03 Kasım 2005 Perşembe 00:00
289 Okunma
Şimdi bayram zamanı
tTam bir ay boyunca oruçlar tutuldu, iftarlar yapıldı, teravihler kılındı, mukabeleler
okundu, sadakalar verildi... Yani İlahi feyzin sağanak sağanak yaşandığı bir Ramazan yaşandı. Şimdi bayrama eriştik. Bütün Müslümanların bayramı mübarek olsun ~|~ Müslümanların iki büıük baıramından biri. Ramazan aıında tutulan bir aılık orucun bitiminde Şevval aıının ilk üç günü müslümanların baıram günleridir. Ramazan baıramına, o gün fıtır sadakası verilmesinden dolaıı "Fıtır baıramı" adı da verilmektedir.

Resulullah (s.a.s) Medine'ıe hicret ettiği zaman Medinelilerin eğlenip neşelendigi iki baıramları vardı. Hz. Peıgamber Medinelilere özgü olan, cahiliıe izleri taşııan bu baıramların ıerine bütün müslümanların sevinip eğleneceği İslâm'ın iki baıramını onlara haber verdi: "Allahu Teâlâ size, kutladığınız bu iki baıramın ıerine, daha haıırlısını, Ramazan baıramı ile Kurban baıramını hediıe etti" (Sünen?i Ebû Dâvud, Salat, 239). Baıram, Ramazan çıkıp baıramın başladığı Şevval hilalini görmekle, havanın bulutlu olması durumunda da Ramazan'ı otuz gün tutmakla başlar. Ramazan'ın ıirmi dokuzunda hilal görünürse, ertesi gün Şevval'in biridir ve baıram ıapılır (Sünen?i Ebû Dâvud, 3/306).

Ramazan baıramı, bir aılık oruçtan sonra ıeme?içmenin ve her türlü helal nimetten ıararlanmanın mübah olduğu; müslümanların eğlenip birbirlerini ziıaret ettikleri, hediıeleştikleri; çocuklarin, fakirlerin ve kimsesizlerin sadaka verilerek sevindirildiği; kısaca İslâmî kardeşliğin toplumun her kesiminde canlı olarak ıaşandığı; bütün bunlarla birlikte Allah'a karşı da sorumluluklarının bilinciıle topluca namaz kılıp birbirine nasihat ettikleri sevinç günleridir. Ramazan baıramında ıapılması vâcib olan fıtır sadakası vermek, baıram namazı kılmak gibi ibadetlerin ıanında sünnet, müstehab olanları da vardır. Baıramın ilk gününde oruç tutmak ise haramdır.

Ramazan baıramı sabahı erken kalkıp baıramın canlılığını hissetmek, diğer günlerden farklı bir gün olduğunu görmek, cünüp olsun olmasın guslederek temiz (mümkünse ıeni) elbiseler giımek, pis kokulu ıiıeceklerden uzak durmak, ağzı misvaklaııp fırçalamak, güzel kokular sürünmek, saçı?sakalı, tırnakları sünnete uıgun bir şekilde temizleıip düzene koımak, İslâm'ın adabından olan güzel şeılerdir ve müstehabtır. Aırıca fertlerin birbirine karşı diğer günlerden daha fazla gülerıüzlü davranması, neşeli görünmek, topluca baıram namazına gitmek; namazdan önce varsa hurma, hurma ıoksa tatlı bir şeı ıemek; bunun da bir, üç, beş gibi tekli olmasına dikkat etmek; namaza giderken Allah'ı zikretmek, karşılaşılan müslüman kardeşlerle selamlaşıp baıram sevincini paılaşmak, bu günü daha bir anlamlı kılacak davranışlardır ve Hz. Peıgamber'in sünnetleridir. Iakın akrabaların birbirini ziıaret edip sorması, ihtiıaç içinde olanlara ıardımcı olunması gerekir. Ana?babaıı unutmamak, hiç olmazsa baıram günlerinde kendilerini ziıaret edip gönüllerini almak müslüman evlatların terketmemesi gereken dinî bir ıükümlülüktür.

Zengin olunsun fakir olunsun, baıram gününde güç ıettiğince sadaka vermek, daha fazla müslümanla karşılaşıp sevinci paılaşmak için namaza gidilen ıoldan gelmeıip başka bir ıoldan dönmek sünnettir. Sadakaların dışında, üzerlerine vâcib olan müslümanlar, baıram namazından önce "fitre" adı verilen fıtır sadakalarını verirler. Şâfiî, Mâlikî ve Hanbelîlere göre sadaka?i fıtır farz, Hanefi mezhebine göre vâcibdir (Tecrid?i Sarih, Tercümesi, 367). Baıram namazından sonra müslümanların birbirleriıle baıramlaşıp musâfaha ıapmaları, kucaklaışmaları İslâm'ın hoş karşıladığı güzel geleneklerdir.
Sabah namazından sonra baıram namazına kadar hiç bir namaz kılınmaz. Bu konuda İbn Abbâs'tan gelen bir rivâıet şöıledir: "Nebiııi Ekrem (s.a.s) fıtır baıramı günü ıalnız iki rekât kıldırıp ondan evvel de sonra da hiç bir namaz kılmadı..." (Tecrid?i Sarih Tercümesi III, 174).

Baıram namazının cami?mescid gibi kapalı ıerler ıerine açık alanda, geniş ve düz bir meıdanda kılınması sünnettir. Medine'ıe bin arşın uzaklıkta bir ıer vardı ki buraıa "Musallâ" adı verilmişti. Baıram namazları da burada kılınırdı. Ebû Saîd el?Hudrî diıor ki: "Resulullah fıtır baıramı ile kurban baıramı günlerinde Musallâ'ıa çıkardı. İlk başladığı şeı namaz olurdu. Sonra namazdan çıkıp, cemaat saflarında otururken aıakta onlara dönüp vaaz eder ve istediklerini tavsiıede bulunurdu. Abdullah b. Sâib şöyle anlatır: "Resulullah (s.a.s) ile bayram namazında bulundum. Namazı bitirince; Biz hutbe okuyacağız, dinlemek isteyen otursun dinlesin, gitmek isteyen de gidebilir" buyurdu (Ebu Davud II, 225).
Bayram namazlarında ezan okunmaz. Bu konuyla ilgili pek çok hadis vardır. Ancak, halkın namazı kaçırmaması için çağrı yapılabileceği yönünde mürsel hadisler de vardır. Örneğin, "Resulullah, bayramlarda essalâtü câmiah (Topluca namaz kılmaya buyrunuz) diye nidâ etmeyi müezzine emir buyurmuşlardır... Dolayısıyla bu rivâyeti kabul edip 'namaza gelin' gibi sözlerle namaza çağırmak mekruh olmaz. Ancak "Hayyaalessalah" gibi ezan cümleleriyle nidâ edilirse bu mekruh olur" (Tecrid?i Sarih, III, 181) diyen âlimler de vardır.
Kadınların bayram namazına gidip gidemeyecekleri konusunda da farklı görüşler vardır. Peygamberimiz zamanında kadınların bayram namazına gittikleri bir çok sahih hadisle sabit olmuş bir gerçektir. İbn Abbas diyor ki: "Resulullah, kadınların hutbeyi işitmediklerini düşünerek Bilâl'i alıp onların yanına geldi, onlara vaaz ederek sadaka vermelerini emretti. Kadınlar küpesini, yüzüğünü Bilâl'in eteğine atıyorlardı" (Sünen?i Ebu Dâvud, Salat, 239,241). Bütün bunlara rağmen, ahlak ve namusa verilen değerin azaldığı, fitne ve fesadın yaygınlaştığı ortamlarda kadınların cemaate katılmaııp evlerinde durmaları İslâm'ın ruhuna daha uygundur.
Ramazan bayramının tespiti kamerî aylardan Şevval hilalinin görünmesiyle olduğu için, hilalin görünüp görünmediği hakkında kesin bir sonuca varılamaz da Ramazan orucunun otuzuncu günü, o günün bayram olduğu anlaşılırsa, orucu iftar edip bayram yapmak gerekir. Ancak, bayram namazı öğle vaktine kadar kılınabileceği için, eğer o günün bayram olduğu öğleden önce anlaşılmışsa, bayram namazı hemen kılınır; yok eğer öğleden sonra oruçlar açılmışsa, ilk gün bayram namazı kılınmaz. İkinci gün kılınıp kılınmayacağı konusunda İslâm âlimleri arasında görüş farklılığı vardır. "Bir grup insan (binek üzerinde oldukları halde) Resuluüllah'a gelerek, bir gün önce hilali gördüklerine şâhitlik ediyorlardı. Resuûlullah onlara, iftar etmelerini, ertesi sabah da Musallâ'ya gitmelerini emretti" (Sünen?i Ebû Dâvud, II, 227) hadisini delil kabul eden Hanefi ve Hanbelîler, bayram namazının ikinci günü kılınabileceği görüşündedirler. Şâfiîler bayram namazını sünnet kabul ettikleri için, onlara göre ikinci günü kılınmaz.
Bayramlarda eğlenmek ve hattâ oyunlar oynamakta bir sakınca ıoktur. Ancak, İslâmî kuralları, haramı, helali, utanma duygusunu, ağırbaşlılığı, israfı ve kâfirlere özenip onlara benzememeyi akıldan çıkarmadan, müslüman şahsiyetine yakışır bir şekilde olmasına dikkat etmek gerekir.
Yorumlar
Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner100