Bu haber kez okundu.

Sargı Yeri’nde ağlayan servi
Denize yakın toprakların gerisindeki tepelerin eteklerindeki tarlalara ayçiçeği ve buğday ekilir. Haziran ve temmuz aylarında ay çiçek tarlalarının görünüşünü seyretmeye doyum olmaz. Bir de deniz sahilinde hafif bir esinti olduğunda beyaz dalgaların sahile vurması esnasında çıkan seslerin insanı düşündüren görüntüsü. 
Gelibolu Yarımadasının Seddülbahir’e yakın kuzey kısmında bulunan tepeler eteğindeki Zığındere’nin hikayesi ise bambaşkadır, insanı düşündüren. 
28 Haziran günü 1915 tarihinde denizin mavi sularını yararak sahile yaklaşan düşman gemilerinde bulunan topların birbiri peşi sıra ateşlendi.  Karşıda bulunan tepelerden beyaz dumanlar yükselmeye başladı. Bomba atan gemilerin sayısı üç idi. Aynı zamanda sahile çıkarma yapılmış binlerce asker de ileri doğru hareket ediyordu. İngiliz askerlerinin ilerlemesini kolaylaştırmak için denizdeki gemilerden Türklerin bulunduğu tepelere ve vadilere sürekli ateş açılmıştı. 
Türklerin Zığındere adını verdikleri yerde bulunan ırmağın suyu azalmış, kuruma seviyesine gelmişti. Dere yatağını çevreleyen topraklarda çam ve ardıç ağaçları vardı. Ağaçların altında da kurulmuş beyaz çadırlar, içinde yaşayan on binlerce asker. Kimisi yaralı, kimisi hasta. Sağlık görevlileri sürekli koşturuyor. Yaralı askerlerin yaraları sarılıyor, pansuman yapılıyor, iğne vuruluyor… Sedye üzerinde ameliyatlar yapılıyor.  Hasta ve yaralıların durumu içler acısı… Ağrılarını gözyaşlarını belli etmek istemeyen askerlerin sessiz bakışlarının gerisinde yaşanan bir ölüm kalım savaşının veya vatan mücadelesinin destanlaşan olayları var.  Askeri belgelerde “Sahra Hastanesi” olarak yazılan ve açık alanda, tarlaların içinde ağaçların altında yaşayan askerlerin acil ihtiyacı ilaç veya yaralarının sarılması. 

Gökyüzünden ateş yağıyor

Düşman saldırısının başlaması ile birlikte deniz kıyısına kadar yaklaşan gemilerde bulunan topların namlularından fırlayan bombalar Zığındere’de kıyametlerin yaşanmasına sebep oldu. Gökyüzünden ateş yağıyor, yer sarsılıyor. Savunmasız ve hasta yatağında ilaç ve bir tas çorba ve ekmek bekleyen savunmasız insanlar üzerine geliyor. Zığındere’de seyyar hastanelerde ve çadırlarda sağlık hizmetleri alan askerlerin sayısı 50 bine kadar çıkmış. İçlerinde esir alınmış düşman askerleri de var. Onlara da yardımcı oluyor Kızılay bağlı doktorlar, hemşireler ve sıhhiye askerleri. 
Düşman saldırıları 5 Temmuz 1915 tarihinde bittiğinde geride bıraktıkları manzara tarih belgelerine “insan cesetleri tarlası” olarak yazıldı.  Sağlık hizmetleri alan savunmasız 18.000 asker hiçbir savaş kuralına uymayan saldırganların attığı bombalar, mermilerle son nefesini vermişti. Zığındere’nin suları kurumuştu ama derenin her karış toprağında insan kanı su olup akmıştı. Çam ağaçları, ardıç ağaçları şahitti yaşananlara. Zığındere’ye uzanan toprak yolun kıyısında bulunan servi ağacı da yaşanan vahşete dayanamadı, üzüntüsünden gövdesindeki damarlar kıvrılmaya başladı. SARGI BEZİ şeklini aldı. Yaşanan olaylar hiç unutulmasın insanlar bana bakarak sargı yeri ve Zığındere’de yaşananları hep hatırlasın diye.  
Çanakkale’de düşmana karşı vatan mücadelesi verilirken Adanalılar da kendi imkanları ile yardımcı olmak için seferber oldular. Adana’da pamuk bol miktarda yetişiyordu. Çanakkale savaşında en fazla ihtiyaç duyulan şey ise sargı bezi ve mikrop kapmayı önleyecek olan temizlenmiş (idrofil) pamuktu. Adana şehir merkezinde ve Abidin Paşa caddesinin Taşköprüye yakın yerindeki ana cadde üzerinde bulunan Güleklizade Mustafa Rifat Efendi Eczanesinin atelyesinde sürekli olarak idrofil pamuk ve sargı bezi yapıldı. Çuvallara yerleştirildi. Deve kervanları veya tren vagonları ile Çanakkale cephesine gönderildi. 

Sargı Yeri’nde aziz hatıra

Zığındere’de yaşanan olayların içinde bulunan kumandan Nuri Bey, aradan geçen yıllar sonra 1942 yılı içinde Genelkurmay Başkanı olmuştu. Meslek hayatının en heyecanlı günlerinde Zığındere savaşına katılmış ve orada yaşananları gözleri ile görmüştü. Yeniden Gelibolu Yarımadasına geldi. Ayçiçekleri ve buğdayların yetiştiği tarlalar arasında sessizce akan Zığındere yöresinde SARGI YERİ olayının hatırası olan insan cesetleri ve kemikleri toplattırdı. Şehit olan binlerce askerden geriye kalan kemikler toplandığında bir dağ gibi yığıldı ve o halde fotoğrafı çekildi. Sonra Nuri Yamut Paşa, Zığındere yöresinde çam ağaçlarının bulunduğu yerde kendi adı verilen anıtı yaptırdı. Anıtın zemin kısmında da tertemiz vatan toprağını kanları ile sulayan şehit askerler kemikleri kondu. Eğer bir gün yolunuz Çanakkale savaşlarının hatırası olan SARGI YERİ’ne uğrarsanız sizi çam ağaçlarının içinde ve yol kıyısında bulunan gövdesi kıvrım kıvrım ardıç ağacı karşılar. Bir de yanı başında ayakta iki asker anıtı. Askerlerden birisi yaralı arkadaşı taşımaktadır. 
SARGI YERİNDE şehit olanların soyundan gelenler bir an içinde olsa internette ve GOOGLE EARTH sitesindeki uydu haritası önlerine geldiğinde SARGI YERİ yazarlarsa kısa sürede denizin mavi sularının yakınında, tarlalar ve ağaçlar arasında SARGI YERİ ŞEHİTLİĞİ yazısını göreceklerdir.  Görüntüye biraz daha yaklaşıldığında ise atalarımızın dedelerimizin destan yazdığı her karış toprağı şehit kanları ile sulanan vatan topraklarının sessiz ama düşündüren görüntüsü ve hikayesini hatırlayacaklardır.
Cezmi Yurtsever / Tarihçi-Yazar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100