25 Eylül 2002 Çarşamba 00:00
574 Okunma
Osmanlı'dan günümüze hayvansal ilaçlar
Osmanlı döneminde, "ayı yağından deveyağına", "alabalık yağından balık nefsine" kadar çeşitli hayvanların belirli yerlerinden alınan yağlar, birtakım işlemlerden geçirilerek bazı hastalıkların tedavisinde kullanılıyordu.

Kaşalot balığı ile gelen şifa

Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Demirhan Erdemir, "Osmanlı Arşiv Belgelerine ve Bazı Türkçe Tıp Yazmalarına Göre, Bazı Hayvansal İlaçların Türk Tıp Tarihindeki Yeri ve Bazı Sonuçları" konulu araştırma yaptı. 14. Türk Tarih Kongresi'nde de bildiri olarak sunulan Prof. Dr. Erdemir`in araştırmasına göre, halk arasında "akamber" olarak tanınan ve tropikal denizlerde yaşayan Kaşalot balığından elde edilen kül renginde, balmumu kıvamında bir madde, Osmanlı döneminde "kalp kuvvetlendirici, güç ve iştah artırıcı" olarak kullanılıyordu. Günümüzde kozmetikte koku verici ve sabitleştirici olarak kullanılan akamber, halk arasında da güç ve kuvveti artırıcı macunların bileşimine katılıyor.

Alabalık, kırık ve çıkık~|~larda kullanılırdı

16 ve 18. yüzyıllar arasında, aktar defterlerinde sıkça rastlanan alabalık yağı ise kırık?çıkık ve burkulma tedavilerinde kullanılıyordu. Bunun için zeytinyağında kaynatılan alabalık bekletilerek çürütülüyor ve elde edilen yağ, sabunlu ılık suyla yıkanan hasta bölgeye sarılıyordu. Ayrıca kapanmayan yaralara da alabalık yağı sürülüyordu. Halk tedavilerinde özellikle yumuşatıcı bir etki yapan alabalık yağına, günümüzde de bazı bileşimlerde yer veriliyor. Ayı yağı da Osmanlı döneminde halkın tedavi amacıyla sık başvurduğu maddelerden biriydi... Ayının dokularından elde edilen katıyağ, kırık?çıkık ve burkulmalarda dışarıdan kullanılırken, bronşit tedavisi için ağızdan alınıyordu.

Öte yandan, ayı yağı, 10. yüzyılda İngiltere'de boyun iltihaplanmasına, 13. yüzyılda Fransa'da ise gut hastalığına karşı kullanılıyordu. Devenin hörgüçlerinden alınan yağ da ağrı, sızı ve burkulmalarda yumuşatıcı olarak hasta bölgeye uygulanıyordu. Bu uygulamada, hasta bölge sabunlu ılık su ile banyo yapıldıktan ve bu yağla yağlandıktan sonra sarılıyordu. Diğer kullanımda ise ağrıyan yere deve yağı ile masaj yapılıyordu. Eski Hint tıbbında bir ilaç olarak bilinen deve yağından, İslam tıbbında hemoroid tedavisinde yararlanılıyordu.

Balık nefsi ve balmumu

Kaşalot balığının burunlarına yakın açılan deliklerden çıkarılan sıvının çeşitli işlemlerden geçirilmesiyle elde edilen ``Balık nefsi``de Osmanlı`nın ilaç olarak kullandığı maddelerden biriydi...

Balık nefsi, o dönemde ``göğüs yumuşatıcı`` olarak kullanıldığı gibi çeşitli krem ve preparatların bileşimine de katılıyordu. Balın boşaltılmasından sonra peteklerin eritilmesiyle elde edilen balmumu da yüzlerce yıl yaygın olarak tedavi amaçlı kullanıldı. Hekim Nidai`nin 16. yüzyılda Türkçe kaleme aldığı tıp yazmasında, balmumunun, halk arasında ve tıpta kullanılış şekillerinden örnekler verilirken, bu maddenin frengi hastalığının yanı sıra hemoroid ve egzama için hazırlanan preparatların bileşimine hem yumuşatıcı hem de bağlayıcı olarak konulduğu belirtiliyor.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100