Çünkü neşredilen tarihî romanların "tarihî" kısmı zihinlerde yer ediyor.

Böylelikle "yüce devlet" yerine "önce birey" anlayışına sahip katmanlara 80'lik Tiryaki Hasan Paşa'nın sağlığına dikkat etmeden ne diye Kanije'de çile çektiğini anlatmak ya da hayatındaki kutsal alanları vicdana indirgemiş bireylere Yemen türküsünü ve yahut şehitlik makamını tefsir etmek pek açıklayıcı olamıyor.

Eğer tarih okumalarını popüler olmaktan çıkarıp fonksiyonel hale getiremezsek, yani dün yaşananlar bugün bize yaşamadığımız tecrübeleri kazandırmazsa La Fonten'den yetişkinlere masallar dinlesek fena mı olur?

Mehmet Maruf
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100