04 Nisan 2007 Çarşamba 00:00
407 Okunma
Sarı Gelin bizim türkümüz
Türk araştırmacıları, geçmişi Osmanlı'ya dayanan ve son dönemlerin en popüler parçalarından biri haline gelen 'Sarı Gelin' türküsünün Ermeni eseri olduğu yönünde ortaya atılan iddiaları belgeleriyle çürüttü ~|~

Aralarında Arif Sağ, İbrahim Erkal ile Yavuz Bingöl'ün de bulunduğu sanatçıların albümünde yer alan ve bazı filmlere jenerik müziği olan 'Sarı Gelin' türküsünde adı geçen gelinin bir Ermeni kızı olduğunun öne sürülmesiyle başlayan tartışmalara son nokta konuldu. Araştırmacı Yunus Zeyrek tarafından hazırlanan "Sarı Gelin Türküsü ve Efsanesi" isimli araştırmada, türkünün çıkış noktası, yazıldığı dönem ve kahramanları incelendi.

'Sarı Gelin' türküsünün Kuzey Anadolu'da ortaya çıktığının anlatıldığı araştırmada, türküde adı geçen gelinin, eski çağlardan beri Çoruh ve Kür ırmakları boyunda yaşayan Türk olan Kıpçak Beyi'nin kızı olduğu belirtildi. Türklerin büyük bir kolunu teşkil eden Kıpçakların diğer bir adının 'Kuman' olduğunun hatırlatıldığı araştırmada, diğer kavimlerin ise Kıpçakları 'sarışın' anlamına gelen bu isimle andığı kaydedildi. 'Sarı Gelin' türküsüne ilişkin Erzurum ve Kars bölgesinde yaşanılan farklı efsanelerin anlatıldığını dile getirilen araştırmada, ancak hiçbirinde Ermeni izine rastlanılmadığı ifade edildi.

Kuvvetli deliller var

'Sarı Gelin' türküsünün ortaya çıktığı coğrafyada Türk unsurunun hakim olduğunun vurgulandığı araştırmada, şu ifadelere yer verildi: "Ermeniler ise bir azınlıktır. Büyük imparatorluklar kurmuş bir milletin, kendi himayesinde yasayan bir azınlıktan türkü, hele oyun havası alması uzak bir ihtimaldir. İkinci bir husus da türkünün dayandığı mevcut folklor malzemesidir. Bu malzeme olmasaydı, türkünün kaynağı meçhul kalacaktı. O zaman, bir propagandaya malzeme olsa da, türkünün Ermeni mahsulü olup olmadığı tartışılabilirdi. Halbuki durum öyle değil. Türküyü ortaya çıkaran kuvvetli halk edebiyatı verilerine sahibiz. Osmanlı Devleti zamanında, Türk'ün sadece kuvveti değil kültürü de üstündü. Bu üstünlük, diğer kavimleri de derinden etkilemiştir. Klasik müziğimizdeki Ermeni besteciler, bunun açık delilidir. Bizim ruhumuzu terennüm eden nağmeleri onlara çaldıran ve söyleten, bizim kültürümüzün zenginliği ve derinliğidir. Ermenilerin aşık edebiyatımızdaki yeri üzerinde layıkıyla durulmamıştır. Bilhassa XIX. yüzyılda çok güçlü olan aşık edebiyatımızın etkisinde kalan Ermeni aşıklar bulunmaktadır. Buna en canlı örnek, Ahilkelekli Kenziya'dır".
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner122

banner121