05 Ocak 2002 Cumartesi 00:00
204 Okunma
Sevilmek
Geçenlerde şöyle bir söz işittim: "Gönül fethetmek isteyen iyilik yapsın".

Bu söz üzerinde bir müddet düşündüm. Tabii ki gönül herşeye ve herkese meyletmiyordu. Bu nedenle de fethedilmesi gerekirdi. Gönülün lügat manası; sevgi, istek, düşünüş, anma ve hatır gibi yürekte varsayılan duygunun kaynağı olduğuna göre her ademoğlunda bulunur ve her ademoğlu hepimizin bildiği gibi sevmeye ve sevilmeye fıtraten ihtiyaçlı yaratılmıştır. Etrafımızdakilerin bizi sevmelerini, düşünmelerini, sık sık anıp hatırlamalarını istememiz fıtratın gereği son derece doğal bir istektir. Fakat içinde bulunduğumuz şu zaman diliminde görmekteyim ki, sevmekten çok sevilme arzusundayız. İşte sorun burada başlıyor...

Biz ne kadar yalın bir şekilde istersek isteyelim bu sevgiyi hak etmedikten sonra bize asla verilmeyecektir. Çünkü gelişi güzel hareketlerle gönüller genelde fethedilemiyor. Nadir de olsa bunun tersi durumlarda şu iki şey söz konusu olabilir. Ya kişinin karakterinde bir takım güzel huylar ağır basmak~|~tadır, çaba sarfetmeden olduğu gibi davranır. ya da fıtratlar yakındır, aralarında bir çekim vardır. Bu gibi durumlarda dahi aradaki bu gönül birliğinin zaman içinde eriyip, kaybolmaması için az da olsa bir gayret gerekir. Çünkü bizler emeksiz davranışlarla, olduğumuz yerde sayarken, iyilikleri bizden fazla olan bir başkasının, o dostumuzun kalbinde daha geniş bir yer bulacağı kesindir. Şu durumda nereden bakacak olursak olalım, sevilmeyi arzulayan herkes karşısındakine iyilikte bulunabilecek kadar onu sevmek durumundadır. Ancak "bu dünyada güzel davrananlara, güzel mükaat vardır" (Nahl: 30).

Gel?gitlerimizin derin çalkantlarına kapılıp, kendimizi sevgiden nasipsiz zannettiğimizde; bir yandan başımızı soğuk bir duvara yaslayıp, bir yandan içimizi kaplayan o yalnızlık duygusuyla başbaşa kaldığımızda, hep bu gerçeği düşünmeliyiz. Dünyada yapıp?ettiğimiz herşeyin bir yansımadan ibaret olduğunu anlamalıyız. Bunu farkedemediğimiz taktirde nice dostluklar, komşuluklar ve aileler yok olup gider. Çoğumuz "sevmek fedakarlık ister" sözünü biliriz, ama, sevilmenin de bir yönlü fedakarlık istediğini akıl edemeyiz.

Sevgili Peygamberimiz (sav) bir duasında "Allah'ım, facir bir kimsenin nimetini bana nasip etme ki, sevgime mazhar olmasın" (İhya?u Ulûmi'd ?din, 2. cilt, S: 399 İmam Gazali) buyurmuştur. İşte bu dua Allah'ın elçisinin takipçilerine bir ipucu vermiyor mu?

Kendimizi sevdirecek olduğumuz kişilerin gönüllerine giden yollar da farklıdır. Bu farklı yollara farklı metodlarla ulaşılabilir. Birine iyilik olarak yapacağımız onunla oturup sohbet etmek olurken, diğerine maddi yardım olabilir. Bir başkasına ise bir tebessüm yetebilir. Burada önemli olan onun ihtiyaç noktasını yakalayabilmektir. Bu ihtiyaç noktalarını keşfedip, ona göre iyi davranışta bulunanlara bakın Yüce Allah (cc) ne buyuruyor; "İman edip de iyi davranışlarda bulunanlara gelince, onlar için çok merhametli olan Allah, (gönüllerde) bir sevgi yaratacaktır". (Meryem: 36). Bizi sevenlerin sayısı da bu şekilde zaman içinde artacaktır.

Yüce yaratan önce Kur'an ve sünnete uyarak sevgisine mazhar olabilmeyi, ardından da nice gönülleri fethedebilmeyi tüm müminlere nasip etsin!..

Hümeyra EZERGÜL
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100