25 Ocak 2004 Pazar 00:00
208 Okunma
Seyyid Burhanettin hazretlerine EMANET
Bu zamana kadar babasının tedrisatında ve mânevî terbiyesinde yetişen Hazreti Mevlâna bundan sonra babasının halifelerinden Seyyid Burhaneddîn Hazretleri'nin terbiyesi ile yetişmiştir. Esasen Mevlâna'nın hayatında üç büyük irşad ehlinin olduğunu görürüz. Bunlardan birisi ve ilki, çocukluk ve delikanlılık dönemlerinin yanında geçtiği kendi öz babası Sultan'ul?Ulemâ Bahaeddin Veled Hazretleri; ikincisi nefis tezkiyesinde onu çok ciddi bir gönül adamı yapacak, nefis merdivenlerinden yükselebilmesi için engin bir çileye sokacak olan büyük mürşid Seyyid Burhaneddin Hazretleri, üçüncüsü, aşk ülkesindeki vuslat kapısı Şems'dir. Diyebiliriz ki Mevlâna'nın mânevî hayatındaki cenin dönemi babasıyla; çocukluk, gençlik, delikanlılık dönemi Seyyid Burhaneddin'le; aşk dönemi ise Şems?i Tebrizî ile geçmiştir.

Seyyid Burhaneddin Hazretleri, Bahaeddin Veled'in metoduna göre, devamlı oruç ibadeti ile Hazreti Mevlâna'ya nefsini tezkiye ettirmiştir. O'na göre (ve gerçek de odur ki) ârifin kalbindeki mari~|~fet nurunun ortaya çıkıp parlayabilmesi için açlık şarttır. Seyyid Burhaneddin Mevlâna'ya bunu yaptırmıştır. Mevlâna o kadar yükselmiştir ki, Konya'dan ayrılıp Kayseri'ye yerleşmek isteyen mürşidi Seyyid Burhaneddin'e gönül etmiş, bindiği katırı bu nazla devirerek mürşidinin ayağının kırılmasına sebep olmuştur. Seyyid Burhaneddin Hazretleri de, ayağı kırılmasına rağmen, bu istidatlı talebesine kızması gerekirken tatlı bir tebessümle yanındakilere "Bizi Celâleddîn göndermiyor" diyerek geri dönmüştür.

Ne var ki, Kayseri'ye gitmeye kararlı olan Seyyid Burhaneddin bir müddet sonra "bir postta iki arslan oturmaz" gerekçesiyle Konya'dan ayrılmıştır.

Mevlâna'nın bundan sonra Şems?i Tebrizî ile karşılaşıncaya kadar hayatı medresede talebelerine ders vermek, halkı ikaz ve irşad etmekle geçmiştir.

Günlerden bir gün, mânânın bahar, maddenin de sonbahar mevsimini yaşadığı bir gündü. Konya'ya alışılmamış tipte meczup bir veli gelmişti. Adı Şems?i Tebrizî. Kâinatın her zerresinde, mahlukatın her cinsinde, duran ve hareket eden her maddede Allah'ın tecellisini gören bu zat o kadar kendinden geçmişti ki, nazar ettiği her noktanın yanmaması mümkün değildi. O, bütün bakışlarında aradan çekilir, âlemi seyredinin kim olduğunu gayet iyi bilirdi.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100