11 Aralık 2004 Cumartesi 00:00
268 Okunma
Orta Asya'dan Anadolu'ya Kutsal Göç
Osmanlı medeniyetine beşiklik eden, yiğitlerimize mezar, gazilerimize siper olan Balkan yolculuğuna çıkıyoruz Edirne'nden başlayarak. Osmanlılar tarafından kurulan 600 yıllık kültür ve medeniyetin izlerini Bulgaristan'da bulmak ümidiyle hareket ediyoruz zaman tünelinde

Türklerin Orta Asya bozkırları, Altay dağları ve Ergenekon'dan başlayan göçleri asırlarca devam etmiş, Beylikler ve Devletler kurulmuş, Türk göçleri en çok Anadolu'da karar kılmıştır. İslamiyet'i kendi istekleri ile kabul eden Türk Milleti Karahanlılar'la başlayan bir çok devletin kurulmasına imza atmışlardır.

n İnsanlık Osmanlı'nın adaletini arıyor

Oğuz Türkleri'nin "Günhan" kolu, Kayı aşiretine bağlı olan Osmanlılar, Selçukluların dağılmasından sonra Söğüt ve Domaniç'te kurdukları beyliğin 600 yıl devam edeceğini kendileri de bilmiyordu. Söğüt ve Domaniç ovalarında temeli atılan Osmanlı medeniyetinin 700 yılı tüm dünya tarafından ilgi ile takip edilmekte. Asırlar sonra bile Osmanlı'nın kurduğu idari ve sosyal sistem ve medeniyet, gündemdeki yerini bütün tazeliği ile korumaktadır.

3 kıtada 623 yıl hüküm süren 20 milyon M2'lik toprak üstünde 50 kadar ülkeye sahip olan 36 Padişah, 219 Sadrazam ve 129 Şeyhülislamın idaresinde çok uluslu ve çok dinli milletleri bir arada tutmayı başaran, birbiri ile kaynaştırıp asırlarca idare eden Osmanlılardan başka bir başka devleti tarih kaydetmemiştir..

Dünya barışını tehdit eden Ortadoğu ve balkanlardaki devlet ve milletler en huzurlu günlerini Osmanlı döneminde yaşamıştır. Filistin ve İsrail Savaşı'nın sona ermesi ve barış sürecinin başlatılması için Osmanlı'nın uyguladığı yöntemlerden medet umulmakta, Osmanlı'nın bir çok alanda uyguladığı yöntem ve ilkeler gelişmiş dünya ülkeleri tarafından bugün kabul görmektedir.

n Türkler Rumeli topraklarında

Osmanlı balkanlarda asırlarca barış ve huzur içinde hüküm sürdü. Bu ülkelerin başında 485 yıllık bir süre ile Bulgaristan geliyor. Aradan bir asır geçmesine rağmen, Ortadoğu, Balkanlar, Afrika, Kafkaslar'da halen Osmanlı medeniyetinden izler bulunuyor. Osmanlı'nın mühürleri her yerde "Ben varım" diye haykırıyor..

Osmanlı'nın Rumeli'ye geçişi ayrı bir destandır. 1357 yılında Süleyman Paşa komutasındaki Osmanlı birliğinde Hacı İlbey, Ecebey, Gazi Fazıl bey, Evranos Bey ve Akçakoca beyler gibi 80 seçkin gazi sallarla Rumeli'ye geçen Osmanlı Türkleri geçmişte 17 kez Rumeli'ye geçtikleri halde buralarda kalamayan dedelerinin de ruhlarını şad ediyordu.

Edirne'den sonra Balkan dağlarına eteklerinde Sofya'ya kurulan Rumeli beylerbeyliğinin Osmanlı yönetiminde çok önemli yeri bulunmuyor. Paşa ünvanı da verilen Rumeli beylerbeyliği asırlarca Sofya'dan idare edilmiş. Bu eyalete bağlı sancaklardan da söz edelim. İşte Sofya'ya bağlı sancaklardan bazıları: Mora, Üsküp, Yanya, Selanik, Elbasan, Pizren, Ohri, Köstendil, Delvina, Avlonya, Dukagin, Alacahisar, Vılçitirin, Semendire ve Yanova.

Tuna ve İşkodra eyaletlerinde, Rumeli beylerbeyliğinden sonra kurulmuş. Bir çok bölgeye medeniyet götürülmüş, Tuna Nehri'nin Osmanlı Türk tarihinde çok önemli yeri vardı. Akıncı beyleri kılıç kuşanarak Tuna nehri üzerinden geçtikleri sayılarla Akıncı beylerinin rütbe almasında kaynak teşkil ediyordu. Almanya'nın Tuna şehrinden doğan Tuna nehri üzerindeki Osmanlı bir çok medeniyet kurmuş. Osmanlı'nın kurduğu medeniyet izleri Tuna nehrinde kendisini göstermekte, gezip görenleri büyülemektedir.

n Osmanlı'ya nefes

aldıran fetih

Rumeli, Osmanlı Cihan devletinin yüzlerce yıl hüküm sürüp medeniyet kurduğu bölgelerdir. Rumeli Beylerbeyi tarafından idare edilen bu yerlerde bugün bir çok devlet bulunuyor. Osmanlı'dan sonra bir biri ile selamlaşan bu milletler Dünya barışını tehdit ederken, Osmanlı'nın geçmişteki siyasi ve idari otoritesini de gösteriyor.

Balkanlar ve özellikle Bulgaristan'ın Osmanlı Cihan devletinde çok önemli yeri var. Bulgaristan fethedildikten sonra Osmanlının; Balkanlar, Afrika, Ortadoğu ve Kafkaslarda önü açılmış, İstanbul, Bulgaristan fethedildikten sonra alınabilmiştir. Balkanların Osmanlılar tarafından fethi, İslam aleminde de büyük bir nefes aldırmıştır. Acımasız Haçlı orduları Balkanların fethedilmesinden sonra önleri kesilmiş. Osmanlı dışındaki İslam ülkeleri Haçlı ordularının saldırısından Osmanlılar sayesinde kurtulmuştur.

n Bulgaristan'da Osmanlı medeniyetinin izleri

600 yıl Osmanlı medeniyetine beşiklik eden, yiğitlere mezar, gazilere siper olan Koca Balkanlar... Balkanlarda Osmanlılar tarafından kurulan 600 yıllık kültür ve medeniyeti araştırmak için, zaman tünelinde Balkanlara, yolculuğa çıkıyoruz..

Osmanlı'ya bir asra yakın başkentlik yapmış Edirne'den başlayan belgesel çekimimize, muhteşem Selimiye Cami'nin önünden başladık...

Edirne, Fatihi'nin doğum yeri, Murad?ı Hüdavendigar'ın Balkanlara seferler düzenlediği mekan. Bir zamanlar 400 camisi ile muhteşem Osmanlı şehri...

Osmanlı'nın 485 yıl kaldığı Balkanlardaki ilk durağımız Bulgaristan'dayız. Balkan dağlarının ikiye böldüğü; Filibe, Harmanlı, Kazanlık, Köstendil, Vidin, Plevne, Niğbolu, Şumen, Rusçuk, Silistre, Varna, Burgaz, Aytos, Silven şehirleri... Osmanlı Rus savaşının yapıldığı, tarihe altın harflerle geçen Plevne ve Şıpka savaşlarına sahne olan Bulgaristan'dayız.

n Bulgaristan'da Osmanlı mührü

Tarih boyu bir çok medeniyete beşiklik eden Sofya, tarihin her döneminde önemini korusa da Osmanlı dönemindeki medeniyet eserlerinden bugün fazla bir şey kalmamıştır. I.Murat tarafından 1378'de Osmanlı topraklarına katılan Sofya, Rumeli beylerbeyinin eyalet merkeziydi, 1540 yılında bu eyalete 25 sancak bağlıydı. Osmanlı medeniyetine ait 170 vakıf eserinden bir zamanlar 82 cami ve bir çok Osmanlı eserleri bulunan Sofya'da bugün 1456 yılında yapılan Seyfullah Efendi camisi kalmıştır.

Seyfullah Efendi camisinin minaresinden ezan okunuyor... Caminin içi Osmanlı Türk süsleme sanatının en güzel örnekleri ile bezenmiş. Camiye Banyabaşı Camisi de deniyor. Osmanlı, gittiği her yerde camii, mektep, çeşme, han ve medrese yanında mutlaka hamamını da yapmıştır. Fatih Camii'nin hemen arkasında hamam her halinden Osmanlı Türk eseri olduğunu görünüyor. Osmanlı'nın Balkanlara vurduğu mührünün halen tüm ihtişamı ile kendini gösterdiği belki asırlarca göstereceğini düşünerek Sofya'da yolumuza devam ediyoruz. Bulgaristan Cumhurbaşkanlığı binası, Parlamento binası ve hemen yanıbaşındaki Mahmut Paşa Camii... Bu cami bugün Arkeoloji Müzesi olarak kullanılıyor. Dev gökdelenlerin yanında bu eser ayrı bir mimari zarafet örneği. Ressamlar binası olarak kullanılan tarihî Türk konağı ise bütün ihtişamı ve farklı mimarî stili ile dimdik ayakta. Cumhurbaşkanlığı köşkü olarak kullanılmak istenen bu bina ressamların karşı çıkması ile resim galerisi ve sergi salonu olarak kalmayı başarmış nasılsa... Sofya'da 1528 yılında Kanunî Sultan Süleyman'ın emri ile Mimar Sinan'ın yaptığı eşsiz bir mimari güzellik taşıyan Kara Camii 1903 yılında ne yazık ki, kiliseye çevrilmiş bulunuyor! Caminin yeşillikler içindeki bahçesinin etrafı belli ki sarıklı mezar taşlarının süslediği asırlık mezarlık idi, ne hazindir ki, buralar da artık park haline getirilmiş.

n Türkiye Büyükelçiliği'ni ziyaret

Sofya'ya gelip de Türkiye Büyükelçiliğini ziyaret etmeden geçmek olur mu? Sofya Büyükelçisi Tahsin Burcuoğlu önemli açıklamalar yapıyor. Keşke, Türkiye'yi dışarıda temsil eden diğer büyükelçilerimiz de Tahsin bey gibi olabilse.

Sofya'da Hak ve Özgürlükler Partisi Genel Merkezinde, Genel Başkan yardımcısı Kasım Dal'dan bilgi alıyoruz. HÖH'ün, 19 Milletvekili, 29 şehir Belediye Başkanı, 240 Muhtarlık seçimlerini kazandığını açıklayıp, hak ve özgürlük mücadelesi verdiklerini söylüyor.

~|~
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100